Carry türkçesi Carry nedir

  • Ağırlığını çekmek.
  • Satışa sunmak.
  • Kaldırmak.
  • Yayımlamak.
  • Elde.
  • Ulaşmak.
  • Desteklemek.
  • Kabul edilmek.
  • Çakmak.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • İçermek.
  • Desteğini kazanmak.
  • Nakletmek.
  • Götürmek.
  • Getirmek.
  • Bulundurmak.
  • Taşıyıcılık yapmak.
  • Büyülemek.
  • Başarmak.
  • Yardım etmek.
  • Menzili olmak.
  • İletmek.
  • Elde etmek.
  • (toplama ve çarpmada sayıyı sonuncu basamağa) geçirmek.
  • Başarı kazanmak.
  • Bulaştırmak.
  • Üzerinde bulundurmak.
  • Onaylamak.
  • Sevketmek.
  • Çekmek.
  • Geçirmek.
  • Taşımak.
  • Erişmek.
  • Sağlamak.

Carry ile ilgili cümleler

English: After you have taken a rest, you must carry on your study.
Turkish: Dinlendikten sonra çalışmana devam etmelisin.

English: Ali and I tried to carry Mary.
Turkish: Ali ve ben Mary'yi taşımaya çalıştık.

English: "Shall I carry your bags?" "I'm good, thank you."
Turkish: "Çantalarını taşıyayım mı?" "İyiyim, teşekkürler."

English: Ali can carry his own weight.
Turkish: Ali kendi ağırlığını taşıyabilir.

English: Ali always gets lost if he doesn't carry a map.
Turkish: Ali bir harita taşımazsa, her zaman kaybolur.

Carry ingilizcede ne demek, Carry nerede nasıl kullanılır?

Carry a message : Haber taşımak.

Carry a motion : Bir teklifi onaylatmak.

Carry a person off his feet : Sersemletmek. Alt etmek. Bir insanı dizlerinin üzerine çöktürmek.

 

Carry a torch : Aşk acısı çekmek. Karşılık vermeyen bir insana karşı aşk duyguları hissetmek. Karşılığı olmayan ve acı veren aşk duygusu hissetmek. Platonik bir aşk yaşamak. Bir amacı gerçekleştirmek. Birisine aşırı bağlılık göstermek. Karşılık vermeyen birine aşık olmak. Abayı yakmak. Platonik aşk yaşamak. Platonik sevmek.

Carry a torch for : Karşı konulmaz bir ihtiras duymak. Karşılıksız sevmek. Karşılık görmeksizin sevmek.

Carry balance forward : Bakiyeyi nakletmek.

Carry arms : Silahlanmak. Silah taşımak.

Carry back : Geçmişe götürmek.

Carry away : Taşımak. Götürmek. Alıp götürmek. Kendinden geçirmek. Ayartmak. Sürüklemek. Coşturmak. Aparmak. Heyecanlandırmak. Büyülemek.

Carry an item : Satmak. Bir maddeyi nakletmek.

İngilizce Carry Türkçe anlamı, Carry eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carry ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bespreading : Bulamak. Örtmek. Lekelemek. Saçmak. Kaplamak. Yaymak.

Beetled : Kınkanatlı böcek. Böcek. Çomak. Dövmek. Tokmak. Çıkıntı yapmak. Kakmak. Tokmaklamak. Çıkıntı yapılmış. Dışa doğru çıkıntılandırılmış.

Arrived : Doğmak. Vardı (nakliyat). Alma tarihi. Ulaşmış. Varmak. Vardı. Gelip çatmak.

Compassed : Kuşatmak. Sarmak. Anlamak. Kapsamak. Çevrelemek. Gizli plan kurmak. Pusula. Bir konuyu kavramak.

Abolish : Durdurmak. Lağvetmek. Yürürlükten kaldırmak. Hükümsüz kılmak. Feshetmek. İlga etmek. İptal etmek. Bozmak. Ortadan kaldırmak.

Administer : Müdürlük etmek. Uygulamak. İcra etmek. Vermek (ilaç, ceza vb). Vermek. Tatbik etmek. Tedvir etmek. İdare etmek. Yönetmek. Verdirmek.

 

Bashed : İndirmek. Şiddetle vurmak. Deneme. Eğlence. Çarpmak. Kuvvetle vurmak. Sert vuruş. Sertçe vurmak. Hızla vurmak.

Accent char : Vurgu karakteri.

Displace : Ülkesinden çıkarmak. Çıkarmak. Yerini almak. Yerinden çıkarmak. Sürmek. -in yerine geçmek. Yerini değiştirmek. Azletmek. Yerinden çıkmak. Yerine geçmek.

Fail : Becerememek. Zayıf not. Başarısız olmak. Yapmamak. Batmak. Kuvveti kesilmek. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Bitmek.

Carry synonyms : pipe in, annul, bring home the bacon, offer for sale, bedaubing, absolute loader, abrogates, beareth, attracts, accept, brought out, purvey, embody, beguile, arrives, clart, pass muster, abbreviate, bear up, abide, come through, bedaub, bears, kept, accomplishes, achieved, abets, adducing, in hand, achieves, get off the ground, propel, besmeared.

Carry zıt anlamlı kelimeler, Carry kelime anlamı

Lack : Yoksun olmak. Eksik olmak. Yoksun kalmak. İhtiyacı olmak. Yokluk. Eksiklik. Olmayış. -e sahip olmamak. Olmamak. -den yoksun olmak.

Exclude : Hariç tutmak. Saymamak. Kapsamdan çıkarmak. Kovmak. Hesaba katmamak. Dahil etmemek. Dışarıda bırakmak. Önlemek. Dışlamak. İçeri almamak.

Carry ingilizce tanımı, definition of Carry

Carry kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To convey or transport in any manner from one place to another. To act as a bearer. A tract of land, over which boats or goods are carried between two bodies of navigable water. As, to fetch and carry. Often with away or off. To convey anything. To bear. A portage. A carrying place.