Stifle türkçesi Stifle nedir

Stifle ile ilgili cümleler

English: Ali stifled a laugh.
Turkish: Ali bir kahkaha bastırdı.

English: Ali stifled a grin.
Turkish: Ali bir sırıtmayı bastırdı.

English: Ali stifled a scream.
Turkish: Ali bir çığlık bastırdı.

English: Ali stifled a groan.
Turkish: Ali bir inilti bastırdı.

English: I had to stifle my anger in front of him.
Turkish: Onun önünde öfkemi bastırmak zorunda kaldım.

Stifle ingilizcede ne demek, Stifle nerede nasıl kullanılır?

Stifle bone : Diz diski (at).

Stifle joint : Diz eklemi (zooloji terimi).

Stifled : Gelişmesini engellemek. Zaptetmek. Soluk almasını zorlaştırmak. Boğmak. Tutmak. Tıkanmak. Boğulmak. Soluk almasını engellemek. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı). Bastırmak.

Stifles : Zaptetmek. Tıkanmak. Tutmak. Soluk almasını zorlaştırmak. Boğulmak. Soluk almasını engellemek. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı). Boğmak. Bastırmak. Gelişmesini engellemek.

Stifling : Boğucu.

Stiff price : Ateş pahası. Yüksek fiyat.

Stiff neck : Tutulmuş boyun. Lumbago. İnatçılık. Boyun tutulması.

Stiff prices : Ateş pahası. Yüksek fiyat.

 

Stiffbacked : İnatçı.

Stiff drink : Büyük miktarda ve hiç sulandırılmamış içki.

İngilizce Stifle Türkçe anlamı, Stifle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stifle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chokes : Boğarak öldürmek. Tıkamak. Kısmak. Baskılamak. Nefes darlığı. Nefesini kesmek.

Curb : Hakim olmak. Yol kıyısının, kent yönetimince düzenlenmesi ve göze hoş görünür bir duruma getirilebilmesi için, kaldırım yanlarına aralıklarla dikilen ya da döşenen çiçek, ağaç vb. süs. Kontrol. Eğleç. Zaptetme. Kıyı süsü. Gemlemek. Dizginlemek.

Bind : Bilgisayar, eskrim alanlarında kullanılır. Yapıştırmak. Sarmak (çimento) tutmak. Savut bağlantısını kesmeden, karşı namluyu dışarda bırakacak ölçüde yana açarak uygulanan çapraz. Zorunlu bırakmak. Sarmak. Yasa gücü ile zorunlu kılmak. Tutturmak. Takyit etmek.

Appease : Tatmin etmek. Gidermek. Açlığını gidermek. Gidermek (açlık). Doyurmak. Gönlünü almak. Bastırmak (açlığı vb). Dindirmek. Hafifletmek.

Clogs : Doldurmak. Engellemek. Pıhtılaşmak. Sıkıntı vermek. Dolmak. Tıkamak. Kösteklemek. Takunyalar.

Inundating : Garketmek. Gark etmek. Su basmak. Sel basmak.

Come to a deadlock : Yerinde saymak. Çıkmaza girmek. Olduğu yerde saymak.

Muffle : Mufla. Susturucu. Boğmak (sesi). Sarmak. Sarınacak şey. Sarıp sarmalamak. Alev gömleği. Azaltma. Sarınmak. Ses çıkarmayacak bir şekilde örtmek veya sarmak.

Stifle synonyms : clog up, stifled, drowns, bear down, choke up, choke, burke, get drowned, bridle, bespeaking, confiscate, inundate, curbing, assuaged, bespoken, asphyxiates, smothering, bridles, affect, repress, clog, inhibit, strangle, clogged, conquers, approve of, appeases, suppress, stifles, add up to, be asphyxiated, book up, smother.

 

Stifle zıt anlamlı kelimeler, Stifle kelime anlamı

Stimulate : Teşvik etmek. Özendirmek. Canlandırmak. Gayrete getirmek. Uyandırmak. Kışkırtmak. Kamçılamak. Dürtmek. Sinirlendirmek. Uyarmak.

Free : Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Bedava. Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan. Beleş. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Parasız. Rahatlatmak. Serbestçe. Ücretsiz. Erkin.

Stifle ingilizce tanımı, definition of Stifle

Stifle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to stifle one with smoke or dust. The joint corresponding to the knee in man. To cause the death of by such means. To choke. The joint next above the hock, and near the flank, in the hind leg of the horse and allied animals. To die by reason of obstruction of the breath, or because some noxious substance prevents respiration. Called also stifle joint. To suffocate. To stop the breath of by crowding something into the windpipe, or introducing an irrespirable substance into the lungs.