Colour türkçesi Colour nedir
- Boyamak.
- [#renk Renklendirmek].
- Maske.
- Renklenmek.
- Ton.
- Canlılık.
- Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge. belli bir dalga boyundaki elektromıknatıssal ışınımın niteliği.
- Hareketlilik.
- Yüz rengi.
- Bet beniz.
- Boya.
- Renk değiştirmek.
- Boya renklendirmek.
- İçyüzü.
- Gerçek yüz.
- Ten rengi.
- Renk.
- Çarpıtmak.
- Algılamanın niteliğinde, ışığın görüntüsel bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı türden olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir algılanmanın belirtisi. renk bir dalga uzunluğudur. örnek ; kırmızı, görüntüsü açısından en uzun, mor ise en kısa dalga uzunluğu içindedir.
- Forma.
- Dış görünüş.
- Nüans.
- Coşkunluk.
- Etkilemek.
- Kimya alanında kullanılır.
- Renk duyumu.
- Yüzü kızarmak.
- Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği.
- Renk vermek.
Colour ile ilgili cümleler
English: History books write that after the Mongol invasion of Baghdad, many books were thrown into the Tigris River and therefore the colour of the river turned blue with the ink of books.
Turkish: Tarih kitapları Moğolların Bağdat'ı işgalinden sonra birçok kitabın Dicle Nehri'ne atıldığını ve bu yüzden nehrin renginin kitapların mürekkebiyle maviye döndüğünü yazıyor.
English: I like the colour yellow.
Turkish: Sarı rengi severim.
English: Ali is red-green colour blind.
Turkish: Ali kırmızı yeşil renk körü.
English: I don't like the colour of this house.
Turkish: Bu evin rengini beğenmedim.
English: Every colour has a meaning.
Turkish: Her rengin bir anlamı var.
Colour ingilizcede ne demek, Colour nerede nasıl kullanılır?
Colour adaptation : Gözün renkli ışığa alışma süreci. gözün renkli ışığa alışması sonundaki durum. Renksel uyma. Gözün renkli ışığa alışma süreci ve sonucu.
Colour anodizing : Renk anotlaması.
Colour atlas : Renk atlası. Renkleri görsel karşılaştırmayla değerlendirmeye yarayan boyalı örnekler dizisi.
Colour balance : Renk dengesi.
Colour bar : Zencilerin beyazlarla aynı etkinliklere katılmasını önleyen engel. Renk çubuğu.
Colour blindness : Renkkörlüğü. Renk körlüğü.
Colour carrier : Renk taşıyıcısı.
Colour center : Renk merkezi.
Colour blind : Renk körü.
Colour breakup : Renk çözülmesi.
İngilizce Colour Türkçe anlamı, Colour eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Colour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Chromas : Renk parlaklığı. Renksel parlaklık. Renk berraklığı. Renk koyuluğu. Bağıl türsellik. Renk doygunluğu.
Casts : Rol dağıtımı. Alçı (medikal tıp terimi). Tip. Boşaltım (hayvanlarda). Eğrilik. Biçim. Olta iğnesi. Kalıp. Zoka. Az bir miktar.
Effusion : Efüzyon. Taşma. Bolluk. Bir dokuya veya vücut boşluğuna eksudat veya transudat niteliğinde sıvı sızması. eksudat veya transudat. Çok ufak bir delikten, tek tük gaz özdeciklerinin kaçması olayı. Açılma. Akıtma. Basınç altındaki uçunların küçük gözeneklerden geçişi; özdeş koşullarda değişik ucunların bağıl sızım hızları değişiktir. Akma.
Embellish : Süsleyerek güzelleştirmek. Renk getirmek. Kendi düşüncelerini katarak süslemek. Renk katmak. Süslemek. Güzelleştirmek. Süs. Abartmak. Donamak. Ayrıntılar eklemek.
Brios : Heves.
Expression : Deyim. Ekspresyon. Deyiş. Duygularını katma. Eda. Anlatım. Bir anlam taşıyan sözlü ya da yazılı bildirim. Sıkma. Bir genin kendini ifade etmesi, fonksiyonel protein üretimi.
Animations : Heyecan. Animasyon. Şevk. Çizgi film yapma. Canlandırma.
Engraining : Ham iken boyamak. İliğine geçirme. Boyayı iyice emdirme. Odun gibi görünmesini sağlama. İçine işletme. İçine işletmek. Ham iken boyama. Boyama.
Garbles : Değiştirmek. Üzerinde oynama yapmak. Tahrif. Tahrif etmek. Yanlış bir şekilde anlatmak. Yanlış bir şekilde nakletmek. Bozma. Bozmak. Saptırmak.
Ornament : Süslenme. Süslemek. Bezeme. Övünç kaynağı. Gurur kaynağı. Ziynet. Süsleme. Temelinde dinsel-büyüsel inançlar; kişinin kendini saydırma ve toplumsal yerini belirleme isteği; zenginlik, cinsel istek uyandırma vb. nedenlerle sırasında birtakım acılara da katlanarak gövdenin belli yerlerinin doğal biçimini ve görüşünü türlü yollarla değiştirme ya da iyice belirtme; bu amaçla incik boncuk takınma, boyalar sürünme ve giyinme, a. bk. diş biçimini değiştiririn, dövmecilik, gövde sakatlama, kafatası biçimini değiştirim, yarayla bezenim. Takı. Tezyinat.
Colour synonyms : miniate, pigment, metric ton, dyestuffs, aliphatic compounds, catch up, become red in the face, dye, brio, colors, tinctured, enthusiasm, forma, dictate, uniforms, buff, couleur, alacrities, visor, chroma, brisk, tinge, brisks, appearances, enliven, pigmenting, colour up, chord, garble, chording, t, decorate, jinks.
Colour zıt anlamlı kelimeler, Colour kelime anlamı
Black and white : Aklı karalı. Siyah beyaz. Siyah beyaz resim. Yazı. Siyah ve beyaz. Basılı şey.
Colorful : Canlı. Renkli. Rengarenk. Renk renk. Ala. Hareketli. Parlak.
Colorless : Donuk. Tarafsız. Renksiz. Yansız. Soluk. Solgun. Anlamsız. Tekdüze. Cansız. Silik.
Colour antonyms : uninterestingness.
Colour ingilizce tanımı, definition of Colour
Colour kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : [Bakınız: Color].

Bu kısımda Colour kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Colour ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Colour anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Colour ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.