Kapıs nedir, Kapıs ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Karpuz.

Kapıs ile ilgili Cümleler

  • Ali kamyonetin kapısını açtı ve dışarı atladı.
  • Ali dairesine girdikten sonra kapısını kitledi.
  • “İskele memurluğu isteyen işçiler hep benim kapımı çalıyorlar.”
  • Tom'un kapısı açık.
  • Tom'un ofis kapısı açıktı ama hiçbir şey eksik bulunmadı.
  • “Bir adamı hiç sormadan, etmeden böyle han kapısından teğelti atar gibi kolundan tutup fırlatınca içinde bir üzüntü kalır.”
  • Birisi Tom'un kapısını çaldı.
  • Mutfak kapısı açıldı.
  • “Başından nasıl bir sergüzeşt geçmişti de böyle el kapılarına düşmüştü?”
  • Ali banyo kapısını çarparak kapattı.
  • “Sabahtan akşama kadar belki kapısını aşındıranlar elli altmışı bulur.”
  • Bakın çocuklar, pencere ve hatta mutfak kapısı bile her ikisi de açık bırakıldı.
  • Giriş kapısı kilitli olduğu için biz eve giremedik.
  • Toplantı odasının kapısını kilitlemenin mümkün olduğunu bilmiyordum.

Kapıs ile ilgili Atasözü veya Deyim

at çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak : iş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.

(birinin) kapısını aşındırmak : yanına çok sık gitmek.

(birinin) kapısını çalmak : birine başvurmak.

çalma elin kapısını, çalarlar kapını : “kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana aynı kötülüğü yaparlar” anlamında kullanılan bir söz.

 

deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı : “yüksek makam sahibi kimselerle ilgisi olanlar durumlarının gerektirdiği özveriyi göze almalıdırlar” anlamında kullanılan bir söz.

el kapısına düşmek : yabancıya muhtaç olmak.

han kapısından teğelti atmak : defetmek, kovmak.

kapısına kilit vurmak : girilip çıkılmasını önlemek için bir yeri kapamak bir yerin çalışmasına son vermek.

masraf kapısı açmak : para harcamayı gerektiren bir işe girişmek.

şöhret kapısı açılmak : meşhur olmaya başlamak.

Kapıs anlamı, kısaca tanımı

Kapı : Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim

Bort kapısı : İki kanatlı büyük kapı, sokak kapısı.

Defterdar kapısı : Osmanlı devleti Maliye bakanlığı.

Efendi kapısı : Yeniçeri efendisinin görev yeri.

Görk kapısı : Harmanda bilezik şeklinde yığılmış olan sapların güneydoğu yönünde açık bırakılan kısmı.

Kapısal : Değirmende tahıl doldurulan yer.

Kapısalık : Çitten ya da aralıklı çakılan tahtalardan yapılmış bahçe kapısı.

Kapısalıvermek : Elindeki şeyi gücü yettiği kadar uzağa atmak.

Kapısız levent : Buyruğu altında çalıştığı beylerbeyi ya da vezirin görevinden ayrılması üzerine boşta kalan levent.

 

Kapısızlık : Kapısız olma durumu.

Kapıska : Büyük ve küçük çivi.

Kapısuyu : Bartın ili, Kurucaşile ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bitlis ilinde, Hizan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Hatay şehri, Samandağ ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu şehrinde, Cide ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Karaciğer kapısı : Karaciğerin iç organlara bakan yüzünde, lobus cuadatus ile lobus quadratus arasında bulunan çukurluk, porta hepatis.

Kars kapısı : Soğuğu önlemek için giriş kapısının dışına takılan kenarı keçeli, ortası camlı ikinci kapı.

Mardın kapısı : Mardin Kapısı.

Mardın kapısi : Mardin Kapısı.

Sahne kapısı : Sanatçıların girdiği, tiyatronun bir yanında ya da arka yüzünde bulunan giriş.

Saltanat kapısı : Topkapi Sarayının Ayasofya tarafındaki birinci kapısı.

Saya kapısı : İki kanatlı, büyük kapı.

Trol kapısı : Trol ağının kanatlarının ve bunlara bağlı olarak ağız açıklığının yanlara doğru açılması için çekme halatları üzerine takılan kapaklar.

Adalet kapısı : Hak ve hukukun aranacağı yer.

Ağa kapısı : Yeniçeri ağasının dairesi.

Cümle kapısı : Yapılarda ana kapı.

Çıkış kapısı : Yapılarda dışarı çıkmayı sağlayan kapı.

Devlet kapısı : Devletin kurum ve kuruluşları.

Ekmek kapısı : Geçim sağlayan iş yeri.

El kapısı : Geçimi sağlamak için çalışılan yer. Bir kızın gelin olarak gittiği ev. Yabancı ülke.

Geçim kapısı : Yaşamak için gereken kazancın sağlandığı iş yeri.

Giriş kapısı : Yapılarda içeri girmek için kullanılan kapı.

Gümrük kapısı : Yurt dışına gidiş veya yurt dışından dönüş sırasında gümrük işlemlerinin yapıldığı yer, sınır kapısı.

Hacet kapısı : Dua etmek veya dilekte bulunmak için gidilen türbe, mezar vb., hacet penceresi.

Hükumet kapısı : Devlet dairesi.

Kapısı açık : Her isteyeni konuk eden (kimse).

Kapısız : Kapısı olmayan. Bir işi olmayan.

Kısmet kapısı : Gelir sağlayan yer. Kızın evlenip gittiği yer.

Koltuk kapısı : Evlerde büyük kapıdan başka küçük hizmet kapısı.

Komşu kapısı : Pek yakın sayılan yer.

Kuzu kapısı : Büyük bir kapının içinde veya yanında bulunan küçük kapı, kuzuluk, kuzuluk kapısı, yavru kapı.

Kuzuluk kapısı : Kuzu kapısı.

Mahkeme kapısı : Mahkeme.

Masraf kapısı : Para harcamayı gerektiren bir iş.

Mide kapısı : Midenin onikiparmak bağırsağına açılan alt ucu.

Nizamiye kapısı : Kışla ve garnizonlarda giriş kapısı.

Paşa kapısı : Hükûmet konağı.

Serasker kapısı : Seraskerin resmî görev yeri.

Servis kapısı : Otel, büyük ev veya apartmanlarda hizmetlilerin ve satıcıların kullandığı ayrı kapı.

Sınır kapısı : Gümrük kapısı.

Sokak kapısı : Evin sokağa açılan kapısı.

Şeyhülislam kapısı : Şeyhülislamların görev yaptığı daire, fetvahane.

Umut kapısı : İstenilen, arzu edilen bir şeyin gerçekleşmesi beklentisiyle özlenen durum, ümit kapısı.

Ümit kapısı : Umut kapısı.

Diğer dillerde Kapılan akarsu anlamı nedir?

İngilizce'de Kapılan akarsu ne demek ? : captured river