Curb türkçesi Curb nedir

  • Zaptetme.
  • Yol kıyısının, kent yönetimince düzenlenmesi ve göze hoş görünür bir duruma getirilebilmesi için, kaldırım yanlarına aralıklarla dikilen ya da döşenen çiçek, ağaç vb. süs.
  • Engellemek.
  • Engel.
  • Kurb.
  • Zapt etmek.
  • Zaptetmek.
  • Dizginlemek.
  • Gem vurmak.
  • Uzak tutmak.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Kontrol.
  • Ata gem vurmak.
  • Kıyı süsü.
  • Tutmak.
  • Tarsus ekleminin arka yüzü ve kalkaneusun alt kısmı dogmasal veya edinsel olarak gelişen tendojen veya osteojen şişkinlikler.
  • Durdurmak.
  • Kaldırım kenarı.
  • Frenlemek.
  • Hakim olmak.
  • Eğleç.
  • Gemlemek.

Curb ile ilgili cümleler

English: Tom sat on the curb.
Turkish: Kaldırımın kenarına oturdu.

English: Pull up to the curb.
Turkish: Kaldırıma kadar çekin.

Curb ingilizcede ne demek, Curb nerede nasıl kullanılır?

Curb market : New york borsasından bağımsız çalışan hisse senedi piyasası. Köşebaşı piyasası. Borsa sonrası sokakta devam eden işlemler. New york borsasında işlem görmeyen hisse senetlerinin alınıp satıldığı piyasa.

Curb parking : Taşıtların süreli ya da süresiz olarak durabilmeleri için yolların bir ya da iki yanında ayrılmış özel durma yeri. Yolyanı park yeri. Yol yanı durguluğu. Yol yanı parkı.

Curb roof : İki yanı çifte meyilli çatı. Kırık çatı. Mansart.

Concrete curb : Beton bordur taşı. Beton kıyı taşı.

 

Fiber to the curb : Sokağa kadar optik lif. Sokağa kadar lif. Kaldırıma kadar fiber. Kaldırıma kadar lif.

Curbside : Kaldırım kenarı.

Curbings : Frenleme. Kontrol altına alma.

Curbstone : Kaldırım kenar taşı. Bordür taşı. Bordur taşı. Kaldırım taşı. Bordürtaşı.

Curbed : Uzak tutmak. Gem vurmak. Dizginlenmiş. Gemlemek. Zaptetmek. Frenlemek. Engellenmiş. Frenlenmiş.

Rear curb : Genellikle durak sistemli ahırlarda, gübrenin mekanizasyonuyla uzaklaştırılması için durağın arka kısmında ve durak eğiminin döküldüğü noktada bulunan kanal şeklindeki yapı. Gübre idrar kanalı.

İngilizce Curb Türkçe anlamı, Curb eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curb ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Call a halt : Son vermek. Yarıda kesmek. Kesmek. Bitirmesini emretmek.

Aborting : Durduruluyor. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Gelişememek. Düşük yapmak. Çocuk düşürmek. İptal etmek. (bilgisayar) prosedürü durdurmak.

Quell : Heyecanını yatıştırmak. Gidermek (endişe vb). Yatıştırmak. Ezmek. Bastırmak (korku). Önünü almak. Heyecanını bastırmak. Teskin etmek. Bastırmak. Bastırmak (isyan vb'ni).

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

Averted : Bertaraf etmek. Gidermek. Çevirmek. Menetmek. Başka tarafa çevirmek. Defetmek. Yön değiştirmek. Olmasını önlemek. Meydan vermemek.

Keep off : -den uzak durmak. Uzak kalmak. Yağmamak. Dokunmamak. Sigortalamaktan kaçınınız. Yaklaştırmamak. Defetmek. Uzak durmak. Yaklaşmamak.

Rein in : Yavaş gitmek. İdare etmek. Kotrol altında tutmak. Dizginini çekip durdurmak. At dizginlemek. Dizgini çekip durdurmak.

 

Conquer : Alt etmek. Fethetmek. Ele geçirmek. Başarmak. Üstesinden gelmek. Galebe çalmak. Yenmek. Zafer kazanmak.

Masters : Yenmek. Öğrenmek.

Approve of : Beğenmek. Onaylamak.

Curb synonyms : blink away, hamshackle, commanded, quieten, curbside, smother, keep at bay, abolish, hold in, mastering, call off, hold, edge, become a judge, bridle, checking, command, kerbed, dampen, suppress, abdominal distention, choke down, book, kept apart, confiscates, subjugation, confiscate, barriers, bespeak, composure, bespoken, abattoir, checks.

Curb zıt anlamlı kelimeler, Curb kelime anlamı

Louden : Yükselmek. Yükseltmek. Yükselmek (ses vb).

Derestrict : Sınırlamayı kaldırmak. Özellikle hız kısıtlamasını kaldırmak. Hız yasağını kaldırmak.

Curb ingilizce tanımı, definition of Curb

Curb kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cringe. To crouch. A check or hindrance. Esp., a chain or strap attached to the upper part of the branches of a bit, and capable of being drawn tightly against the lower jaw of the horse. To bend. To bend or curve. That which curbs, restrains, or subdues.