Hemo nedir, Hemo ne demek

Hemo; Kimya alanında kullanılan bir sözcüktür.

Kimya'da terim anlamı:

Kana işaret eden ön ek, hemosiyanin, hemoglobin gibi.

Hemo ile ilgili Cümleler

  • Hemoroid kremini götüne soktun mu doktor komutan?
  • Askerdeki 1. sicil amirim hemoroid kremini götüne sokarken zevk alıyor mu diye düşünüyorum.
  • Hemoglobin nedir?
  • O hemoroid kremini masasının üstünde görünür şekilde bırakan komutanın götünü sikeyim.

Hemo tanımı, anlamı

Basiller hemoglobinüri : Sığır ve koyunlarda bazen de keçilerde ve domuzlarda akut seyirli, Clostridium haemolyticum’dan kaynaklanan, yüksek ateş, damar içi hemolizis, hemoglobinüri, sarılık ve karaciğerde genellikle büyük ve bir alanda pıhtılaşma nekrozunun varlığıyla belirgin, oldukça ölümcül toksemik bir enfeksiyon, enfeksiyöz ikterohemoglobinüri. Fasciola hepatica karaciğerde başlangıç lezyonlarının başlıca nedenidir

Birincil hemolitik anemi : Otoimmün hemolitik anemi.

Diyatezis hemorajika : Kanama eğiliminin artışı.

Doğum sonrası hemoglobinüri : Yüksek verimli süt ineklerinde, doğumdan 2-6 hafta sonra, fosfor ve bakır yetersizliğinden kaynaklanan damar içi hemolizis, hemoglobinüri, anemi ve yüksek ölüm oranıyla belirgin hastalık, puerperal hemoglobinüri.

Erişkin hemoglobini : Hemoglobin A.

 

Gama hemoliz : Kanlı agar besi yerinde hemoliz görülmemesi.

Gastrointestinal hemoraji : Mide bağırsak kanaması.

Heinz cisimciği hemolitik anemisi : Kimi bitkisel zehirlerin, kimyasal bileşiklerin ve mineral maddelerin alyuvarlardaki globulini çökelterek Heinz cisimciği oluşturmasıyla belirgin, çoğunlukla kendiliğinden düzelebilen kanda alyuvar ve hemoglobinin azalması. Kediler özellikle duyarlıdır, soğan, kolza, akçaağaç veya lahanayla beslenen sığır ve koyunlarda görülür.

Hemobartonellozis : Kedilerin enfeksiyöz anemisi.

Hemobilya : Kanlı safra.

Hemodak : Bir veya iki odağı aynı olan, birodak. Şekildeki A noktası üç elipsin herbirinin bir odağıdır.

Hemodinamik : Kan dolaşımıyla ilgili hareketleri içeren.

Hemoendotelyal plasenta : Hemoendotelyokoryal plasenta.

Hemoendotelyokoryal plasenta : Tarla faresinde görülen, anne kanının koryonik damar endoteliyle temas hâlinde olduğu plasenta biçimi, hemoendotelyal plasenta.

Hemoeritrin : Çeşitli yumuşakçaların ve kabukluların kanında bulunan, demir kapsayan kırmızı bir protein. Çeşitli yumuşakçaların kanında bulunan, demir kapsayan kırmızı bir protein.

Hemofagositoz : Eritrositlerin fagositik hücrelerce yutulması. Yaşam süreleri dolmuş alyuvarların dolaşımdan uzaklaştırılması için alyuvarların fagositik hücrelerce yutulması.

 

Hemofili a : Faktör VIII yetersizliğine bağlı olarak pıhtılaşmanın gecikmesi ve kanama süresinin uzaması sonucu, önü alınamayan kanamalarla belirgin cinsiyete bağlı çekinik özellikte kalıtsal hastalık, faktör VIII yetersizliği. Etkilenen hayvanlar çoğunlukla homozigot erkeklerdir.

Hemofili b : Faktör IX yetersizliği sonucu kanın pıhtılaşmasının aksaması ve buna bağlı olarak kanama süresinin uzamasıyla belirgin, insan ve köpeklerde görülen hastalık, faktör IX yetersizliği, Noel hastalığı.

Hemofili c : Faktör XI yetersizliği sonucu kanın pıhtılaşmasının aksaması. Yetersizlik sığırlarda çekinik özellikte iken, köpeklerde olasılıkla baskın özelliktedir, faktör XI yetersizliği.

Hemofiliyak : Hemofiliden etkilenen hasta hayvan.

Hemofilus : Zor üreyen, üreme için kan ve kan faktörlerine gerek duyan, küçük, Gram negatif, aerob veya fakültatif anaerob kokobasil.

Hemofilus enfeksiyonları : Haemophilus türü içinde yer alan gram-negatif bakterilerin oluşturduğu bir grup bulaşıcı hastalık.

Hemofiz : Omurun merkezinin alt ucundan yana doğru uzayan düz veya diken şeklinde çıkıntı.

Hemoflagellata : Kanda parazitlenen kamçılı organizmalar, özellikle Trypanosomatina alt takımında bulunan protozoonlar.

Hemoftalmi : Gözün içinde kan toplanması.

Hemoglobin a : Erişkinlerde bulunan, “hem” grubuyla 2alfa ve 2ß zincirden oluşan (a2 ß2) esas hemoglobin tipi, erişkin hemoglobini, HbA.

Hemoglobin a1c : [hemoglobin A1c] Hemoglobindeki her zincirin ucundaki valine bir glikozun bağlı olduğu, şeker hastalığında miktarında artış olan glikozillenmiş hemoglobin tipi, HbA1c.

Hemoglobin a2 : [hemoglobin A2] Erişkinlerde az miktarda bulunan, “hem” grubuyla 2a ve 2d zincirden oluşan (a2 d2) hemoglobin tipi, HbA2.

Hemoglobin f : Fetal dönemde ve yeni doğanlarda bulunan, “hem” grubuyla 2? ve 2? zincirden oluşur (?2 ?2) ve. 3 difosfogliserata ilgisi HbA’ ya göre daha az olan hemoglobin tipi, HbF.

Hemoglobin maserasyon deneyi : Kasaplık hayvan karkaslarında, kesim sırasında kanın yeterli akıtılıp akıtılmadığını belirlemek için yapılan test.

Hemoglobinemi : Kan plazmasında serbest hemoglobin bulunması. Kan plazmasında serbest hemoglobin bulunması. Damar içi hemolizin önemli bir göstergesidir.

Hemoglobinemi paroksimalis : Paroksimal hemoglobinüri.

Hemoglobinometre : Kandaki hemoglobin miktarını belirlemek için kullanılan bir alet.

Hemoglobinometri : Kandaki hemoglobin miktarının belirlenmesi işlemi.

Hemoglobinopati : Kalıtsal bozukluklardan dolayı anormal polipeptit zincirlerinden oluşan, orak hücre anemisi, hemolitik anemi ve talasemiye neden olan anormal tipteki hemoglobinlerin varlığı. Hemoglobin C, E, I, J, S, ve benzerleri yüzlerce tipi vardır.

Hemoglobinüri : İdrarda serbest hemoglobin bulunuşu.

Hemoglobinürik nefrozis : Toplayıcı kanalların lümeninde ve tubulus epitellerinde hemoglobin birikimi ve tubuluslarda yaygın vakuoler dejenerasyonla belirgin böbrek değişimi. Akut hemolitik hastalıkların bir bulgusudur.

Hemokist : Kalp kapağı hematomu.

Hemokonsentrasyon : Kanda hemoglobin miktarı ve alyuvar sayısının nispi artışı. Dehidrasyon nedeniyle kanın sıvı kısmının azalması sonucu hematokrit değerin artması.

Hemokoriyal plasenta : İnsan ve maymunlarda görülen, yavruya ait koryon kesesi villuslarının döl yatağının endometriyumuna çok sıkı bağlantı kurduğu ve villusların koryon kesesinin belirli yerlerinde plasenta diskoidea adı verilen disk biçiminde oluşumlar yaptığı tam plasenta grubu, plasenta hemo-koriyalis. Trofoblast hücreleri döl yatağının epitel katmanı, bağ dokusu ve kan damarlarının tüm katmanlarını erittiğinden villuslar anne kanıyla temas hâlindedir.

Hemokromatoz : Vücutta aşırı demir birkimiyle oluşan metabolik bir hastalık.

Hemokromatozis : Vücutta fazla miktarda demir emilimi sonucu oluşan ve dokularda hemosiderin benzeri bir pigmentin aşırı derecede birikimiyle belirgin, ender rastlanan bir metabolizma hastalığı, aşırı demir yükü hastalığı.

Hemokuprein : Alyuvarlarda bulunan ve bakır içeren bir protein, eritrokuprein.

Hemolakti : Çok hafif renk değişikliğinden, kan pıhtısı içeren süte kadar değişen derecelerde sütte kan bulunması. İneklerde, fiziksel darbelerden veya doğum sonrası konjesyonlu damarların yırtılmasından kaynaklanır.

Hemolenf : Bazı omurgasızların hemosölünde bulunan sıvı; böcek kanı. Bazı omurgasızlarda, hemosöl adı verilen vücut boşluğu içerisinde bulunan sıvı. Eklem bacaklıların hemoseli içerisinde, nematodlarda ise psödosölom içerisinde bulunan kan ve lenf karışımı sıvı.

Hemolitik : Hemoliz oluşturan, hemolizle ilgili olan.

Hemolitik anemi : Genetik ya da immünolojik olarak kırmızı kan hücrelerinin erimesi ya da hasar görmesi sonucu azalması. Kalıtsal bozukluklar, anormal hemoglobinler, saponin zehri gibi bazı zehirler, virüsler, bakteri toksinleri, kan parazitleri ve benzerleri nedenlerden, dolaşımda aşırı miktarda alyuvar yıkımıyla oluşan anemi tipi. Orak hücreli anemi, eritroblastozis fetalis, talasemiler hemolitik anemi tipleridir.

Hemolitik etkili bitkiler : Hayvanlar tarafından fazla miktarda tüketildiğinde hemoliz meydana getiren, kara lahana ve karnabahar, lahana, soğan, yabani sarımsak, hardal, yabani hardal eğrelti otu, it üzümü, orman lahanası, köpek lahanası gibi bitkiler.

Hemolitik ikterus : Hemolitik sarılık.

Hemolitik sarılık : Vücutta fazla miktarda alyuvar yıkımı sonucu meydana gelen sarılık, hemolitik ikterus, posthepatik ikterus, süperfonksiyon ikterus. Fazla miktardaki bilirubinin tümü karaciğer tarafından işlenememesi ve dokularda birikimi sonucu meydana gelir.

Hemolitik üremik sendrom : Bakteriyel toksemi sonucu oluşan, mikroanjiyopatik hemolitik anemi, mikrositozis, poikilositozis, trombositopeni ve akut böbrek yetmezliğiyle belirgin hastalık tablosu.

Hemoliz : Kırmızı kan hücrelerinin hemoglobini serbest bırakarak bozunması. Eritrositlerin eriyerek yapılarındaki hemoglobinin açığa çıkması, eritrositlerin erimesi. Alyuvarların, içerisindeki hemoglobinin dışarı çıkacak tarzda parçalanması, yıkımlanması veya ayrışması. Daha az yoğun bir ortamda, alyuvarların sitoplazmasının eriyerek göze zarı dışına çıkması olayı.

Hemolizin : Alyuvar hemolizine neden olan, farklı kan grubundaki anti-serumlar, enzimler, bakteriyel toksinler, alkol, eter, akrep ve yılan zehirleri gibi maddelere verilen ad.

Hemomelasma : Bağırsaklarda özellikle de kıvrım bağırsağın dış zarı altında, timpani veya paraziter invazyona bağlı olarak biçimlenen, 2-3 santimetre çapında, kırmızı-siyah renkli eski kanama odakları, hemomelasma ilei.

Hemomelasma ilei : Hemomelasma.

Hemometra : Döl yatağı boşluğunun kanla dolması, hematometra.

Hemonkozis : Dünyanın birçok bölgesinde geviş getiren hayvanlarda oldukça yaygın olarak görülen ciddi abomazum hastalığı. Haemonchus contortus koyun ve keçilerde, H. placei ise sığırlarda enfeksiyona neden olmaktadır. Hastalığın seyri, bu parazitlerin kan emmelerinden dolayı oluşan hipoproteinemi, sindirim sistemi bozuklukları ve anemiyle ilgilidir.

Hemopati : Kan hastalıkları.

Hemopeksin : Kandaki serbest hemi bağlayarak uzaklaştıran bir plazma proteini.

Hemoperfüzyon : Hastanın heparinlendikten sonra, atardamardan bir infüzyon pompası yardımıyla boru sistemi içine sevk edilen kanın reçine veya etkin kömür tozu gibi adsorban bir maddeyle dolu bir kartuştan geçirilmesi ve bir toplardamardan tekrar dolaşıma döndürülmesi biçiminde yapılan, zehirli maddelerin kandan uzaklaştırması için uygulanan bir eliminasyon yöntemi.

Hemoperikardiyum : Kalp kesesi içerisinde, yangıya bağlı olmaksızın, pıhtılaşmış hâlde kan toplanması, hemoperikart, hematoperikart.

Hemoperikart : Hemoperikardiyum.

Hemoperitoneum : Karın boşluğunda sıvı veya pıhtılaşmış hâlde kanın toplanması.

Hemoplöra : Hemotoraks.

Hemopnömoperikardiyum : Perikartın içinde kan ve hava toplanması.

Hemopnömotoraks : Göğüs boşluğunda kan ve hava toplanması.

Hemopoez : Kan yapıcı organlarda kan hücrelerinin yapılması olayı.

Hemoprotein : Prostetik grup olarak hem içeren bir protein. Oksijeni bağlama ve taşımada, elektron taşınmasında ve fotosentezde görev yapar.

Hemoptiz : Akciğerlerden ve solunum yollarından ağız yoluyla dışarıya köpüklü taze kan gelmesi.

Hemoptö : Akciğer kanaması.

Hemoraji : Kanama.

Hemorajik : Kanamayla ilgili, kanama gösteren. Kanamayla ilişkili olan, kanamalı.

Hemorajik anemi : Posthemorajik anemi.

Hemorajik diyatezis : Kanama eğiliminin artışı.

Hemorajik enteritis : Kanamalı bağırsak yangısı.

Hemorajik enterotoksemi : Kanamalı enterotoksemi.

Hemorajik lenfadenitis : Kanamalı lenf yumrusu yangısı.

Hemorajik sendrom : Kedi ve köpek yavrularında doğumu izleyen 1-4 gün içerisinde hematüri, akciğer, periton, deri altı, dil ve burun kanamasıyla belirgin, K1 vitamini eksikliğine bağlı ortaya çıkan ve ölümle sonuçlanan bir bozukluk.

Hemorajik şok : Hipovolemik şok.

Hemorajik yangı : Kanamalı yangı.

Hemore : Hematore.

Hemorolopi : Tavukkarası.

Hemosidal : Kan hücrelerini imha eden.

Hemosiderin : Hücrelerin içinde veya hücreler arasında parlak, altın sarısı veya sarı kahverengi granüllerle belirgin, hemoglobinin parçalanması sonucu oluşan ve demiroksit içeren ve suda çözünmeyen bir pigment.

Hemosiderozis : Dokularda yerel veya genel olarak hemosiderin pigmentinin birikimi.

Hemosit : Granülosit, plasmosit gibi çeşitli tipleri olan, böceklerin ve diğer omurgasızların kan hücrelerinin genel adı. Herhangi bir kan hücresi. Kan hücresi.

Hemositoblast : Miyeloyit ana hücresi. Kemik iliğinde bulunan ve her tip beyaz kan hücresi (monosit, granülosit, lenfosit) ile megakaryosit ve eritrositleri veren çok yönlü hücre. Hematositoblast. , : Kan yapan dokularda bulunan ve kan gözelerini verecek olan ilkel bir göze tipi.

Hemositometre : Kan hücreleri ve spermatozoonların sayımında kullanılan, üzerinde özel bölmelerin bulunduğu sayım kamarası ve iki adet sulandırma pipeti içeren alet.

Hemositometri : Kan hücresi sayımı.

Hemositopoez : Kan yapımı.

Hemosiyanin : Demir yerine bakır kapsayan ve yumuşakçaların, kabukluların ve bazı örümceklerin kanlarında bulunan solunum pigmenti. Bazı örümceklerin, yumuşakçaların ve kabukluların kanında bulunan, demir yerine bakır içeren, mavi-yeşil renkli solunum pigmenti. Omurgasızların kanında oksijen taşıyan protein. Demir yerine bakır kapsayan ve yumuşakçaların, kabukluların ve bazı örümceklerin kanında bulunan bir solunum pigmenti.

Hemosöl : Eklem bacaklılarda gerçek sölomun yerine geçen ve içinde kanın dolaştığı geniş boşluk. Bazı omurgasızlarda, gerçek sölom boşluğu yerine bulunan ve içinde solunum sıvısı dolaşan vücut boşluğu. Eklem bacaklılarda bulunan, embriyonik gelişimi gerçek vücut boşluğundan farklı, ancak gerçek vücut boşluğunun izlerini taşıyan ana vücut boşluğu. Eklem bacaklılarda gerçek sölomun yerine geçen ve içerisinde kanın dolaştığı geniş boşluk. [Bakınız: kan boşluğu].

Hemospermi : Hematospermi.

Hemostatik : Kanamayı durduran, kanamayı durdurucu ilaç. Kan dindirici özelliğe sahip adrenalin, K vitamini, kalsiyum gibi ilaçlar.

Hemostatik ilaç : Kanama durdurucu ilaç.

Hemostatik pens : Kanamayı durduran pens.

Hemostaz : Kanamanın durdurulması, herhangi bir vücut bölgesinde seyreden kan akımının yavaşlaması. Kanın damar dışına çıkmasının, fizyolojik veya cerrahi olarak önlenmesi. Zedelenmiş veya yırtılmış kan damarından kan akışının önlenmesi için geçekleşen damar büzülmesi, kan pulcuğu tıkacının oluşması, kanın pıhtılaşması ve fibröz doku oluşmasını içeren olaylar zinciri.

Hemoterapi : Kan vererek yapılan tedavi.

Hemotoraks : Çoğunlukla kan damarlarının travmatik nedenlerle yırtılması nedeniyle, göğüs boşluğunda kan toplanması, hemoplöra. Solunum güçlüğü, akciğer kollapsı ve mukozalarda solgunluğa sebep olur.

Hemotrop beslenme : Gebelikte yavrunun besin gereksinimlerinin plasenta aracılığıyla ana kanından sağlanması biçiminde gerçekleşen beslenme.

Hemozoin : Sıtma pigmenti.

İdiopatik immün hemolitik anemi : Otoimmün hemolitik anemi.

İmmün hemolitik anemi : Çeşitli ilaçlara, zehirlere veya antijenlere karşı oluşturulan izoantikor veya otoantikorların neden olduğu hemolizisten kaynaklanan anemi.

İzoimmün hemolitik anemi : Yeni doğanların alloimmün hemolitik anemisi.

Kanatlı hemorajik septisemisi : Kanatlı kolerası.

Koagülopatilere bağlı hemorajik diyatezis : Pıhtılaşma faktörlerinin bozukluğuna bağlı olarak oluşan kanama eğilimi, hipokoagulemi.

Korpus hemorajikum : Yumurtlamadan sonra ovulasyon çukurcuğunda, sarı cisim oluşumunun başlangıç evresindeki kanlı yapı.

Köpeklerin gastrointestinal hemorajik sendromu : Köpeklerin kanamalı gastroenteritisi.

Mekanik hemolitik anemi : Mikroanjiyopatik hemolitik anemi.

Mikroanjiyopatik hemolitik anemi : Alyuvarların küçük arteryoller ve kılcal damarlarda parçalanmasından kaynaklanan, damar içi hemolizis, hemoglobinüri ve poikilositozisle belirgin anemi, mikroanjiyopatik anemi, parçalanma anemisi, mekanik hemolitik anemi. Septisemi, yaygın damar içi pıhtılaşma ve salmonellozis gibi damar endotelini şiddetli derecede etkileyen bozuklukları takiben oluşur.

Mikroanjiyopatik hemolizis : Arteryollerdeki ve kılcal damarlardaki endol bozuklukları veya atardamar-toplardamar fistülleri gibi nedenlerle, alyuvarların ani bir basınç değişimleri sonucu parçalanmaları sonucu hemoglobinin dışarı çıkması, parçalanma hemolizisi.

Oksijen hemoglobin ayrışma eğrisi : Oksijenin kısmi basıncıyla hemoglobinin oksijenle doymuşluk derecesi arasındaki ilişkiyi gösteren grafik.

Ortalama alyuvar hemoglobin derişimi : Her bir alyuvara düşen ortalama yüzde hemoglobin miktarını belirtir, OAHbD, MCHC. OAHbD = Hemogolobin (gr/100ml) / Hematokrit değer (%) x 100 formülüyle hesaplanır. İnsan ve bazı hayvan türlerinde OAHbD değerleri; insan: 32-36, at: 31-37, sığır: 30-36, koyun: 31-34, keçi: 30-36, köpek. 32-36, kedi: 30-36.

Ortalama alyuvar hemoglobini : Her bir alyuvara düşen ortalama hemogolobin miktarının pikogram (pg) belirten bir indeks, OAHb, MCH. OAHb = Hemogolobin (gr/100ml)x 10 / Alyuvar sayısı (mm3’de milyon) formülüyle hesaplanır. İnsan ve bazı hayvan türlerinde OAHb değerleri; insan: 27-31, at: 12.3-19.7, sığır: 11-17, koyun: 8-12, keçi: 5.2-8.0, köpek. 19.5-24.5, kedi: 12.5-17.5.

Otoimmün hemolitik anemi : Alyuvarlara karşı vücudun ürettiği otoantikorlar nedeniyle oluşan immün aracılı hemoglobinüri, bilirubinuri, anemi ve sarılıkla belirgin, köpek ve kedilerde görülen bir hastalık. Tanı, pozitif Coombs testine dayandırılır, birincil hemolitik anemi, idiopatik immün hemolitik anemi.

Parçalanma hemolizisi : Mikroanjiyopatik hemolizis.

Paroksimal hemoglobinüri : Sütten kesilerek kaba gıda ve su verilen 4-8 aylık besi danalarında fazla su içmeyi takiben görülen hemoglobinüri, hemoglobinemi paroksimalis, sığırların hipoton hiperhidratasyonu, su zehirlenmesi. Bu olayda henüz işlevi ortadan kalkmamış yemek borusu refleksinin devam etmesi sonucu içilen su doğrudan doğruya kırkbayır ve şirdene gitmekte ve süratle rezorbe edilmektedir. Suyun rezorbe edilmesi kanda hipotoni yaparak alyuvarları hemoliz eder ve hemoglobinemi, buna bağlı olarak hemoglobinüri meydana gelir.

Pasteurella hemolytica : [Bakınız: Mannheimia haemolytica].

Penisiline bağlı hemolitik anemi : Atlarda antipenisilin antikoru immünoglobulin G oluşumuna bağlı olarak oluşan alyuvar hemolizisine bağlı anemi.

Plasenta hemo endotelyalis : Sıçan, kobay ve tavşanlarda görülen döl yatağı mukozasının epitel katı, bağ dokusu ve damar endoteliyle koryon villuslarının dejenere olduğu plasenta türü.

Plasenta hemo koriyalis : Hemokoriyal plasenta.

Puerperal hemoglobinüri : Doğum sonrası hemoglobinüri.

Purpura hemorajika : Alerjik purpura.

Reeder hemoglobin deneyi : Kasaplık hayvan etlerinde, kesim sırasında kanın yeterli akıtılıp akıtılmadığını belirleyen test.

Sahli hemoglobinometresi : Hemoglobin ölçümünde kullanılan, sehpa, hemoglobin tüpü, kan pipeti, biri asit diğeri damıtık su olmak üzere iki adet cam pipet ve bir cam bagetten oluşan bir alet.

Serebral hemoraji : Beyin kanaması.

Sığırların doğum sonu hemoglobinürisi : Doğum sonrası hemoglobinüri.

Sığırların hemophilus sommus enfeksiyonu : Sığırlarda Haemophilus sommus tarafından oluşturulan, beyinde vaskülitis, tromboz, kanama ve nekrozla belirgin septisemik bir enfeksiyon.

Sistitis hemorajika : İdrar torbasının kanla birlikte bulunan yaygın yangısı.

Soğuk su hemoglobinürisi : Soğuk su içilmesini takiben solunum güçlüğü ve koyu kırmızı renkli idrarla belirgin, özellikle kış mevsiminde buzağı ve yaşlı sığırlarda görülen hastalık.

Trombositer hemorajik diyatezis : Kemik iliğinde trombosit üretiminin azalması veya önceden üretilmiş kan pulcuklarının parçalanması sonucu kanama eğiliminin artışı.

Vasküler hemorajik diyatezis : Vasküler bozukluklara bağlı olarak kanama eğiliminin artışı.

Viral hemorajik septisemi : Çeşitli balık türlerinde özellikle genç alabalıklarda, Rhabdoviridae familyasına ait bir virüsün neden olduğu, rengin koyulaşması, karında şişkinlik, vücut yüzeyinde ve yüzgeçlerin tabanında hemorajilerle karakterize, bulaşıcı ve öldürücü viral bir hastalık, Egtved hastalığı.

Yeni doğan tayların hemolitik anemisi : Yeni doğan taylarda görülen babadan yavruya geçen irsi bir faktörün rol oynadığı, sarılık ve ikterohemoglobinemiyle belirgin bir hastalık, neonatal izoeritrolizis, ikterus gravus, neonatal ikter, yeni doğan sarılığı.

Yeni doğanların alloimmün hemolitik anemisi : Tay, domuz ve buzağılarda doğumdan sonra alloantijenlere karşı oluşan hemolizis, sarılık ve hemoglobinüriyle belirgin hastalık, yeni doğanların izoimmün lökopenisi, izoimmün hemolitik anemi. Alyuvarların maternal dolaşıma girmelerine izin veren yavru zarı kanamaları, kan nakilleri, anaplazmozis ve babeziozisten korunma için hazırlanan kan kökenli aşılarla kristal violetle inaktive edilen domuz kolera aşısından kaynaklanır.

Hemodiyaliz : Geçirgen bir zardan süzerek zehirli artıkları ayıklamak ve kanı temizlemek için kullanılan tedavi yöntemi.

Hemofil : Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan (kimse).

Hemofili : Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı.

Hemoglobin : Alyuvarların yapısında bulunan, dokulardan karbondioksidi akciğerlere, akciğerlerden oksijeni dokulara taşıyan, demir içeren ve kana kırmızı rengini veren protein.

Hemoroit : Basur.

Hemoroitli : Basurlu.

Diğer dillerde Hemo anlamı nedir?

İngilizce'de Hemo ne demek ? : hemo-