Unpleasant türkçesi Unpleasant nedir

Unpleasant ile ilgili cümleler

English: He is an unpleasant fellow.
Turkish: O sıkıcı bir adam.

English: If you know that something unpleasant will happen, that you will go to the dentist for example, or to France, then that is not good.
Turkish: Hoş olmayan bir şey olacağını biliyorsan, örneğin dişçiye gideceğini, ya da Fransa'ya, öyleyse bu iyi değil.

English: I got an unpleasant news.
Turkish: Hoş olmayan bir haber aldım.

English: I know it's going to be unpleasant to talk about the accident.
Turkish: Kaza hakkında konuşmanın hoş olmayacağını biliyorum.

English: Mrs. Jones is often unpleasant to her husband's secretary over the phone.
Turkish: Bayan Jones çoğunlukla telefonda kocasının sekreterine karşı tatsız davranır.

Unpleasant ingilizcede ne demek, Unpleasant nerede nasıl kullanılır?

Unpleasant experience : Acı tecrübe.

Unpleasant incident : Hoş olmayan hadise. Tatsız olay.

Unpleasant monetarist aritmetic : Parasalcıların enflasyonu parasal bir olgu olarak açıklamasına yönelik olarak yeni klasik okul iktisatçılarından t. sargent ve n. wallace tarafından yapılan, uzun dönemde bütçe açıklarının borçlanmayla finansmanının merkez bankasının karşılıksız para basımıyla finansmanına göre daha fazla enflasyonist etki yaratacağı biçimindeki eleştiri. Hoş olmayan parasalcı aritmetik.

 

Unpleasant smell : Kötü koku.

Most unpleasant : En tatsız.

Unpleased : Memnuniyetsiz. Mutlu olmayan. Mutsuz. Memnun olmayan. Dargın. Hoşnutsuz.

Unpleasantness : Tatsızlık. Nahoşluk. Hoş olmayan durum. Kavga.

Unpleasing : Tatmin edici olmayan. Memnuniyet verici olmayan.

Late unpleasantness : Abd iç savaşı.

Unpleasantly : Soğuk bir şekilde. Nahoşça. Fena halde.

İngilizce Unpleasant Türkçe anlamı, Unpleasant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unpleasant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foetid : Kokuşmuş. İğrenç kokulu. Kokmuş. Kötü kokan. Pis kokulu. Berbat kokan. Kokulu (kokmuş veya kokuşmuş için alternatif telaffuz). Pis kokan. Kötü kokulu. Fetid.

Disagreeable : Rahatsız edici. Sert. Uygun olmayan. Kavgacı. Yaman. Aksi. Huysuz.

Gamey : Gözüpek. Av eti. Cesur.

Grisly : Korkunç. Tüyler ürpertici. Ürkütücü. Dehşet verici.

Backwoods : Geri kalmış bölge. Ormanlık ve temizlenmemiş yer. Taşra. Ormanın iç kısmı. Basit.

Grating : Uzay, tiyatro alanlarında kullanılır. Sahne çiti. Demir parmaklık. Parmaklık. Rendeleme. Cırlak. Sahnede çit duygusunu veren kafes. Kafes. Taban ızgarası.

Copper : Bakır kap. Bakırlamak. Bakır kaplamak. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birçok enzimin yapısında, kan yapımında ve bağ doku metabolizmasında rol oynayan, eksikliğinde kansızlık, ödem ve kemik yapısında bozukluklara yol açan, kırmızımtırak parlak, atom numarası 29, atom ağırlığı 6 54, sembolü cu olan tuzları zehirli bir metal. bakır, beslenmede esansiyel bir element olup seruloplazmin, lizil oksidaz, sitokrom oksidaz ve tirozinaz gibi çeşitli proteinlerin yapısına katılır. Bakır rengi. Bakır para. Düşük değerli bakır para. Polis. Bakır.

 

Bad lot : Kötü. Şeytani. Fesat.

Bald : Saçsız. Dazlak (argo terim). Tüysüz. Kabak. Yüzsüz. Kılsız. Yalın. Süssüz. Küstah. Sade.

Nice : Yanlış. Şirin. İyi. Hoş. Kötü. Latif. Tatlı. İnce. Düşünceli. Güzel.

Unpleasant synonyms : sore, sharp worded, malodourous, ill scented, rank smelling, bilgy, god awful, putrid smelling, ill smelling, niffy, miasmic, dreadful, unappealing, bleak, nastiest, repulsive, frowsy, sweetness, unlikeable, bearish, offending, eye sore, deleterious, baldest, asper, musty, unhappy, sour, despiteful, hard favored, gamy, murky, sharp.

Unpleasant zıt anlamlı kelimeler, Unpleasant kelime anlamı

Palatable : Lezzetli. Makbul. İçilebilir. Hoşa giden. Yenebilir. Lezettli. (yenir) yutulur. Yenilebilir. Makul. Hoş.

Pleasant : Canayakın. İç açıcı. Keyifli. Sevimli. Şirin. Zevkli. Güzel. Gökçe. Latif. Samimi.

Good natured : Babacan. İyi huylu. Yardımsever. Yumuşak. Hoşgörülü.

Unpleasant antonyms : unpleasantness, pleasing, inoffensive, nice, fragrant.

Unpleasant ingilizce tanımı, definition of Unpleasant

Unpleasant kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Not amiable or agreeable. Displeasing. Offensive. Not pleasant.