Hakkı nedir, Hakkı ne demek
Hakkı; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.
Hakkı isminin anlamı, Hakkı ne demek:
Doğrulukla, hakla ve adaletle ilgili. Hakkı ismi; Arapça kökenli olup bir Erkek ismidir.
Hakkı ile ilgili Cümleler
- Büyük kızı kocaya kaçtığı zaman küçükleri on iki dönüm tarlanın hakkından gelecek kadar yetişkindiler.
- Bana yollarsın onu, dinsizin hakkından imansız gelir, korkma sen.
- Hakkında konuşmak istediğin nedir?
- Tom'la onun hakkında konuşmak zorunda kalacağım.
- Hakkınız var; dağ, çöl ve deniz hasreti dinmez hasretlerdenmiş.
- Tanrı hakkı için. Dinim hakkı için.
- Hem benden haber bekleyen okuyucularımın hakkını yiyor, öteki genç okuyucularımın kalbini kırıyorum.
- Bu bahtiyar hanımcağızı sordular, iyi biliriz, dedik, hakkımızı helal ettik.
- Hakkında endişelenecek bir şey olduğunu sanmıyorum.
- Anlamamı istediler. Yanıt hakkı doğarmış, bu da gereksiz dediydim dediydin meselesine götürürmüş işi.
- Hanımının, çocuklarının üstünde bunca yıllık hakkım var diye ağlamaya başladı.
- O öğretmen, öğrencilerin her zaman hakkını verir.
- Ali Mary'nin erkek arkadaşı hakkında bir şey bilmiyordu.
- Anlaşılan Cemal Paşa'nın bu işe yarar bir adamı yok, bize bıraksın, haklarından gelelim, dediler.
- Hakkında konuşacağımız bir şey olmalı.
- Affetmezseniz şu nimet hakkı, ateşte yanarım.
- Bir İran kedisi hakkında eski bir hikaye var.
- Bu yemeğin hakkını vermişsin.
- Ali hakkında hiç endişelenmek zorunda değilsin.
- Hakkında konuşulacak çok şeyimiz var, sen ve ben.
- Jackson ailesi hakkında herhangi bir şey biliyor musun?
- Hakkında düşünecek işlerim vardı.
- Hakkında bilmem gereken bir şey oldu mu?
- Şimdi onun hakkında konuşmak için zaman yok.
- Hakkımda ne biliyorsun, tam olarak?
- Hemen hanım teyzemin elini öpmeye gideyim, dedim. Az hakkı mı geçmiştir bana?
Hakkı ile ilgili Atasözü veya Deyim
allah hakkı için : ant içmek veya ant vermek için kullanılan bir söz.
cevap hakkı doğmak : yanlış, haksız veya suçlayıcı bir ifade dolayısıyla karşı tarafın iddialara cevap verme durumu belirmek.
dinsizin hakkından imansız gelir : acımasız olan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir anlamında kullanılan bir söz.
ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil : iyi nitelikli işler kullanılan araç elverişsiz de olsa kolaylıkla yürütülebilir ama her iş elverişsiz araçla yürütülemez anlamında kullanılan bir söz.
gören gözün hakkı vardır : yiyecek veya imrenilecek bir şeyi görene o şeyden vermek gerekir anlamında kullanılan bir söz.
hak (veya hakkını) yemek : başkalarının hakkını vermemek.
hakkı geçmek : birinin payından başkası almış olmak birinde veya bir şeyde emeği olmak.
hakkı için : kutsal şeyleri anlatan kelimelerden sonra getirilerek ant içmek için söylenen bir söz.
hakkı olmak : payı, alacağı, hissesi olmak sözünde, düşüncesinde, iddiasında haklı olmak.
hakkı ödenmemek : birinin iyiliklerine, emeklerine karşılık olarak ne yapılsa az olmak.
hakkı var : doğru düşünüyor, doğru söylüyor, doğru davranıyor anlamında kullanılan bir söz.
hakkından gelmek : zor bir işi başarı ile sona erdirmek yenmek, öç almak veya cezasını vermek.
hakkını aramak : hakkı olduğuna inandığı şeyi elde etmeye çalışmak.
hakkını helal etmek : hakkını, emeğini bağışlamak.
hakkını vermek : gereğini bütün olarak yerine getirmek birinin çalışmasının karşılığını gereğince değerlendirmek.
nimet hakkı (için) : yenilen, içilen şeyler üstüne edilen bir yemin sözü.
rabbena hakkı için : ant içerken inandırmak için kullanılan bir söz.
üstünde hakkı olmak : birinde emeği, iyiliği, hakkı bulunmak.
yanıt hakkı doğmak : cevap hakkı doğmak.
Hakkı anlamı, tanımı
Ağa hakkı : [Bakınız: kulluk hakkı].
Akçalı hakkın aktarımı : Yapılan bir sözleşme ile ve sözleşmede yer alan koşullarla, hakkın başka birine bırakılması.
Akçalı hakkın iyesine dönmesi : Herhangi bir nedenle başkasına verilmiş olan hakkın, bu nedenlerin ortadan kalkması ile yapıt iyesine dönmesi.
Alacak hakkı : Herhangi bir işlem sonucu doğan akçalı hak.
Alacak üzerinde tutu hakkı : Pay, borç ve alacak belgitlerini tutulayarak bunlara karşılık bankalarca kişiye tanınan borç para verilme hakkı.
Ana hakkı : Gelinin annesine başlık sırasında verilen hediye.
Anılma hakkı : Bulgu iyesi adının, her zaman ve her yerde anılmasını zorunlu kılan yasalara bağlı kişi hakkı.
Ard hakkı : Mehr-i müeccel, kadınlara nikâh karşılığı, ölüm veya ayrılma halinde verilmesi kararlaştırılan para. Kız evi tarafından oğlan evine müsbet cevap verildiği gün, oğlan evinden kızın ailesine gönderilen hediyeler.
Asaba hakkı : Kızı olan dul bir kadının, başka bir kocaya vardığında, ondan olan çocuklarının önceki kocanın mirasından alacağı hak.
Ayrıcalık hakkı : Ayrıcalık ile sağlanan ve sınırı böylece belli edilen hak.
Ayrıcalıklar hakkında kararname : 30.8.1777 tarihli ve ilk yasalar yayımlanıncaya dek uygulanan bir Fransız hukuk belgesi.
Bağışlanan hakkın genişliği : Bulgucuya verilen hakların kapsamı.
Bağışlanan hakkın niteliği : Bulgucuya tanınan hakkın niteliği (ayrıcalık ya da bağışıklık hakkı gibi).
Bağışlanan hakkın süresi : Bulgucuya verilen koruma hakkını içine alan süre (5, 10 ya da 15 yıl. Bizde en son süre 15 yıldır).
Bağışlanan hakkın uygulama yeri : Verilen hakkın uygulanacağı ulusal sınırlarla kısıtlı alan.
Basım hakkı : Bir yapıtın basımı konusunda tanınan, yasadan doğan hak.
Başvurmada öncelik hakkı : Paris Birliği Anlaşması'nın. maddesine göre, bir ülkede yordamına uygun başvuran kişinin, bu başvurmasının öbür ülkelerde de yapıldığını ve o tarihten başlayarak doğduğunu sağlayan hak.
Bayındırım hakkı : Toprağın iyeliğinden ayrı olarak, toprak iyesinin, kamunun vargı, eylem ve işlemleri sonucunda, hiçbir emek vermeksizin, toprağının bayındırılmasından elde edeceği artık değer. İngiltere hükümetinin, 1947 tarihli bir yasa ile, kent toprağı iyelerinden, belli bir ön ödeme karşılığında alarak ulusallaştırdığı, bayındırma ve geliştirme ayrıcalığı.
Bayındırım hakkının ulusallaştırılması : Topraklarını bayındırma karşılığında elde edecekleri kazancın belli bir bölümünü toprak iyelerine önceden ödeyerek, bayındırım yetkisinin devletçe alınıp kamu yararına ayrılması.
Beklenen hakkı aktarma : Beklenen hakkı, karşılıkla ya da karşılıksız olarak başkasına bırakma.
Boyunduruk hakkı : [Bakınız: kulluk hakkı].
Bulgu belgesi hakkının özel koşulları : Belge verilirken yapılması ya da yapılmaması gereken kurallarla, belgenin sınırlarını belirten koşullar.
Bulgu belgesi üzerinde tutu hakkı : Belge iyesinin, belgeyi gerektiğinde tutulaması hakkı.
Bulgu belgesi üzerinde yararlanma hakkı : Bulgu belgesi iyesinin belgeden yararlanma hakkı.
Bulgu belgesi verme hakkı : Egemen olanların bulgu belgesinin verilip verilmemesi konusundaki hakkı.
Bulgucu hakkı : Bulgucunun, bulgusu üzerindeki hakkı.
Cayma hakkı : Yapılan anlaşmadan cayılmasını olağan kılan ve yasalarda tanınan hak.
Çoğaltım hakkı : Herhangi bir filmin eşlemini çıkarmayı, bu eşlemleri çoğaltmayı sağlayan hak.
Çoğaltma hakkı : Bir yapıttan daha fazla sayı elde edilip edilmemesi ile ilgili hak.
Çoğaltma hakkı saklı : Çoğaltma hakkını izne bağlı tutan deyim.
Çoğaltma hakkına saldırı : Hak iyesinin izni olmadan bir yapıtın çoğaltılması.
Dağıtım hakkı : Bir filmin dağıtım işiyle ilgili haklar; filmi dağıtıp işletme hakkı.
Dergi çıkarma hakkı : Dergi çıkarmak için yasaların tanıdığı hak (Anayasa, m. 23).
Dinlenme hakkı : İşçiye çalışma süresi içinde yasasında belirtilen sınırlar içinde verilen dinlenme hakkı.
Düzeltme hakkı : Çoğunlukla bankalarca çıkarılan sayışım özetlerinin ve kesin sayışımların altına (yanlış ve unutulmalar ayrıca düzeltilecektir) anlamına gelmek üzere eklenen bir açıklama.
Düzen hakkı : Gelini süsleyen kadına verilen para.
Eşit kabul hakkı : Uluslararası Para Fonunun mali kaynaklarını bütün üye ülkelere aynı koşullarda kullandırması.
Geri alım hakkı : Vefâ hakkı.
Geri çağırma hakkı : Firmanın, çıkardığı tahvili herhangi bir önkoşul olmaksızın istediği zaman geri satın alma hakkı.
Gerilim hakkı : Tutulandırılan durağan değer üzerindeki iyelik hakkını yitiren kişi üzerinde kalan hak.
Gösterim hakkı : Filmin gösterimini sağlayan hak.
Hakkı tümleyen biçimsel yönetim işlemi : Bulgu belgesi almak için, başvurmadan sonra yapılan işlem.
Hakkıbeyli : Adana ili, Yüreğir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Hakkıldamak : Kahkahayla gülmek.
Hakkın düşmesi : Yasalarda yazılı koşullara uyulmaması sonunda hakkın ortadan kalkması. Bir tecim belgitinin ilgilisine belirli süresi içinde bir uyarı yapılmaması nedeniyle belgiti düzenleyen ve alacağı üçüncü kişiye aktaran kişilere başvurma yeteneğinin yitirilmesi. Yasa, sözleşme ya da yargıcı tarafından.
Hakkın iyesine dönmesi : Akçalı hakkın, amacın ortadan kalkması ya da sürenin bitimi ile iye tarafından kullanılabilir duruma gelmesi.
Hakkın kötüye kullanılması : Hakkın sû-i isti'mâli.
Hakkın yokluğu : Çeşitli nedenlerle hakkın ortadan kalkması.
Hakkına komak : Hakkından gelmek, lâyık olduğu dersi vermek.
Hakkından çıkmak : Hakkından gelmek.
Hakkırdamak : Kahkahayla gülmek.
Hapis hakkı : Alıkoma hakkı (Zurückbehaltungsrecht,droit de retention). Bir rehin sözleşmesi olmaksızın alacaklıya, borçluya ait elinde bulunan mal veya değerli kâğıtları alıkoyma ve satma yetkisi veren hak. Borçlu hapis hakkı gerçekleşen mal ya da değerli kâğıtlarını başka bir güvence göstererek alacaklıdan geri alabilir.
Her hakkı saklıdır : Bütün hakların saklı tutulduğunu göstermek üzere yayımlanan yapıtların üzerine konulan deyim.
Hisse senedi değer artış hakkı : Firmanın hisse senetlerinin piyasa değerinde ortaya çıkan artıştan, hisse senedi sahiplerinin veya çalışanlarının nakit veya ek hisse senedi alarak yararlanma hakkı.
İki yanlı yazma hakkı ilişkileri : İki ulus arasındaki anlaşmalarla düzenlenen yapıt hakkı ilişkileri.
İlk görüşmeci hakkı : Gümrük bildirmelilerine ilişkin uluslararası alanda yapılan görüşmelerde, bir ülkeden bir malın vergisine ilişkin ödün alan bir başka ülkenin GAAT'a göre taşıdığı hak.
İsim hakkı sözleşmesi : Bir mal ya da hizmetin üretim ayrıcalığına sahip olan işletmenin, başka bir işletmeye bedel karşılığında söz konusu mal ya da hizmeti belirli bir bölge ve sürede üretme ya da satma hakkını vermesine ilişkin sözleşme.
İstem hakkı : Yapıt iyesine verilmesi kararlaştırılan bedelin ya da çoğaltılmış sayıların istenmesi.
İşbırakım hakkı : İşçilere, işverenlerle olan ilişkilerinde iktisadi ve toplumsal konumlarını koruyabilmek veya düzeltebilmek amacıyla toplu sözleşme yapmak ve zorunlu kalırlarsa işlerini durdurmak üzere yasayla verilen hak.
İşbırakımı hakkı : İşçilerin işverenlerle olan ilişkilerinde ekonomik ve toplumsal haklarını koruyabilmek amacıyla toplu sözleşme yapmak ve zorunlu kalırlarsa işlerini durdurmak üzere yasalarla kendilerine verilmiş olan yetkiler.
İşleme hakkı : Yapıt hakları arasında bulunan ve yapıt iyesine tanınan hak.
İşletme bulgusu hakkı : İşletme bulgusunun oluşumuna katılmaktan doğan hak.
İzleme hakkı : Yazarın, çoğaltılmış sayıların satışından belirli koşullara göre pay isteme hakkı.
Kaçınma hakkı : Ödeme gücünü tümüyle yitirmiş olması nedeniyle borçluya ödemeden kaçınması için yasa ile verilen hak.
Kamu kurumlarının yapıt hakkı : Yasalarda, resmi kurumların yazıları ya da bastırdıkları yapıtlar bakımından tanınan haklar.
Kar payı hakkı : Hissesenedi sahiplerinin şirket etkinliklerinden doğan kârın yasada öngörülen ölçütler çerçevesinde belli bir kısmını alma hakkı.
Karşı çıkma hakkı : Yapılan işlemlere, yasalarda tanınan karşı çıkma hakkı.
Kendi yararına tekelci işletme hakkı : Bulgudan, yalnızca iyesinin yararlanıp başkalarının yararlanmamaları hakkı.
Kılıç hakkı : Timarlann üç ya da altı bin akçelik bölümü.
Kırtıl hakkı : Otlak parası, otlakiye.
Kitap yayımlama hakkı : Bir ülkede, o ülkede yaşayanlara yasalarca tanınan doğal hak (Anayasa'mızın 2. maddesine göre, her Türk vatandaşı kitap çıkarabilir).
Komşuluk hakkı : Bir komşuluk biriminde birbirine yakın yapılarda yaşayan ya da çok katlı bir barkta oturmakta olan kimselerin, komşularından kendi dirlik ve düzenliklerine, sessizlik ve sakınçlarına saygı göstermelerini beklemek yetkisi.
Kullanma hakkı : Bir belgenin ya da markanın kullanılmasını sağlayan hak. Başkasına ilişkin arsa, yol, bahçe, ev gibi taşınmaz bir maldan belirli bir yön ve ölçüde yararlanma ya da kullanma yetkisi veren hak. Taşınmaz bir mal ya da kişi yararına kimi yükümlülük ekleyen özdeksel hak.
Kulluk hakkı : Osmanlılarda tımarlılara ve sipahilere verilen toprakta oturanlardan, ektikleri toprak oranında her yıl alınan vergi.
Markayı kullanma hakkı : Marka iyesinin markayı istediği gibi kullanabilmesi hakkı.
Okullarda oynatım hakkı : Bir filmin yalnız okullarda oynatılmak üzere kiralanmasını sağlayan hak.
Oturma hakkı : Süknâ hakkı.
Oynatım hakkı : Yerli ya da çeviri bir oyunun tiyatroda oynanmasını sağlayan hak.
Oyun hakkı : Bir yapıtın aslını ya da işlenmişini okumak, çalmak, oynamak, göstermek yoluyla yayımından yararlanma.
Ödeneklik hakkı : Belirli bir süre içinde ödenecek devlet giderleri ile bunları karşılayacak kamu gelirlerini inceleme, kabul ve onanması hakkı.
Önalım hakkı : Özel kişilerin iyeliğinde bulunan bir taşınmazın, iyesince satışa çıkarıldığında, öncelikle devlet, kent yönetimi ve öteki kamu kuruluşlarına satılmasını öngören sınırlama; kamu kuruluşlarına bu amaçla tanınan öncelikli satınalma hakkı.
Öncelik hakkı : Bir oyunu ilk kez sahneye çıkartma hakkı. Hisse senedi sahiplerine yeni çıkarılan hisse senetlerini mevcut paylarıyla orantılı biçimde satın almak için tanınan hak. Hisseli mülklerin satışında, öncelikle pay sahibi olan kişilere tanınan satınalma hakkı. . Başkalarından daha üstün tutulma hakkı kazanmış olan. Öncelik oynatımını sağlayan hak. Bir oyunu ilk kez sahneye koyma hakkı.
Öncelik hakkı isteme süresi : Öncelik hakkı istemek için verilen bir yıllık süre.
Öncelik hakkı iyesi : Daha önce başvurduğu için, öncelik hakkı kazanan kişi.
Öncelik hakkı piyasası : Borsada işlem gören şirketlerin nakit sermaye artışı yapmak üzere belirledikleri öncelik hakkını kullanma süresi içinde sözkonusu hisse senedi üzerinde bulunan yeni pay alma kuponunun alınıp satılabilmesi için açılan piyasa.
Öncelik hakkının düşmesi : Yasalarda ve Birlik Anlaşması'ndaki belirtilen süre içinde, öncelik hakkının kullanılmaması ve böylece hakkın düşmesi.
Öncelik hakkının kullanılması : Yasalarda ve Birlik Anlaşmasındaki belirtilen süre içinde öncelik hakkının istenmesi ya da istenmemesi.
Öndenlik hakkı : Herhangi bir markanın, daha eski tarihten başlayarak kullanılmasıyla doğan hak.
Örgütlenme özgürlüğü ve örgütlenme hakkının korunması sözleşmesi : Bütün işçi ve işverenlerin, önceden izin almaksızın ve serbestçe kendi örgütlerini kurma, bu örgütlere katılma haklarını ve örgütlerin resmi görevlilerin müdahalelerinden bağımsız serbestçe etkinlikte bulunabilmelerini güvence altına alan ve 1948 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
Örgütlenme ve toplu sözleşme hakkı sözleşmesi : Toplu sözleşme düzeninin geliştirilmesine, sendika ayrımcılığı yapılmamasına ve farklı kesimlerin örgütlerinin birbirlerinin çalışmalarına müdahale etmemelerine yönelik önlemleri içeren ve 1949 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
Özel izin hakkı : Belge iyesince bir başkasına belgeyi kullanması için verilen izin.
Öznel kamu hakkı : Bulgu belgesi üzerinde, kamunun var kabul edilen hakkı.
Pay hakkı : Bir yapıtın, satış bedelinden verilmesi gereken ve yazarınca istenmesi mümkün bulunan yüzde.
Radyo ile yayım hakkı : Radyo ile yayım için yapıt iyesine tanınan hak.
Sendika kurma hakkı : Ortak çıkarlarını koruma ve savunma amacıyla yurttaşların hükümetten izin almaksızın sendika kurabilmeleri hakkı.
Tecimdışı dağıtım hakkı : Bir dağıtımcıya herhangi bir filmin tecimdışı dağıtımını sağlayan hak.
Tekel hakkı : Verilen gediğe dayanan tekel hakkı.
Televizyon hakkı : Bir filmin televizyonda gösterimini sağlayan hak; televizyonda yayın hakkı. Herhangi bir yapıtın televizyonla yayınlanmasını sağlayan hak.
Televizyonla yayım hakkı : Televizyonla yayım için yapıt iyesine tanınmış hak.
Telif hakkı ücreti : Gerçek veya tüzel bir kişiliğe lisans sözleşmesiyle devredilen telif hakkı için, hak sahibine yapılan ödeme.
Toplumsal yapıt hakkı kuramı : Her düşünü ürününün, yalnız onu yaratan iyesini değil, içinde yaşanılan toplumun da ürünü olduğunu savunan anlayış (Ord. Prof. E. Hirş konuyu genişçe işlemiştir).
Tuğra hakkı : [Bakınız: çıkarım kazancı]. Değerli madenin, külçenin paraya çevirimi, basımında devletçe alınan baskı ücreti.
Tüm işletme hakkı : Özel izin anlaşması gereğince, izin alanın bölge üzerinde bütün hakların iyesi bulunması.
Tüzel kişilerin yapıt hakkı : Tüzel kişilere yasalarda belirtilen koşullarla tanınmış yapıt hakkı.
Uslama hakkı : Te'dib hakkı.
Uyarlama hakkı : Herhangi bir yapıtı sahneye uyarlayabilmek için izinle elde edilen hak. Herhangi bir metnin sinemaya uyarlanmasını sağlayan hak. Herhangi bir yapıtın sahneye uyarlama izni ya da bunu yapabilmek için izinle alınan hak.
Vefa hakkı : Geri -alım hakkı (Rückkaufsrecht, droit de réméré).
Yafta üzerinde yapıt hakkı : Nesneler üzerine konulan yaftaların biçimi ve düzeni ile ilgili olarak yasaların tanıdığı yapıt hakkı.
Yapıt hakkı : Sanat ürünü, estetik yapıt iyelerinin ve diğer yazarların meydana getirdikleri yapıtları nedeniyle taşıdıkları haklar. Herhangi bir kimsenin bir yapıtı (film, televizyon oyunu, oyunluk, beste, vb.) yaratmasından, gerçekleştirmesinden doğan ve yasalarla güvence altına alınan tüm hakları. Bir yapıt oluşturan kişiye tanınan ve yasalarla güvenlik altına alınan akçalı, öznel, izleme ve basım haklarının tümü.
Yapıt hakkı belgesi : Hakkın doğumu için kütüğe yazım kuralını kabul eden ve uygulayan ülkelerde, kütüğe geçirildiğini ve hakkın doğduğunu gösteren belge (eskiden bizde bu uygulama vardı, bugün ABD gibi ülkelerde görülmektedir).
Yapıt hakkı bildirimi : Yapıt hakkının korunması için ilgili yere yapılan bildirim.
Yapıt hakkı isteğinin kütüğe yazımı : Yapıt hakkının korunması için kütükte gereken işlemin yapılması.
Yapıt hakkı iyesi : Yapıt hakkını taşıyan kimse. Yapıta kendi özelliğini veren, yapıtı yaratan kişi.
Yapıt hakkı kitaplığı : Yapıt hakkı yasasından yararlanmak amacıyla gönderilen yapıtların bulunduğu kitaplık.
Yapıt hakkı konusu yapıtların bölümlemeleri : Kütük işlemlerini düzenli olarak yürütebilmek ve hakların yokolmasını ve korunmasını sağlamak amacıyla yapılan sınıflar (ABD nde 13 sınıf bulunmaktadır).
Yapıt hakkı kütüğü : Yapıt hakkının sağlanması ve korunması için tutulan kütük. Yapıt haklarının doğumunu ve korunmasını sağlamak üzere düzenlenen kütük.
Yapıt hakkı negatifi : Bir film üzerindeki yapıt hakkının korunabilmesi için yapıt hakkı kütüğüne ya da yetkili başka bir kuruluşa sunulan örnek negatif.
Yapıt hakkı odası : Yapıt hakkının doğumu için gereken işlemleri yürüten ve kütüğü tutan yönetim bölümü.
Yapıt hakkı olan yapıt : Kimi ülkelerde kütüğe yazılarak korunan, belli süresi henüz geçip kamuya mal olmamış ve yasalarda belirtilmiş koşulları taşıyan yapıt.
Yapıt hakkı olan yapıtların sınıflandırılması : Yapıt hakkı olan yapıtların bir temele göre sınıflara ayrılması.
Yapıt hakkı ödemeliği : İyelik hakkından doğan parasal alacak.
Yapıt hakkı tarihi : Bir düşün ya da sanat yapıtının her türlü haklarının korunmaya başlandığı tarih. (Kitaplarda genellikle içkapağın "b" yüzünde bulunur. Basım tarihi belirtilmemiş yapıtlarda basım tarihi yerine de geçer.).
Yapıt hakkı tüzesi : Yapıt haklarının sınırını, nasıl kullanılıp korunacağını ve niteliklerini belirten bilim dalı.
Yapıt hakkı yasası : Düşün ve sanat ürünü olan yapıtların bir başkasınca izinsiz ve kaynak göstermeden kullanılmasını önleyen yasa. Yapıt haklarını düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan yasa (ülkemizde uygulanan yasanın adı: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'dur).
Yapıt hakkına elatma : Hakkı olmayan birinin yapıt haklarını izinsiz olarak kullanması.
Yapıt hakkını yenileme : Yapıt hakkının kütüğe yazımla korunduğu ülkelerde, yasaların koyduğu koşullarla uygun olarak, belirtilen koruma süresinin uzatılması.
Yapıt hakkının aktarımı : Bir bedel karşılığı ya da bedelsiz olarak yapıt hakkının başkasınca kullanılmasına izin verme.
Yapıt hakkının kiralanması : Yazar, çevirmen, heykeltraş, resimci ve bestecilerin ve bunların yasal kalıtçılarının kitap, resim, heykel ve nota niteliğindeki yapıtlarını türetim amacıyla başkalarına kiralamaları.
Yapıt hakkının korunması : Yapıt hakkının, yasalarda gösterilen biçim ve koşullarla başkalarına karşı korunması.
Yararlanım hakkı : Bir taşınmazın, özellikle bir toprak parçasının, iyeliğini kazanmaksızın, onu belli sürelerle ya da süresiz olarak kullanma yetkisi.
Yararlanma hakkı : Başkasına ilişkin bir mal üzerinde yararlanmayı sağlayan özdeksel hak.
Yasal yapıt hakkı : Yasaların koyduğu koşullardan doğan ve onların tanıdığı yapıt hakkı.
Yasal yapıt hakkı istemi : Yasadan doğan yapıt hakkının tanınması için gereken başvurma.
Yasal yapıt hakkını sağlama : Yasaların tanıdığı yapıt hakkının, hükümetçe güvenlik altına alınması.
Yasal yapıt hakkının aktarımı : Yasaların tanıdığı yapıt hakkının bedel karşılığı ya da bedelsiz olarak başkasına aktarımı.
Yaşam hakkı : Canlının yaşamsal fonksiyonlarını tam anlamıyla sürdürebilme hakkı.
Yayım hakkı : Yayımlanacak bir yazı, kitap ya da müzik yapıtını yayımlama ya da yayımlamama hakkı.
Yayım hakkına elatma : İzin alınmadan bir yapıtın çoğaltılması.
Yayımlanmamış yapıtın yasal yapıt hakkı : Yayımlanmamış yapıtta yaratmanın yaratıcı çalışması karşılığı olarak kabul edilen yapıt hakkı.
Yayımlanmış yapıtın yasal yapıt hakkı : Yayımlanmış yapıtın yasalara göre sağladığı yapıt hakkı.
Yeğleme hakkı : Birinin diğerinden üstün olması, seçimde söz iyesi olan kişi.
Yersel katlandırım hakkı : Ayni (arzi) irtifak hakkı.
Yoğrumlu yapıtları çekme hakkı : Tabloyu ya da yontuyu yapana tanınmış bulunan yapıt hakkı.
Yumruğu hakkına : Zorbalıkla.
Yükümlenim hakkı : Başkasının taşınmazı üzerinde, onun değerini azaltan ve bir kimsenin yararlandığı, geçme, ışık alma, yapı desteği gibi kullanma hak ve ayrıcalığı.
Zorunlu satın alma hakkı : Sovyet Rusya'da, verilen belgenin, zorunlu olarak satın alınması yolunda devlete tanınan hak.
Barut hakkı : Mermiyi istenilen uzaklığa atabilmek için gerekli barut gazı basıncını sağlamaya yetecek miktarda barut.
Buluş hakkı : Bir buluşun veya o buluşun kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belgeye karşılık kazanılan hak.
Cevap hakkı : Bir kimsenin şahsıyla ilgili genellikle basın yayın organlarında çıkan haberlere karşılık olarak düzeltme veya cevap verme hakkı, yanıt hakkı.
Geçiş hakkı : Geçiş üstünlüğü.
Geçit hakkı : Bir tarla, bağ bahçe vb. üzerinden ana yola, evine veya tarlasına gidebilmesi için komşu mal sahibine doğan yararlanma hakkı.
Gösterme hakkı : Sinema, tiyatro, konser vb. görsel sanatlarda telif hakkı.
Göz hakkı : Görüldüğünde imrenilebilecek yiyeceklerden, görenlere verilen pay.
Hakkıhıyar : Seçme hakkı.
Hakkıhuzur : Huzur hakkı.
Hakkımüktesep : Kazanılmış hak.
Hakkında : İlgili olarak, üzerine.
Hakkısükut : Sus payı.
Hakkıyla : Gereği gibi, iyice.
Huzur hakkı : Belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenen para, hakkıhuzur.
İltica hakkı : Sığınma hakkı.
İntifa hakkı : Başkasına ait bir maldan yararlanma, başkasına ait bir malı kullanma hakkı.
İrtifak hakkı : Başkasının arsa, yol, bahçe vb. taşınmaz malından belirli bir yolda yararlanma hakkı.
İsim hakkı : Bir ticarethanenin veya malın adını kullanma karşılığında talep edilen hak, patent hakkı.
Kabotaj hakkı : Türk kara sularında, Türkiye'deki akarsu ve göllerde gemi bulundurma, bunlarla gidiş geliş ve taşıma yapma hakkı.
Konuşmama hakkı : Adli makamlarca suçluya tanınan ifade vermeme hakkı.
Kul hakkı : İnsanların birbirlerine geçen emekleri, hakları.
Makas hakkı : Makas payı.
Oy hakkı : Kişilere tanınan oy verme yetkisi.
Ölme hakkı : İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı, ötanazi.
Ön alım hakkı : Üçüncü kişiye satılan bir mülkü bir kimsenin öncelikle satın almasına yetki veren hak, şufa hakkı.
Özlük hakkı : Genel memur statüsü içinde kişinin, kanunların öngördüğü biçim ve koşullarla kazandığı her türlü hakkı.
Patent hakkı : İsim hakkı.
Rücu hakkı : Bir kimsenin alacaklısına ödediği şeyi diğer birinden istemeye hakkı olması durumu.
Rüçhan hakkı : Yasal olarak tanınan öncelik hakkı.
Sarraflık hakkı : Sarrafın altın bozma, değiştirme vb. işler için üstelik olarak aldığı para, baş, sarrafiye.
Seçilme hakkı : Herhangi bir seçimde seçilebilme hakkı.
Seçme hakkı : Bir sözleşme ile belirlenen ödeme biçimi yerine bir diğerini koyabilme yetkisi, muhayyerlik, hakkıhıyar. Herhangi bir seçimde oy kullanabilme hakkı.
Sığınma hakkı : Genellikle bir cezai kovuşturma ve mahkûmiyetten kurtulmak amacıyla yabancı bir ülkeye kaçma veya yabancı ülkedeyken geri verilmemeyi isteme, iltica hakkı.
Susma hakkı : Bir soruşturma sırasında sanığın, ceza yönünden aleyhine sonuç doğuracak sorulara cevap vermeme hakkı.
Sükut hakkı : Sus payı.
Şufa hakkı : Ön alım hakkı.
Takdir hakkı : Kanunun belirlediği durumlarda yargıca tanınan değerlendirme serbestliği, takdir yetkisi.
Telif hakkı : Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi, telif, yazar hakkı, röyalti.
Tuz ekmek hakkı : Birinin ekmek yedirip iyilik ettiği kimse üzerindeki manevi hakkı.
Veto hakkı : Belli bir alanda yetki sahibinin öneri veya kararı reddetme hakkı.
Yanıt hakkı : Cevap hakkı.
Yasama hakkı : Yasama gücü.
Yazar hakkı : Telif hakkı.
Yumruk hakkı : Zorbalıkla elde edilen şey.
Diğer dillerde Hakiki izleyici anlamı nedir?
İngilizce'de Hakiki izleyici ne demek ? : intrinsic tracer


Bu kısımda Hakkı nedir? Hakkı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hakkı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hakkı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.