Unpleasant experience türkçesi Unpleasant experience nedir

  • Acı tecrübe.

Unpleasant experience ile ilgili cümleler

English: To compensate for his unpleasant experiences in hospital, Moustapha drank a little more than was good for him.
Turkish: Hastanedeki hoş olmayan deneyimlerini telafi etmek için Mustafa içmesi gerekenden biraz daha fazla içti.

English: To make up for his unpleasant experiences in the hospital, Moustapha drank a little more than he should have.
Turkish: Hastanedeki kötü deneyimlerini telafi etmek için, Mustafa içmesi gerekenden biraz daha fazla içti.

English: We had an unpleasant experience there.
Turkish: Orada hoş olmayan bir deneyim yaşadık.

Unpleasant experience ingilizcede ne demek, Unpleasant experience nerede nasıl kullanılır?

Unpleasant : Hoşa gitmeyen. Kaba. Aynasız. Hoş olmayan. Tatsız. Çirkin. Sıkıcı. Sevimsiz. Antipatik. Fena.

Experience : Geçmek. Görmek. Maruz kalmak. Çekmek. Görüp geçirmek. Tatmak. Tecrübe etmek. Denemek. Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Unpleasant incident : Tatsız olay. Hoş olmayan hadise.

 

Unpleasant monetarist aritmetic : Parasalcıların enflasyonu parasal bir olgu olarak açıklamasına yönelik olarak yeni klasik okul iktisatçılarından t. sargent ve n. wallace tarafından yapılan, uzun dönemde bütçe açıklarının borçlanmayla finansmanının merkez bankasının karşılıksız para basımıyla finansmanına göre daha fazla enflasyonist etki yaratacağı biçimindeki eleştiri. Hoş olmayan parasalcı aritmetik.

Unpleasant smell : Kötü koku.

Unpleasantly : Fena halde. Nahoşça. Soğuk bir şekilde.