Farz nedir, Farz ne demek

Farz; bir din b. terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Farz hakkında bilgiler

Farz (Arapça: الفرض) ya da “fariza”; Fıkıh bilginleri tarafından oluşturulmuş ve tanımlaması yapılmış olan bir İslam dini terimidir. Yine fıkıhçılar tarafından tanımlanan Efâl-i mükellefin'den sayılır. İslami anlayışta Allah'ın sözü sayılan Kur’anda müslümanlara yapılmasının açık bir şekilde emredildiği kurallar veya ibadetler olarak kabul edilir. Kur’anda yapılması açık emir ve gereklilik ifade etmeyen eylemler ise vacip gibi başka kavramlar ile tanımlanır.

Farz, haram, helal gibi kesin hüküm ve yargı ifade eden dini kuralların kaynağı din açısından sadece Kur'an olabilir. Fıkıh açısından zanni deliller kabul edilen ve peygambere bir rivayet zinciri ile isnad edilen sözlerden ibaret olan hadisler, örnek olarak miraç ile ilgili olanlar beş vakit namazın farziyyeti için delil teşkil etmezler. Hadis ve benzeri anlatımlar farzlar için faziletler ve sevap anlamında destekleyici, açıklayıcı ve teşvik edici olarak kullanılırlar.

Dini anlamda farzları yapmayan kişinin günah işlediği, farz oluşunu ret edenlerin ise İslam dininden çıkmış oldukları kabul edilir. Örneğin, klasik fıkıh anlayışına göre kabul edilebilir bir mâzereti olmadan namaz kılmayan bir Müslüman fasık sayılırken, namazın farziyetini reddeden birisi dinden çıkmış sayılır. Şeriat hukukunda fasıkların şahitliği reddedilir, dinden çıkmış kişiler ise tövbeye davet edilir, hapsedilir ve fıskında ısrar eder öldürülür.

 

Farz ile ilgili Cümleler

  • Farzet ki işten atıldın, ilk olarak ne yaparsın?
  • Tom'un şaka yaptığını farzediyorum.
  • Farzedelim ki doğru.
  • Hiç kimse şikayet etmediği için oldukça iyi bir iş yaptığımızı farzediyorum.
  • Güneşin yüzey ısısı yaklaşık 6000°C farzediliyor.
  • Hikayeni doğru farz edelim, ne yapmam gerekir?
  • Seyahate çıkabileceğiniz farzedilse, önce nereye giderdiniz.
  • Tom'un zamanında burada olmayacağını farzedelim.
  • Onunla konuştuğunu farz ediyorum.

Farz anlamı, kısaca tanımı:

Yapılma : Yapılmış. Yapılmak işi.

Günah : Sorumluluk, vebal. Acımaya yol açacak kötü davranış, yazık. Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış, vebal. Kabahat, hafif suç.

İbadet : Bir dinin buyruklarını yerine getirme.

Farz etmek : Varsaymak.

Farz olmak : Yapılması kaçınılmaz olmak.

Farz olunmak : Varsayılmak.

Farzımuhal : Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki. Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, sayarak.

Müslümanlık : Müslüman topluluğu. Müslüman olma durumu. Hz. Muhammed'in yaydığı İslam dini, İslam, İslamlık, İslamiyet, Hak dini.

Özür : Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret. Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, mazeret. Kusur, defo. Sakatlık, bozukluk, eksiklik veya elverişsizlik.

 

Olmadık : Daha önce olmamış, alışılmamış, beklenmeyen, olağan karşıtı.

Zorunlu : Kesin olarak gereksinim duyulan, zaruri, mecburi, ıztırari. Doğal olarak kaçınılması imkânsız olan, olumsal karşıtı.

Yapmak : Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Gerçekleştirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Bir durum yaratmak. Düzenli bir duruma getirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Evlendirmek. Onarmak, tamir etmek. Olmak. Olmasına yol açmak. Dışkı çıkarmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Edinmek, sahip olmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Üretmek.

Kalın : Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Enli ve gür (kaş). Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Etli, dolgun.

Boyun : Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Fıkıh : İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü. Bir şeyi, gereği gibi, iyice anlayıp bilme.

Farzetmek : < Ar. farz: farzetmek || fazetmek

Farzıysa : Farzedelim

Diğer dillerde Farz anlamı nedir?

İngilizce'de Farz ne demek? : [Farz] n. religious duty; supposition, something that is supposed, assumption

Fransızca'da Farz : supposition [la]

Almanca'da Farz : Annahme

Rusça'da Farz : n. гипотеза (F), догадка (F), обязанность (F)