İlti nedir, İlti ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İki erkek kardeşin eşlerinin birbirine olan durumu, elti.

İki kız kardeş eşlerinin birbirlerine olan durumu, bacanak.

Evli erkeğin ikinci kez aldığı hanım.

Çok gezen kişi.

İlti ile ilgili Cümleler

  • “İltifat etti, hatırını sordu.”
  • Bu bir iltifat.
  • Bu, senin iltifat etme şeklin galiba.
  • Akşamki yemeklere iltifat eden çok oldu.
  • Sanırın sinir iltihabım var.
  • “Sanırım ki öğretmenler bana iltimas geçiyorlardı.”
  • Onun bir iltifat olması mı gerekiyor?
  • O bana iltifat etti.
  • İltifat için teşekkürler.
  • İltifatı takdir ederim.
  • Tom'un her zaman iltifat bekleme tarzını sevmiyorum.
  • Bu bir iltifat mı yoksa hakaret mi?
  • “Ricat yolu üstünde bıraktığımız nöbetçiler birer birer müfrezeye iltihak etti.”
  • Ben onu bir iltifat olarak mı almalıyım?
  • Bu bir iltifat mı?
  • “Kovalıyorlarmış, kaçmış, saklanmak için saraya iltica etmek istemiş.”
  • Şişmiş lenf düğümleri genellikle enfeksiyon, tümör ya da iltihap barındıran bölgelerin civarında olur.

İlti ile ilgili Atasözü veya Deyim

(birine) iltimas etmek (veya geçmek) : kayırmak, korumak.

(birinin) iltiması olmak : arkası, kayırıcısı olmak.

iltibasa yol açmak : karışıklığa sebep olmak.

iltica etmek : sığınmak.

iltifat etmek : ilgilenmek, saygı göstermek beğenmek, rağbet etmek.

 

iltihak etmek : katılmak.

iltizam etmek : keseneğe almak.

marifet iltifata tabidir : “başarılı bir kimse, desteklenir, takdir edilir, övülürse daha iyi işler yapar” anlamında kullanılan bir söz.

İlti kısaca anlamı, tanımı

İltifatkar : Güler yüz gösteren, hoş davranan, mültefit

İltilmek : Götürülmek.

İltizam yöntemi : Osmanlı İmparatorluğu’nda belirli vergileri toplama görev ve yetkisinin devlet tarafından, yapılan bir anlaşma ile mültezim adı verilen üçüncü şahıslara önceden belirlenmiş bir bedel karşılığında verilmesine dayanan vergi toplama yöntemi.

İltizamcılık : Kesenekçilik.

İltizami muamele : Borçlanma işlemi (Verpflichtungs geschaeft).

Sulu perikart iltihabı : Hidroperikardit.

Bağırsak iltihabı : Sindirim organında oluşan iltihaplı durum ve buna bağlı hastalık.

İltibas : Andırışma.

İltica : Sığınma.

İltica hakkı : Sığınma hakkı.

İltifat : Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma. Söz söylerken, daha çok etki sağlamak için beklenmedik bir anda sözü, konu ile çok yakından ilgili birine veya bir şeye yöneltme. Yüzünü çevirerek bakma. İlgi gösterme, rağbet etme.

İltifatlı : Yüze gülen, gönül alan.

İltihabi : İltihabı olan, yangılı, iltihaplı.

İltihak : Katılma.

İltihap : Yangı.

İltihaplanma : Yangılanma.

İltihaplanmak : Yangılanmak.

İltihaplı : Yangılı.

İltihapsız : Yangısız.

İltimas : Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma.

İltimasçı : Kayırıcı.

İltimasçılık : Kayırıcılık.

İltimaslı : Arkalı. Kayırılarak yapılmış olan (iş).

 

İltisak : Kavuşma, bitişme, birleşme.

İltisaki : Bitişken.

İltisaki dil : Bitişken dil.

İltizam : Kayırma, bir tarafı tutma. Kesenek. Gerekli bulma.

İltizamcı : Kesenekçi.

İltizami : İsteyerek, bilerek yapılan.

Karın zarı iltihabı : Karın zarı yangısı.

Orta kulak iltihabı : Orta kulakta oluşan iltihaplı hastalık.

Yutak iltihabı : Yutağın yangılı hastalığı, farenjit.

Diğer dillerde İlmik eğrisi anlamı nedir?

İngilizce'de İlmik eğrisi ne demek ? : limaçon, pascal's limaçon