Kaçı nedir, Kaçı ne demek

Kaçı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zamir olarak kullanılır.

"Kaçı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bunların kaçı sana ait?""Kaçına belge verilecek?"

Yerel Türkçe anlamı:

Kaça?

Makas.

Kaçı ile ilgili Cümleler

  • Kaçımız oradaydı?
  • O, son treni kaçırdı.
  • Kaçın!
  • Burası kaçıncı kat?
  • Kaçınılmazdı.
  • Kaçınabileceğim bazı hatalar yaptım.
  • Bu kaçıncı kat?
  • Onlar az önce treni kaçırdı.
  • Kaçınamadığımız bazı sorunlar vardır.
  • Kaçınılabilir maliyetleri kısmak istiyorum.
  • Kaçıncı sınıftasın?
  • Polis, kaçıranların silahlı olabileceklerinden şüpheleniyor.
  • Tom'un çocukları kaçırıldı.
  • 1965 yılından bu yana o kasabada hiçbir adam kaçırma olayı bildirilmemişti.

Kaçı anlamı, tanımı:

Birkaçı : Az sayıda olan kimse veya şey.

Kaçık : Çorabın ilmeği kaçmış yeri. Bazı davranışları dengesiz olan, zıvanasız. Bir yana kaçmış, kaymış. İlmeği kaçmış (çorap vb.).

Kaçık öz : Uygun olmayan ortamda büyüme sonucu ağaç özünün ortadan kaçık biçimde oluşması.

Kaçıkça : Kaçığa benzer, biraz deli gibi, deliye benzer. (kaçı'kça) Biraz kaçık olarak.

Kaçıklık : Kaçık olma durumu. Delice, kaçıkça davranış.

Kaçılma : Kaçılmak işi.

Kaçılmak : Kaçma işi yapılmak. Çekilmek, savulmak.

 

Kaçımsama : Kaçımsamak işi.

Kaçımsar : Kaçamak yolu arayan, kaçamağa sapan.

Kaçın kurası : Kolay kolay aldanmayacak kadar görmüş geçirmiş kimse. Uyanık.

Kaçıncı : Kaç soru sıfatının sıra biçimi. Çok kez, birçok kez.

Kaçıngan : Geri duran, girişken olmayan, insan içine girmek istemeyen, insanlardan kaçan, çekingen.

Kaçınganlık : Geri durma, isteksiz davranma. Kaçıngan olma durumu.

Kaçınık : Köşesine çekilmiş, insan içine çıkmak istemeyen (kimse).

Kaçınılmaz : İstek ve irade dışında olan.

Kaçınılmazlık : Kaçınılmaz olma durumu.

Kaçınma : Kaçınmak işi.

Kaçınmak : Herhangi bir işi yapmaktan veya özverili davranmaktan geri durmak, imtina etmek.

Kaçıntı : Sızıntı, kaçak. Erken doğan kuzu.

Kaçırılma : Kaçırılmak işi.

Kaçırılmak : Kaçırma işi yapılmak veya kaçırma işine konu olmak.

Kaçırış : Kaçırma işi.

Kaçırma : Kaçırmak işi.

Kaçırmak : Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak. Delirmek. Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak. Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek. Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek. Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak. Yararlanamamak. Zor kullanarak yanında götürmek. İstemeyerek altını kirletmek. Sıvı, gaz vb. sızdırmak. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak. Birini veya bir şeyi göstermemek.

 

Kaçırtma : Kaçırtmak işi.

Kaçırtmak : Kaçırmasını sağlamak. Birinin kaçırılmasına sebep olmak.

Kaçış : Kaçma işi. Yarışan bir koşucunun veya bir kümenin diğer yarışçıları hızla geçmesi.

Kaçış rampası : Virajı ve eğimi çok olan kara yollarında teknik nedenlerle zor durumda kalan aracın kaza yapmasını engellemek amacıyla yolun sağ tarafına kumdan yapılmış olan yokuş.

Kaçışılma : Kaçışılmak durumu.

Kaçışma : Kaçışmak işi.

Kaçışmak : Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak.

Abliyi kaçırmak : Soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek. şaşırıp ne yapacağını bilememek.

Ağzından kaçırmak : İstemediği hâlde boş bulunup söyleyivermek.

Ağzının tadını kaçırmak : Bir kimsenin kurulu düzenini bozmak. neşesini, keyfini bozmak.

Aklını kaçırmak : Delirmek. gereksiz, yersiz iş yapmak.

Döviz kaçırmak : Yurt dışına izinsiz döviz çıkarmak.

Dozunu kaçırmak : Ölçüyü aşmak, aşırı gitmek. ilaçta ölçüyü tutturamamak.

Elden kaçırmak : Elde edilebilecek bir şeyden türlü sebeplerle yararlanamamak.

Endazeyi kaçırmak : Fazla abartmak, ölçüyü kaçırmak.

Fazla kaçırmak : Alışılmış olan ölçüden çok içmek, yemek veya konuşmak.

Fırsatı kaçırmak : Elverişli durumdan yararlanamamak.

Gol kaçırmak : Uygun durumda olmasına rağmen karşı takımın kalesine topu sokamamak.

Gözden kaçırmak : Dalgınlıkla görmemek.

Gözlerini kaçırmak : Biriyle göz göze gelmemek için gözlerini başka tarafa çevirmek.

Gümrükten mal kaçırır gibi : Yangından mal kaçırır gibi.

Hava kaçırmak : Yellenmek. nesneler içindeki havayı tutamayıp dışarıya vermek.

Huzurunu kaçırmak : Tedirgin, rahatsız etmek.

İpin ucunu kaçırmak : Yönetimde veya bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü yitirmek.

Kantarın topunu kaçırmak : Ölçüyü kaçırıp aşırı davranmak.

Keçileri kaçırmak : Delirmek veya bunalım içinde bulunmak.

Keyfini kaçırmak : Üzmek.

Kız kaçırmak : Bir kızı kendinin veya ailesinin rızası olmadan alıp götürmek.

Kulağına kar suyu kaçırmak : Dolaylı olarak duyurmak.

Ölçüyü kaçırmak : Yiyip içmekte veya davranışlarda aşırı gitmek.

Santim kaçırmamak : Çok dikkatli ve hesaplı olmak.

Su kaçırmak : Baş ağrıtmak, can sıkmak. su sızdırmak.

Tadını kaçırmak : Güzel giden bir şeyi tatsız bir duruma sokacak ölçüsüzlüğe vardırmak.

Tatlı kaçık : Tatlı bela.

Treni kaçırmak : Bir şeyi elde etme, bir işi gerçekleştirme fırsatını ve imkânını yitirmek.

Uçuk kaçık : Deli dolu.

Ucunu kaçırmak : İş kötüye girmek, çıkmaza girmek.

Vergi kaçırmak : Bildirimde bulunmamak veya eksik bildirim sonucu ödemesi gereken vergiyi ödememek.

Yangından mal kaçırır gibi : Bir işte gereksiz telaş ve ivedilik göstererek, herkesten saklamaya çalışarak.

Kişi : Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Eş, koca. Erkek.

Ne : Soru biçiminde şaşma bildiren ünlem. Her şey. Nasıl. Neden. "Sana ne, bana ne" gibi sorularda "ne ilgisi var" anlamına gelen bir söz. Hangi. Neon elementinin simgesi. Şaşma veya abartı bildiren bir söz. Türk alfabesinin on yedinci harfinin adı, okunuşu. Birçok şey. Hangi şey.

Kaç : Herhangi bir şeyin niceliğini sormak için kullanılan soru sıfatı. Birçok.

Kaçık çalgıcılar : Güldürüyü sağlayan, görülmemiş özel yapısı olan çalgılarla ya da şaşırtacak numaralar eklenmiş olan bilinen çalgılarla müzik çalan kişiler.

Kaçık sanatçı : Tuhaf hareketler ve gülünçlükler yapan kimse.

Kaçıköz : Uygun olmayan ortamda büyüme sonucu ağaç özünün ortadan kaçık biçimde oluşması.

Kaçımsamak : Bir işi yapmamak için sözde nedenler ileri sürmek.

Kaçına : Hayvanları sürmeye yarayan uzun sopa, üvendire. Kümes.

Kaçınabilme : Kaçınabilmek işi.

Kaçınabilmek : Kaçınma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kaçındırma : Kaçındırmak işi.

Kaçındırmak : Kaçınmasına yol açmak.

Kaçını : def’, defi (bk. savu). Bir olayın gerçekleşme kazanışının düşüklüğünden doğan götürücü durum. bk. götürü,