Stifles türkçesi Stifles nedir

Stifles ingilizcede ne demek, Stifles nerede nasıl kullanılır?

Stifle bone : Diz diski (at).

Stifle joint : Diz eklemi (zooloji terimi).

Stifle : Bastırmak. Tıkanmak. Zaptetmek. Gelişmesini engellemek. Boğulmak. Boğmak. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı). Soluk almasını zorlaştırmak. Soluk almasını engellemek. Tutmak.

Stifled : Bastırmak. Gelişmesini engellemek. Tutmak. Boğulmak. Tıkanmak. Soluk almasını zorlaştırmak. Zaptetmek. Soluk almasını engellemek. Boğmak. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı).

Stifling : Boğucu.

Stiff necked : Yapmacıklı. Dik başlı. Dik kafalı. Boynu tutulmuş. Kibirli. İnatçı.

Stiff drink : Büyük miktarda ve hiç sulandırılmamış içki.

Stiff dose of : Kuvvetli dozda bir ilaç.

Stiff collar : Sert yaka.

Stiff breeze : Sert esen rüzgar. Sert meltem.

İngilizce Stifles Türkçe anlamı, Stifles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stifles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assuaging : Yatıştırmak. Hafifletmek. Dindirme. Dindirmek.

Binds : Bağlamak. Sarmak. Tutturmak. Engel olmak. Sargılamak. Ciltlemek. Donmak (beton). Usandırmak.

 

Confiscate : El koymak (mala). El koymak. Ele geçirmek. Müsadere etmek. Haciz koymak. Toplamak (yasaklanmış şeyi). Kamulaştırmak. Haczetmek. Kanunen el koymak.

Alleviating : Dindirmek. Yatıştırmak. Hafifletmek. Azaltmak. Teskin etmek.

Bridles : Frenlemek. Başkaldırmak. Kızmak. Üçlük. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek. Trol ağlarında makaradan vince kadar uzanan ve genellikle üç kat kurşun yakadan oluşan toplayıcı halatlar. Palamar. Gem vurmak. Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. trol ağlarında maçaları kapılara, kapıları da kanatlara bağlayan üç burgata uzunluğundaki sentetik veya bitkisel halat. Dizgin.

Starch : Alfa-glikozidik zincir biçiminde oluşan, hidroliz olduğunda yalnızca glikoz veren, bitki hücrelerinde bulunan ve özellikle, yumrularda ve tohum endosperminin başlıca kısmını oluşturan, beyaz, kokusuz, tatsız, granül veya toz durumda depo polisakkarit. Resmilik. Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit, (c6h10o5). Bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit. Kolalamak. Kola. Dinçlik. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sertlik. Resmi tavırlar.

Clogged : Dolmak. Tıkanık. Doldurmak. Tıkalı. Tıkamak. Kösteklemek. Engellemek. Engel olunmuş. Pıhtılaşmak.

Glut : Aşırı doldurmak. Bolluk. Doldurmak. Fazla doldurmak. Tıkamak. Aşırı miktar. Furya. Taşırmak. Tıka basa doldurmak.

Confiscates : İstimlak etmek. Haczetmek. El koymak. Kanunen el koymak. Kamulaştırmak. Ele geçirmek. Toplamak (yasaklanmış şeyi). El koymak (mala). Haciz koymak.

 

Stifles synonyms : be stuffy, smothering, stifle, be stopped, come to a deadlock, alleviate, clog, captures, bridling, inundate, clod, bridled, contain, burke, burked, add up to, be asphyxiated, glutted, allayed, approve of, clog up, contains, clods, bear down, clogging, curb, drown, change, bridle, get drowned, bear against, conquers, gluts.

Stifles zıt anlamlı kelimeler, Stifles kelime anlamı

Loosen : Açılmak. Bollanmak. Açmak. Gevşetmek. Çözülmek. (toprağı) kabartmak. Çözmek. Gevşemek. Yumuşatmak. Söktürmek.

Stay : Germek. Bastırmak (açlığı). Önlemek. Kalma süresi. Bırakmamak. Oyalanmak. Kalış. Durdurmak. Beklemek. Kalma.