Had nedir, Had ne demek

Had; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Had" ile ilgili cümleler

  • "Haddim değil."
  • "İnsan buna bir hadde kadar göz yumabilir."

Yerel Türkçe anlamı:

Hat, demir yolu

Had anlamı, tanımı:

Haddi hesabı yok : Sayılamayacak kadar çok, sınırsız, ölçüsüz.

Haddi mi : "onun bunu yapmaya yetkisi veya yeteneği yoktur" anlamında kullanılan bir söz.

Haddi olmamak : Hakkı veya yetkisi olmamak.

Haddini aşmak : Ölçüyü kaçırmak, aşırı gitmek.

Haddini bildirmek : Sert bir karşılıkla uslandırmak, yola getirmek, cezalandırmak.

Haddini bilmek : Kendi değer ve yeteneğinin farkında olmak. konumuna, durumuna uygun davranmak.

Haddini bilmeyene bildirirler : "çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir" anlamında kullanılan bir söz.

Haddikifaye : Yeterlik derecesi.

Haddinden fazla : Gereğinden çok, aşırı.

Haddizatında : Aslında.

Faiz haddi : Elde tutulmak istenen para miktarı ile memleketteki para stokunu eşitleyen fiyat. Faiz oranı.

İstiap haddi : Deniz, kara ve hava taşıtlarının yük ve yolcu miktarlarını belirleyen sınır.

Kar haddi : Kazancın sınırı.

Yaş haddi : Bir görevlinin görevinde kalmasına yasanın izin verdiği en ileri yaş, yaş sınırı.

 

Sınır : Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Uç, son. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut.

: Dış kenar, periferi. Bir uzaklığın son noktası. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, ekstrem. Bir şeyin başı, tepesi. Kurşun kalemlerde yazmayı sağlayan kömürden yapılmış olan madde. Bir şeyin baş veya son noktası. Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak. Bir şeyin kenarı. Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası.

Derece : Sıcaklıkölçer. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Başarı gösterme. Denli, kadar. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi.

Yetki : Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Terim : Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri. Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri. Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah. Geleneksel mantıkta özne veya yüklem. Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had.

 

Had ile ilgili Cümleler

  • Rekabet had safhada.
  • John "had"'e sahipken, James "had had"'e sahipti; "had had"'in öğretmen üzerinde daha iyi bir etkisi vardı.

Diğer dillerde Had anlamı nedir?

İngilizce'de Had ne demek? : [have] v. possess; contain; receive, get; take; need; cause to occur; give birth to, bear; be required to, must; endure

v. have, own, possess

n. boundary, extremity, limit, limitation, measure, stint

Fransızca'da Had : limite [la], borne [la]; mettre des bornes

Almanca'da Had : akut , Grenze

Rusça'da Had : n. граница (F), рубеж (M), предел (M), грань (F), член (M), щека (F)

adj. острый, критический, скоротечный