Experience türkçesi Experience nedir

  • Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi, tutum ve becerilerin tümü. insanın, özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci.
  • Karşılaşmak.
  • Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı.
  • Tecrübe.
  • Yaşamak.
  • Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem.
  • Tecrübe etmek.
  • Deneyim yaşamak.
  • Çekmek.
  • Yaşantı.
  • Geçmek.
  • Olay.
  • Görmek.
  • Başa gelen şey.
  • Başına gelmek.
  • Tatmak.
  • Deney.
  • Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi.
  • Serüven.
  • Uğramak.
  • Maruz kalmak.
  • Görüp geçirmek.
  • Denemek.
  • Deneyim.
  • Başından geçmek.
  • Keder sıkıntı vb'ni çekmek.

Experience ile ilgili cümleler

English: Ali can't get a job because he doesn't have any experience, but he can't acquire experience because he can't get a job.
Turkish: Ali yeterli bir deneyime sahip olmadığı için bir iş bulamıyor fakat o bir iş bulamadığı için deneyim edinemiyor.

 

English: Ali doesn't have enough experience to operate a train.
Turkish: Ali bir treni kullanmak için yeterli deneyime sahip değildir.

English: A proverb is a long experience that is said in short.
Turkish: Bir atasözü kısa söylenen uzun bir deneyimdir.

English: Ali didn't have enough experience to know what to do.
Turkish: Ali ne yapacağını bilmek için yeterli tecrübeye sahip değildi.

English: Ali didn't have enough experience to do the job well.
Turkish: Ali işi iyi yapmak için yeterli tecrübeye sahip değildi.

Experience ingilizcede ne demek, Experience nerede nasıl kullanılır?

Had a firsthand experience with : İle ilk elden deneyim edindi. İle doğrudan karşılaştı.

Had a personal experience with : Biriyle kişisel görüşme yaptı. Biriyle kişisel deneyimi oldu.

No experience necessary : Tecrübe gerekmiyor. Deneyim gerekmiyor.

No experience require : Tecrübe gerekmiyor. Deneyim gerekmiyor.

No experience required : Deneyim gerekmiyor. Tecrübe gerekmiyor.

Gained experience : Tekrar tekrar yapılan katılım ile bilgi edindi. Deneyim kazandı. Yatkınlık kazandı.

Exchange of knowledge and experience : Yapım alanındaki bilgi ve ustalığın karşılıkla ya da karşılıksız olarak el değiştirmesi. Bilgi görgü alışverişi.

Firsthand experience : Doğrudan deneme. Kişisel deneyimle elde edilmiş aşinalık veya bilgi. İlkelden tecrübe.

A ha experience : A-ha buldum deneyimi. Aydınlatıcı deneyim. Ani ve önemli buluş.

Fail to experience : Tecrübe edememek.

İngilizce Experience Türkçe anlamı, Experience eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Experience ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Living : Güncel. Sağ. Canlı. Yaşayan. Geçim. Yaşama. Yaşam standardı. Oturma. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş. geçim darlığı.

Probation : Staj. Meşruten tahliye. Göz hapsinde tutma. Gözaltı. Kanıtlama. Deneme süresi. Deneme. Şartlı tahliye. Gözaltında tutma koşuluyla salıverme.

Faring : Olmak. Yola çıkmak. Gitmek (iş).

Espy : Casusluk etmek. Fark etmek. Gözüne çarpmak. Farketmek. Gözetlemek. Uzaktan görmek. Gözüne ilişmek.

Lead through : Geçirmek. İçinden geçmek.

Circumstance : Detay. Formalite. Keyfiyet. Zenginlik. Ayrıntı. Koşul. Durum. Vaka. Varlık.

Existed : Olmak. Geçinmiş. Var olmak. Yaşamış. Var olmuş. Mevcut. Bulunmak.

Betters : İyileştirmek. Geliştirmek. Daha iyi yapmak. Düzeltmek.

Extracts : Seçerek almak. Sağlamak. Özünü çıkarmak. Almak. İhraç etmek. Çıkarmak.

Experience synonyms : cognitive content, mental object, re experiencing, be subject of, experiences, fall upon, adventure, livings, come on, seen, breathe, besting, befall, event, abided, describe as, tastes, happens, extract, reminder, breathes, betides, experimentalize, drop in at, drop by, assay, call upon, be transmitted, know, exposes, behold, degust, tentative.

Experience zıt anlamlı kelimeler, Experience kelime anlamı

Inexperience : Deneyimsizlik. Tecrübesizlik. Cahillik. Acemilik. Çaylaklık. Yenilik. Hamlık. Görgüsüzlük. Toyluk.

Enjoy : Keyfini çıkarmak. Beğenmek. Tadını almak. Tat almak. Hoşlanmak. Hoşuna gitmek. Anlamak. Zevk almak. Sevmek. Tadına varmak.

Suffer : Kötüye gitmek. Istırap çekmek. Katlanmak. Zarar görmek. Çekmek. Cefa çekmek. Mağdur etmek. Uğramak. Göz yummak. Acısını çekmek.

Experience ingilizce tanımı, definition of Experience

Experience kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be affected by. To have befall one. As, to experience pain or pleasure. Trial, as a test or experiment. To have the lot or fortune of. To experience poverty. To prove by use or trial. To have trial of. To make practical acquaintance with. To experience a change of views. To feel. To try personally.