Günah nedir, Günah ne demek

Günah; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Günah" ile ilgili cümle

  • "Bunu yapan günün birinde er geç bu günahın kefaretini ödeyecektir." - H. Taner
  • "Ben söyleyeyim de günah benden gitsin."
  • "Bu adama bu kadar eziyet etmek günahtır."
  • "Bütün kusurları, günahları, kibar, asil bir güzellik şeklinde görülür." - M. Yesari

Günah hakkında bilgiler

Günâh, (Arapça: خطيئة ‎ (khata'), إثم ‎ (ithm)), (Farsça: گناه ‎ (gonāh), (Urduca: گناہ ‎) genel olarak dinî bağlamda kullanılan bir terimdir. Tanrı'nın açıkladığı ilâhi kanunlara karşı yapılmış olan bilinçli ihmâlkârlık veya inkâr olarak da tanımlanabilir. Günâh işleyenlere veya günâhı olanlara günahkâr denir. İbrahimî dinler de dâhil olmak üzere, birçok farklı inanç ve felsefede, dinî nitelik taşısın taşımasın, günah kavramı mevcuttur.

İslamiyet'te Allah'a şirk koşmak, haksız yere adam öldürmek, savaştan kaçmak, bid'at işlemek, alkol kullanmak, domuz eti yemek, faiz parası yemek, yalan söylemek, yalan yere şehadet etmek, zîna etmek, livâta etmek, kumar oynamak, harama helal demek, helale haram demek, gıybet etmek, iftira atmak, hırsızlık etmek büyük günahtır.

 

Günah ile ilgili Cümleler

  • Burada eskiler dışında yeniler hatalarında hemen günahına giriliyor. Onları engelliyorlar bile.
  • Günaha karşı direnmek gerçekten çok zor.
  • Günah işlemek istemiyorum.
  • Sıkılmak bir günahtır.
  • Masumları suçlamak ağır günahtır!
  • Günah dışında her şeye direnebilirim.
  • Onlara basbayağı bir günah keçisi lazım.
  • Günaha girmeyelim anlayabiliyor musun?
  • Hain Hoca ve Çırak adlı kitaptan, Hoca: ''Sana hep yardım ettim.'' Çırak: ''Başıma gelen olayları bilerek engellemedin ve hatta öyle olmasını istedin, beni günahkar ve suçlu gösterdin.''
  • İnsanlar günahkardırlar.
  • Günah işlemeyi sever.
  • Günah işlediğim için beni affet Tanrım.
  • Onların sadece bir günah keçisi bulmaları gerekiyor.
  • Günaha karşı boyun eğmemelisin.

Günah kısaca anlamı, tanımı:

Günah benden gitti : "ben görevimi yaptım, bundan sonrası için sorumluluk kabul etmem" anlamında kullanılan söz.

Günah çıkarmak : Kötü davranışlarını, suçlarını açıklamak, anlatmak. Hristiyanlar, Tanrı'nın bağışlaması için papaza gidip işlediği günahları anlatmak.

Günah işlemek : Günah sayılan davranışta bulunmak.

Günah olmak : Yazık olmak.

Günaha girmek : Dinî bakımdan suç sayılan bir iş yapmak.

Günaha sokmak : Günah işlemesine yol açmak.

Günahı kadar sevmemek : Sevmemek, nefret etmek.

Günahı boynuna : "ben karışmam, sorumluluk sana veya ona düşer" anlamında kullanılan bir söz.

Günahına girmek : İftira etmek. birisi için haksız olarak kötü düşünmek, kuşkulanmak.

Günahını çekmek : Birinin yaptığı veya birine karşı yapılmış olan kötülüğün cezasını görmek.

 

Günahını vermez : Çok cimri.

Günah keçisi : Gerçek sorumluları korumak amacıyla suç, kabahat vb. olumsuzlukların sebebi olarak gösterilen kişi, kurum, nesne vb.

Yazık günah : Büyük üzüntü ve kınama anlatan bir söz.

Günah keçisi olmak : Gerçek sorumluları korumak amacıyla suç, kabahat vb. olumsuzlukların sebebi olarak gösterilen kişi durumuna gelmek.

Günahlı : Günah işlemiş olan, günahı olan, günahkar.

Günahsız : Günahı veya suçu olmadan. Günahı veya suçu olmayan, bigünah.

Günahsızlık : Günahsız olma durumu, arılık.

Benden günah gitti : Benden söylemesi.

Kırk gün günahkar bir gün tövbekar : Sürekli kötü işler yaptıktan sonra iyi bir iş yapan insan için kullanılan söz.

Bakım : Bakma işi. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket.

Vebal : Günah.

Acıma : Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

Açacak : Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

Yazık : Kınama anlatan bir söz. Acınma, üzüntü anlatan bir söz. Herkesi üzebilecek şey, günah.

Sorumluluk : Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Kabahat : Hafif hapis, para cezası veya meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç. Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet.

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Önemli olmayan. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Etkisi az olan, sert karşıtı. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Suç : Yasalara aykırı davranış, cürüm. Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış.

Günah benden gitti : “ben görevimi yaptım, bundan sonrası için sorumluluk kabul etmem” anlamında kullanılan söz. İlgili cümle: "“Seni göreyim söyleyeyim, dedim de günah benden gitsin!”" N. Cumalı.

Günah çıkarma hücresi : (Mimarlık) Katolik kiliselerinde, içinde papazın oturmasına yetecek kadar yer bulunan ve peceresi dışında günahkâr kişinin günahlarını anlattığı odacık.

Günah tutmak : Günah saymak.

Günaha batırmak : Günaha sokmak

Günahı gelmek : Acımak

Günahına girmek : birisi için haksız olarak kötü düşünmek, kuşkulanmak. İlgili cümle: "“Ne yazık, günahına girdim bu halkın demin / Zehir nefesleri var bu seslerde matemin”" F. N. Çamlıbel. iftira etmek.

Günahkar : Günahlı. İlgili cümle: "“Vakit vakit gözlerini kapayarak o herkesin / Ah ettiği sevda adlı günahkârı düşündün mü?”" E. B. Koryürek.

Günahkarlık : Günahkâr olma durumu. İlgili cümle: "“Bu harap ülkenin üstünde çakan şimşekler / Çılgın arzulu günahkârlığımın gözleridir”" E. B. Koryürek.

Günahsızca : Günahsız bir biçimde.

Diğer dillerde Günah anlamı nedir?

İngilizce'de Günah ne demek? : adj. sinful

n. sin, fault, evil, wrongdoing, iniquity, transgression, trespass

Fransızca'da Günah : péché [le], iniquité [la], offense [la], vice [le]

Almanca'da Günah : n. Frevel, Missetat, Sünde, Verfehlung

Rusça'da Günah : n. грех (M), грехопадение (N), прегрешение (N)

adj. грешный, греховный