Sanmak nedir, Sanmak ne demek
- Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek, zanneylemek.
- Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek.
- Gibi gelmek, farz etmek

"Sanmak" ile ilgili cümle
- "Bu hareketimi tamamıyla histen gelen bir şey sandı." - P. Safa
- "Babam, hiç hoşnut olmadığımı, beni yine sevindiremediğini sandı." - A. Ağaoğlu
- "Doktor Sevim, hastayı ilk gördüğü an kendinde değil sanmıştı." - A. İlhan
Diğer sözlük anlamları:
İstemek, dilemek.
Düşünmek, tasavvur, teemmül ve mülâhaza etmek.
Şüphelenmek, tereddüt etmek.
Sanmak tanımı, anlamı:
Varsanı : Sanrı.
Sanma : Sanmak işi, zannetme, zanneyleme.
Adam sanmak : Karşısındakine olduğundan fazla değer verme yanlışına düşmek.
Bir şey sanmak : Bir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka türlü düşünerek hayal kırıklığına uğramak, değerlendirmede yanılmak.
Canım dese canın çıksın diyor sanmak : Birinin en gönül okşayıcı sözleri bile kendisine dokunmak, batmak.
Elifi mertek sanmak : Çok cahil olmak.
Her gördüğü sakallıyı babası sanmak : Görünüşe aldanmak.
Karamürsel sepeti sanmak : Bir kimse veya şeyi ufak, önemsiz saymak.
Kendini bir şey sanmak : Kendini olduğundan çok değerli görmek.
Kendini matah sanmak : Kendini olduğundan daha fazla değerli kabul etmek.
Kabul : Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Sunulan bir şeyi, armağanı alma. Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Bir yere alınma. Akseptans.
Birlik : En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bir arada olma durumu, vahdet. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk.
İnanmak : Bir şeyi doğru olarak benimsemek. Kanarak aldanmak. İman etmek. Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek. Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek. Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek.
Zannetmek : Sanmak.
Zanneylemek : Sanmak.
Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi.
Farz : Yapmak zorunda kalınan şey, boyun borcu. Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet.
Gibi : İmişçesine, benzer biçimde. -e benzer. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.
Gelmek : Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ulaşmak, varmak. İzlemek, takip etmek. Çıkmak, yönelmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Katılmak, eklenmek. Getirmek. Dayanmak, tahammül etmek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Kadar olmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Belli bir süre dolmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Düşmek, rast gelmek. Herhangi bir sırada bulunmak. İsabet etmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Uymak. Uygun düşmek. Akmak. Görünmek, sanılmak. Ortaya çıkmak, doğmak. Türemek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Mal olmak. Belli bir zamana ulaşmak. Olmak, -e uğramak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Sonuç çıkmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Biriyle birlikte gitmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek.
Etmek : Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Demek, söylemek. Kötülükte bulunmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bulmak, erişmek. Bir işi yapmak. Herhangi bir değerde olmak. Eşit değer kazanmak.
Sanmak ile ilgili Cümleler
- Bir sürü kişi pandispanyayı fırınlanması zor sanmakta, ama yeterince yumurta kullanırsanız hiçbir şey sahiden ters gitmeyebilir.
- Hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır.
Diğer dillerde Sanmak anlamı nedir?
İngilizce'de Sanmak ne demek? : v. think, imagine, suppose, fancy, take, take for, assume, conjecture, expect, flatter oneself, put down, repute, surmise
Fransızca'da Sanmak : penser, croire, estimer, s'imaginer, se figurer, se persuader, prendre qn pour
Almanca'da Sanmak : v. annehmen, denken, einbilden: sich einbilden, erachten, vermeinen, vorkommen, wähnen
Rusça'da Sanmak : v. считать, думать, полагать, предполагать, принимать, подозревать, мнить, воображать, сосчитать, сосчитывать, предположить, принять, заподозрить, возомнить, вообразить

Bu kısımda Sanmak nedir? Sanmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sanmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sanmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.