Lead through türkçesi Lead through nedir

  • Geçirmek.
  • İçinden geçmek.
  • Başından geçmek.

Lead through ingilizcede ne demek, Lead through nerede nasıl kullanılır?

Lead : Yıldız oyuncu. Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. Madencilik, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir oyunda birinci derecedeki rol. Baş rol. Kurşundan yapılmış. Öncülük yapmak. Önderlik etmek. Yol göstermek.

Through : Sürmek. Orasında burasında. Başarılı bir sonuca. Aracılığıyla. -den geçerek. Boyunca. Baştan başa. Vasıtası ile. Her yanına. İçeriye.

Lead a cat and dog life : Kedi köpek gibi zıt olmak. Geçinememek.

Lead a double life : Bilinenden ayrı bambaşka bir hayat sürmek. İki farklı yaşam sürmek.

Lead a fast life : Hızlı yaşamak.

Lead a hand to mouth existence : Kıt kanaat geçinmek.

İngilizce Lead through Türkçe anlamı, Lead through eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lead through ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry : Başarmak. Taşıyıcılık yapmak. Elde. Nakletmek. Ağırlığını çekmek. Getirmek. Başarı kazanmak. Onaylamak. Ulaşmak.

Happens : Meydana gelmek. Cereyan etmek. Tesadüf etmek. Başına gelmek. Rastlamak. Olmak.

 

Carried : Kaldırmak. Sevketmek. Nakledilmiş. Sağlamak. Bulundurmak. Taşıyıcılık yapmak. Götürmek. Getirmek. (yapılan bir oylama sonucunda) kabul edildi veya edilmiştir!.

Experience : Bireyin algılayarak ve doğrudan doğruya etkinlik göstererek edindiği bilgi, tutum ve becerilerin tümü. insanın, özdeksel ve toplumsal çevresiyle ilişki kurması sonucu gerçekleşen etkileşim süreci. Bilgi ve beceri kazandırıcı bilinçli ya da bilinçsiz kişisel edinim ve yaşantı. Yaşantı. Serüven. Karşılaşmak. Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. Uğramak. Görüp geçirmek. Olay. Geçmek.

Experiences : Başına gelmek. Tatmak. Maruz kalmak. Yaşamak. Uğramak. Yaşananlar. Deneyimler. Denemek. Karşılaşmak. Tecrübe etmek.

Excurse : Bir uçtan bir uca seyahat etmek. Bir ucundan girip diğer ucundan çıkmak. Arasından geçmek. Seyahat etmek.

Communicated : Komünyon vermek. Temasa geçmek. İletmek. İblağ etmek. Bağlantılı olmak. Bitişik olmak. Haberleşmek. Nakletmek. İletişime geçmek.

Conducts : Yönlendirmek. Yönetmek. İletmek. İdare etmek. Rehberlik etmek.

Perforates : Delik açmak. Delikli yapmak. Delikli. Bir dizi delik açmak. Delgi. Delmek. İçine işlemek. Nüfuz etmek. Sıralı delik açmak.

Know : Ayırt etmek. Görmek. Seçmek. Anlamak. Bilmek. Tatmak. Farketmek. Yaşamak. Haberdar olmak.

Lead through synonyms : live through, faring, conduct, happen to, cross, happen, passing through, fare, coming through, pierced, pierces, carries, pierce, come through, crossest, experiencing, traverses, bashed, bashes, passed through, pass through, communicates, bash, run through, knew, deal a blow, perforate, communicate, get through, fared, traverse.