Had a firsthand experience with türkçesi Had a firsthand experience with nedir

  • İle ilk elden deneyim edindi.
  • İle doğrudan karşılaştı.

Had a firsthand experience with ingilizcede ne demek, Had a firsthand experience with nerede nasıl kullanılır?

Had : Bulunmak. Almak. Etmek. Olmak. Elde etmek. Have fiilinin ikinci hali. Kabul etmek. Yapmak. Sahip olmak. Zorunda olmak.

A : Amperin simgesi. La (müzik terimi). Bir. Argonun simgesi. Herhangi bir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. (herhangi) bir. Belirli bir tür veya nitelikteki. Atom ağırlığı. Pek iyi.

Firsthand : İlk el. İlk ağızdan. Orjinal kaynağından gelen. Bir malın doğrudan doğruya ilk üretici, satıcı ya da dışalımcıdan sağlanması. Yeni. Kullanılmamış. Birinci ağızdan. Dolaysız. Birinci el.

Experience : Karşılaşmak. Maruz kalmak. Tecrübe. Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Uğramak. Yaşantı. Tecrübe etmek. Serüven. Olay. Deneyim.

With : Sayesinde. İle beraber. -lı. Birlikte. Nedeniyle. İle ilgili. Li. Beraber. Beraberinde. -la.

Had a bad experience : Kötü deneyim geçirdi. Tatsız hatıra bırakan bir olay geçirdi.

Had a bad time : Kötü vakit geçirdi. Sıkıcı zaman geçirdi. Eğlenmedi.

 

Had a personal experience with : Biriyle kişisel deneyimi oldu. Biriyle kişisel görüşme yaptı.

Had a chat : Kısa bir zaman için birlikte muhabbet ettiler. Biriyle kısaca sohbet etti. Lafladı.

Had a child : Hayata çocuk getirdi. Çocuk sahibi oldu. Çocuk doğurdu.