Placing türkçesi Placing nedir
- Görevlendirmek.
- Yatırmak (para).
- [#yerleştirme Yerleştirmek].
- Yatırım yapmak.
- Tahsisli satış.
- Yerini belirlemek.
- Uçantop oyununda top kendinde olan tarafın, karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı alması.
- Koymak.
- Oturtmak.
- Vermek (sipariş).
- Dökme.
- Yazdırmak (tel.).
- Ismarlamak.
- Plasman.
- Avlama.
- Yerleştirme.
- Voleybol alanında kullanılır.
- Yerine koyma.
Placing ile ilgili cümleler
English: Petroleum was replacing coal as fuel.
Turkish: Petrol, yakıt olarak kömürün yerini alıyordu.
English: Who's replacing you?
Turkish: Kim senin yerine geçiyor?
Placing ingilizcede ne demek, Placing nerede nasıl kullanılır?
Placings : Yerleştirme. Dökme. Yerine koyma. Plasman. Tahsisli satış.
Displacing : Yerini değiştirmek. Yerini almak. Azletmek. Sürmek. Çıkarmak. Yerinden etmek. Yerinden çıkarmak. Yerine geçmek. Yerinden çıkmak. Ülkesinden çıkarmak.
Emplacing : Belirli bir yere yerleştirme. Mevzilendirme. Yerleştirmek. Mevzilendirmek.
Misplacing : Yanlış yere koymak. Yanlış yerleştirmek. Kaybetmek.
Replacing : Yerini tutmak. Geri ödemek. Yerine geçmek. Değiştiriliyor. Yerini almak. Ahizeyi yerine koymak. Yenisiyle değiştirmek. Değiştirmek. Yerine koymak. Yerine bakmak.
Laplacian : Laplas işleci.
Placidity : Sükunet. Uysallık. Durgunluk.
Placarding : Afişlerle duyurmak. Döviz. Yafta. Afiş. Poster. Pankart. Levha. Afiş yapıştırmak. Duvar ilanı.
Placability : Kolay yatıştırılma.
Placidly : Uysallıkla.
İngilizce Placing Türkçe anlamı, Placing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Placing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Castings : Kalıba dökme. Astar sıva. Dökmecilik. Döküm. Olta atma. Ağ atma. Rol dağıtımı.
Deployed : Sevk edilmiş (ordu). Dağıtmak. Harekete geçirmek. Uygulamak. Yayılış. Yaymak.
Decantation : Dekantasyon. Durultma. Tortusundan ayırma. Çökelme. Süzme. Herhangi bir sıvıyı altta kalan tortudan ayırmak üzere yavaşça boşaltma. Tortullaşma. Durultma sıvı akıtma.
Substitution : Substitüsyon. Yerdeşim. Naiplik. Yerine çalıştırma (geçici bir süre için). Yerine koyma, ikame. Yerini alan şey. Yerine geçme. Alıcının çevirim sırasında durdurulması, alıcı önündeki varlık ya da nesnelerin değiştirilmesi, sonra çevirime yeniden başlanması yoluyla bir çekimde yer alan varlık ya da nesnelerin birdenbire değişmiş, birinin yerini bir başkasının almış görünmesini sağlayan sinema hilesi. (ilk varlık ya da nesnenin yerine başka bir varlık ya da nesne geçirilmemişse, bu durumda ilk varlık ya da nesne birdenbire ortadan yok olmuş sonucu sağlanır). Özdeciğin bir öğeciği, bir topağı yerine başka bir türünü koyma işlemi.
Exposals : Poz. Açığa çıkarma. Fesih. Gözler önüne serme. Teşhir. İfça. Kınama. Yerleştirme (güneşle ilişkili). Bırakma.
Adhibit : Almak. İdare etmek. Ek. Yapıştırmak.
Transposition : Yer değiştirme. Bir dizeyin diksıralarını yansıra, yansıralarını diksıra yapma işlemi. Yerdeğiştirme. Tersyüzleme. Denklemin diğer tarafına geçirme. Çaprazlama (kablo). Devirme. Bir organın olmaması gereken bir yerde bulunması. bir doku parçasını kesip başka bir yere yapıştırma ameliyatı. bir genin veya genlerin hücrede bir kromozomdan diğerine veya aynı kromozom içerisinde yer değiştirmesi. Transpozisyon. Kanuna.
Bespeaks : Hitap etmek. Rica etmek. Ayırtmak. Göstergesi olmak. İstemek. Konuşmak. Sipariş vermek. Tutmak. Bir şeye delalet etmek.
Designates : İsimlendirmek. Belirlemek. Tayin etmek. Tanımlamak. Seçmek. Adlandırmak. İşaret etmek. Göstermek. Uygulamak. Düzenlemek.
Billets : Konaklatmak (askeri terim). Not. Ödev. Konak yeri. Konaklama yeri. Vazife. Pusula. Çelik çubuk. Kütük.
Placing synonyms : piping, musical performance, birth prevention, placements, localise, dot somebody one, change of position, charge, domiciliation, put, investing, give an order, claps, domiciles, hitting the ball, casting, imburse, dumpings, docking, deploying, localize, localising, assign to, play maker, implantation, exposal, domicile, have it made, family planning, substitutions, drafted, commission, replacement.
Placing zıt anlamlı kelimeler, Placing kelime anlamı
Unpleasant : Nahoş. Hoş olmayan. Sıkıcı. Sevimsiz. Çirkin. Antipatik. Fena. Tatsız. Hoşa gitmeyen. Kaba.
Ugly : Suratsız. Ters. Bet. Kötü. Aksi. Huysuz. Biçimsiz. Çirkin. Nahoş. Fırtınalı.
Humorless : Keyifsiz. Espri anlayışı olmayan. Şakadan anlamayan. Nükteden anlamayan.
Placing antonyms : displeasing, unattractive, dull.

Bu kısımda Placing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Placing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Placing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Placing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.