Effusion türkçesi Effusion nedir

  • Akma.
  • Lav taşması.
  • Coşkunluk.
  • Çok ufak bir delikten, tek tük gaz özdeciklerinin kaçması olayı.
  • Bir dokuya veya vücut boşluğuna eksudat veya transudat niteliğinde sıvı sızması. eksudat veya transudat.
  • Açılma.
  • Sızım.
  • Dökme.
  • Sızınım.
  • Akıtma.
  • Bolluk.
  • Efüzyon.
  • Fizik, kimya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Taşma.
  • İçini dökme.
  • Dışarı akma.
  • Taşkınlık.
  • Magmanın yanardağdan ya da yarıklardan dışarı akması.
  • Basınç altındaki uçunların küçük gözeneklerden geçişi; özdeş koşullarda değişik ucunların bağıl sızım hızları değişiktir.

Effusion ingilizcede ne demek, Effusion nerede nasıl kullanılır?

Effusion of blood : Kanın damarlardan başka dokulara akması.

Pericardial effusion : Perikard sıvısı. Perikard epanşmanı. Perikardial efüzyon. Perikard efüzyonu. Kalp kesesi içinde sıvı toplanması. Perikardiyal effüzyon.

Pleural effusion : Göğüs boşluğunda sıvı toplanması. Plevral efüzyon. Plöral effüzyon. Plevral effüzyon.

Effusions : Akıtma. Açılma. Taşkınlık. Bolluk. İçini dökme. Coşkunluk. Akma. Efüzyon.

Effusing : Yayılmak. Dışarı akma. Dışarı taşma. Dışarı akan. Sızdırmak. Açılmak. Dışarı taşan. Dışarı akıtmak. Dökmek. Sızmak.

Effulge : Parıldamak.

Effuse : Sızmak. Yaymak. Yayılmış, ince tabaka halinde yayılmış. Taşmak. Taşırmak. Yayılmış. Akmak. Sızdırmak. Efüz.

 

Effused : Sızdırmak. Dışarı akıtmak. Açılmak. Dışarı taşmış. Yayılmak. Sızmak. Dışarı akmış. Dökmek.

Effulgent : Parlak olarak ışıldayan. Parlak. Işık saçan. Şaşaalı. Görkemli.

Effulgences : Parlaklık. Görkem. İhtişam. Şaşaa. Parıltı.

İngilizce Effusion Türkçe anlamı, Effusion eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Effusion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Placing : Yerini belirlemek. Yerine koyma. Yerleştirmek. Ismarlamak. Yazdırmak (tel.). Tahsisli satış. Oturtmak. Yatırmak (para).

Outpouring : Taşırma. Karşı konulamaz duygu. Dışa vurum. Dökülme.

Dilation : Uzak benzeşim. Dilasyon. Genişleme veya genişletilme. Büyüme. Genleşme. Dilatasyon. Yayılma. Genişleme.

Divergences : Tutmazlık. Ayrılık. Farklılık. Mübayenet. Fark. Fikir ayrılığı. Diverjans. Görüş ayrılığı. Tehalüf.

Clamorousness : Şamatacılık. Yaygaracı olma. Vayvaycılık. Gürültü. Gürültülü olma. Patırtılı olma. Gürültücülük.

In bulk : Toptan. Açık. Ambalajsız. Gülmek. Yığın halinde. Büyük miktarda. Dökme olarak.

Bountifulness : Çokluk. Gürlük. Cömertlik.

Affluence : Çokluk. Varlık. Zenginlik. Servet. Mebzul. Varsıllık. Refah.

Baring : Kabuğunu kaldırma. Örtüsünü kaldırma. Soyma. Gösterme. Açığa çıkarma. Missouri eyaletinde şehir. Kaplamasını kaldırma. Göster.

Ebulliency : Kaynayıp taşma. Galeyan.

Effusion synonyms : acting out, bawdiness, dilatation, exudation, draining, effluences, cyclones, drifting, cornucopias, encrochment, outflow, clarification, decant, flood, tappings, clarifications, scrolling, denude, dilatations, explosion, boisterousness, pouring, colour, drifty, effusions, flowing, deployment, denudes, enthusiasm, flux, driftiest, efflux, divergence.

 

Effusion ingilizce tanımı, definition of Effusion

Effusion kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, effusion of water, of blood, of grace, of words, and the like. The act of pouring out.