Kark nedir, Kark ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ark, suyolu.

Sıra, dizi.

Kark ile ilgili Cümleler

  • Kurdistan Workers' Party (Partiya Karkerên Kurdistanê) allegedly controls the European drug market.
  • Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkerên Kurdistanê), Avrupa uyuşturucu pazarını kontrol ediyor.

Kark anlamı, kısaca tanımı

Kanatlı karkası : Tekniğine uygun olarak kesilmiş, kanı akıtılmış, tüyleri yolunmuş, içi boşaltılıp baş ve ayakları kesilmiş, yıkama ve soğutma işlemi görmüş, suyu sızdırılmış bütün durumdaki kasaplık kanatlı hayvan gövdesi

Karkaç : Saksağan.

Karkal : Ark, su birikintisi.

Karkalak : Deniz ve ırmağın kıyıya attığı odun ve tahta parçaları. Dışarıya doğru çıkık göz. Fundalıkta yetişen, gövdesinin içi yumuşak, ceviz büyüklüğünde meyvesi olan bir çeşit bodur ağaç.

Karkan : Üzerinde sapı olan yayvan sepet.

Karkar : Gargara.

Karkarması : Kar, pekmez ya da şeker karışımı.

Karkas ağırlığı : Kasaplık hayvanın kesilip baş, ayaklar, deri, kuyruk ve bütün iç organları ayrıldıktan sonra geride kalan bütün gövdesinin tartılmasıyla elde edilen ağırlık.

Karkas bileşimi : Karkas kalitesini önemli ölçüde etkileyen, karkası oluşturan kas, yağ ve kemik doku oranı.

Karkas et sıyrıntıları : Hayvanların et ve kemiklerinden elde edilen, üzerinde yağ, deri kısmı, kas kirişi, sinir ve kan damarı bulunan çizgili kas, iskelet kası ve kalp kası gibi et kısımları.

 

Karkas et unu : Memeli hayvanların dokularının kemikler, kıl, tırnak, boynuz ve sindirim kanalı içeriği hariç kısımlarının pişirilip öğütülmesiyle elde edilen yem.

Karkas kalıntısı : Memeli hayvanların dokularının, kemikler dâhil fakat kıl, tırnak, boynuz ve sindirim kanalı içeriği hariç kısımlarının kalıntısı, tankaj, gövde et artığı.

Karkas konformasyonu : Karkas genişliğinin karkas uzunluğuna oranı.

Karkas randımanı : Kasaplık bir hayvanın kesim ağırlığına göre ne kadar karkas verdiğinin yüzde olarak ifadesi.

Karkas yoğunluğu : Karkas ağırlığının karkas uzunluğuna oranı.

Karkaşa : Kavga, savaş.

Karkaşanlık : Kargaşalık, karışıklık, iğtişaş, kavga.

Karkatması : Kar, pekmez ya da şeker karışımı.

Karkavuk : Hindiba.

Karkavut : Hindiba.

Karkı : Barut kabı.

Karkın : Karaya ya da mora boyanmış deri. Hayvanın sağrısından çıkan siyah ve işe yaramaz deri. Aksaray şehrinde, Taşpınar Bucağı. Eskişehir ili, Sivrihisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kırşehir şehrinde, Mucur belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya ilinde, Çumra ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas kenti, Doğanşar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Karkırtmak : Karartmak, karıktırmak.

Karkış : İlenç, beddua. [Bakınız: kargış].

Karkış tökmek : İlenmek.

Karkışlamak : İlenmek.

Karkıza : Kızılcık ağacından yapılan çivi. (Muratdere Bozüyük Bilecik).

Karklık : Taş, ağaç oyukları ve içindeki su birikintisi.

 

Karkon : Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu.

Karkot : Mısır unu ile yapılan bir çeşit lapa.

Karkucak : Samsun kenti, Terme ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Samsun ili, Vezirköprü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Karkuşu : İspinoz.

Karkuzlanmak : Hindi gibi kabarmak.

Karkürücek : Toprak damlı evlerin üzerindeki karları temizlemekte kullanılan, ağaçtan çeşitli biçimlerde yapılmış bir araç.

Sıcak karkas ağırlığı : Hayvan kesildikten hemen sonra belirlenen karkas ağırlığı.

Soğuk karkas ağırlığı : Karkasın +4 oC’de 24 saat dinlendirilmesinden sonraki ağırlığı.

Karkamış : Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri.

Karkara : Uzun bacaklılardan, bataklık bölgelerde yaşayan, kışı sıcak ülkelerde geçiren, başı sorguçlu turna.

Karkas : Demirli betonla yapılmış yapı. Kemikli sığır eti.

Diğer dillerde Kariyamagiller anlamı nedir?

İngilizce'de Kariyamagiller ne demek ? : screamers