Homes türkçesi Homes nedir

Homes ile ilgili cümleler

English: Many lost their homes after the earthquake.
Turkish: Birçoğu depremden sonra evlerini kaybetti.

English: Ali says that he has 4 homes in 5 different countries.
Turkish: Ali 5 farklı ülkede 4 evi olduğunu söylüyor.

English: Families and companies across America are improving the energy efficiency of their homes and businesses with help from ENERGY STAR in ways that cost less and help the environment
Turkish: Amerika genelinde aileler ve şirketler daha az maliyet ve çevreye yardımcı yollarla ENERGY STAR yardımıyla evlerinin ve işletmelerinin enerji verimliliği geliştiriyorlar.

English: More than a hundred homes have been damaged by the flood.
Turkish: Selde yüzden fazla ev hasar gördü.

English: Many people had no homes at all.
Turkish: Birçok insanın hiç evleri yoktu.

Homes ingilizcede ne demek, Homes nerede nasıl kullanılır?

Better homes and gardens : Evle ilgili konular (iç dekorasyon, bahçe işleri, yemek pişirme, aile vs) içeren aylık bir amerikan dergisi. Daha iyi evler ve bahçeler.

Homesick : Evini veya vatanını özleyen. Vatan hasreti çeken. Sıla hasreti çeken. Yurt özlemi çeken. Gurbet çeken. Yurtsamış. Ev hasreti çeken.

 

Homesickness : Vatan hasreti çekme. Ev hasreti çekme. Memleket hasreti. Sıla hasreti. Sıla hastalığı. Gurbet çekme. Hasretlik. Vatan hasreti. Memleket özlemi. Vatan özlemi.

Homesite : Ev inşa alanı. Üzerine ev yapılabilen alan. Böyle bir alan üzerine inşa edilen ev. Konut alanı.

Homespun : Temiz kalpli. Evde dokunmuş. Sade. Saf. Basit. Gösterişsiz.

Homestead : Florida eyaletinde şehir. Devlet tarafından ekip biçmek ve üzerinde yaşamak şartıyla verilen arazi. Aile yurdu. Genellikle kırsal ya da yarı kırsal alanlarda, oturanın iyesi de olduğu, genişçe bahçeli konut. Ev ve eklentileri. Ev ve çevresindeki arazi. Kır-konut. Çiftlik ve eklentileri. Kırevi. Çiftlik ve içindeki binalar.

Homestretches : Son aşama. Son düzlük (yarış).

Be homesick : Yurdunu özlemek. Yurtsamak. Sıla hasreti çekmek. Evsemek. Vatan hasreti çekmek. Ülkesini özlemek.

Homestretch : Son düzlük (yarış). Son aşama.

Home address : Asıl adres. Ev adresi. Fiziksel adres.

İngilizce Homes Türkçe anlamı, Homes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Homes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Butty : Çalışma arkadaşı. (ingiliz argosu) iş arkadaşı. Sandviç. Tereyağlı ekmek dilimi. (ingiliz ingilizcesi) sandviç. Meslektaş (özellikle kömür madenlerinde çalışanlar için).

 

Chummed : Yakın arkadaş olmak. Oda arkadaşı. Oda arkadaşı olmak. Dost olmak. (yem olarak kullanılan) et veya balık parçaları. Kafadar. Aynı odayı paylaşmak. Canciğer arkadaş. Yem olarak kullanılan balık parçası.

Companion : Arkadaş. Eş. Refakatçi. Eşlik etmek. Yardımcı. El kitabı. Kılavuz. Refakat etmek.

Safety : 1880'de ingiliz stenley'in yaptığı, bir eğik borudan çatıyla bunun üzerine oturtulmuş seleden oluşan, öntekeri büyük, arkatekeri küçük çifteker. Emniyet. Selamet. Safeti. Asayiş. Koruyucu. Korkusuzluk. Güven. Güvenlik.

Compadres : Yoldaş. Yakın dost. Dost. (genellikle kuzey amerika'da kullanılan terim) yakın dost. Kafadar (ispanyolcadan gelen). Yakın arkadaş ahbap.

Intend : Niyetlenmek. Niyeti olmak. İstemek. Düşünmek. Kastetmek. Amaçlamak. Niyet etmek. Kararlı olmak. Tasarlamak.

Zero in on : Bütün gayretini tek noktaya toplamak. Yoğunlaşmak. (silahları) hedef üzerine çevirmek. Dikkatini vermek. Amaçlamak.

Old bag : Çirkin kadın. Yaşlı huysuz kadın.

Gaffer : Saka. Şef. Ustabaşı. Yaşlı adam. Patron. Dede. İhtiyar. Pinpon. Yaşlı insan.

Geezers : Pinpon. İri yarı erkek. İlginç ihtiyar. Bunak erkek.

Homes synonyms : solo blast, solo homer, home run, sights, gaffers, crock, codger, chumming, take aim at, work up, houses, dotards, sight, buddy, homed, decrepit, aim at, aimed, dotard, compadre, baggage, working up, target, geezer, base hit, bud, housing, brer, chum, intends, baggages, cocker, shoot for.

Homes zıt anlamlı kelimeler, Homes kelime anlamı

Away : Deplasmanda. Uzakta. Uzak. Bir yana. Deplasman maçı. Yola çıkmış. Durmadan. Buradan. Uzağa. Devamlı.