Koyma nedir, Koyma ne demek

  • Koymak işi

Yerel Türkçe anlamı:

Yapma, uydurma, iğreti : Koyma pınarda su durmaz.

Koyma anlamı, kısaca tanımı:

Koyma akıl : Denenmemiş, etkisi kısa süren, o an için ortaya atılmış bir öğüt türü.

Koymak : Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Katmak, eklemek. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. İmza, tarih, adres yazmak. Etkilemek, dokunmak. Bırakmak, terk etmek. Bırakmak.

Ad koymak : Adlandırmak.

Adam yerine koymak : Adamdan saymak, varlığını kabul etmek.

Adaylığını koymak : Bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek.

Adını koymak : Karşılığını veya fiyatını kararlaştırmak.

Ağırlığını koymak : Kimliğini ve kişiliğini kabul ettirmek.

Ağzına bir lokma koymamak : Hiçbir şey yememek.

Ağzına koymamak : Bir şey yememek veya içmemek.

Ahını yerde koymamak : Öcünü almak.

Ahmak yerine koymak : Bir kimseye aptalmış, anlamazmış gibi davranmak.

Aklına koymak : Bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek. bir kimse birine, bir şey telkin etmek. çok istemek.

Altına imza koymak : Konuyu veya anlaşmayı kabul ettiğini belirtmek.

Ambargo koymak : Siyasi, ekonomik, sosyal alanlarda caydırmak amacıyla yaptırım uygulamak. bir mala el koymak, müsadere etmek. bir malın serbest sürümünü engellemek. gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak.

 

Aptal yerine koymak : Birine, aptal gözüyle bakmak. hiçbir şeyden anlamaz, bilmez sanmak.

Arabanın tekerine taş koymak : Güçlük çıkarmak.

Aracı koymak : Bir kimseyi, uzlaşma sağlamak için görevlendirmek.

Araya koymak : Bir işte sözü geçer bir kimsenin aracılığına başvurmak.

Ayağının altına karpuz kabuğu koymak : Bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak.

Bir köşeye koymak : Saklamak, biriktirmek.

Bir yastığa baş koymak : Evlilik hayatını mutlu bir biçimde geçirmek.

Boş koymak : Yoksun bırakmak.

Burnuna koymak : Aldırış etmek, göz önünde tutmak, değer vermek, kale almak.

Çekince koymak : Bir karara katılmadığını belirtmek.

Çelenk koymak : Bir kimseyi anmak için mezarına veya anıtına çelenk bırakmak.

Ekmeğine göz koymak : Birinin geçimini sağlayan işi elinden almaya çalışmak.

El koymak : Bir yolsuzluğu ortaya çıkarmak, incelemek, vaziyet etmek. üstüne konmak. yetkili organ bir malı veya bir kuruluşu kendi yönetimine almak. zorla almak. işi üzerine almak, sorumluluğu üstlenmek.

Elinden geleni ardına koymamak : Yapabileceği bütün kötülükleri yapmak.

 

Elini taşın altına koymak : Bir konuda sorumluluk üstlenmek.

Elini vicdanına koymak : Doğru, yansız, hakça davranmak.

Eylem koymak : Eylemde bulunmak.

Fiile koymak : Eyleme geçirmek.

Gemiyi rotasına koymak : Gemiyi pusula ile gideceği yönde belli olan rota çizgisi üzerine getirmek.

Gönül koymak : Gücenmek, alınmak, darılmak.

Göz koymak : Bir kimseyi veya bir şeyi ele geçirmeyi istemek.

Gümrük koymak : Engel olmak, kısıtlamak.

Gün koymak : Yapılacak bir iş için gün belirlemek.

Haciz koymak : Borçlunun malına el koymak.

Hareke koymak : Harekelemek.

İşi yoluna koymak : İşi yapılabilir duruma getirmek.

İsim koymak : Adlandırmak.

İşini yoluna koymak : İşi veya görevi olumlu olarak yürütmek, sıkıntı çekmeden gerçekleştirmek.

Isıtıp ısıtıp önüne koymak : Daha önce geçmiş bir olayı, bir işi, ileri sürülmüş bir düşünceyi sık sık tekrarlamak.

İşleme koymak : Bir işin gerçekleşmesi için gerekli olan işlemleri başlatmak.

Kafasına koymak : Kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek.

Kafese koymak : Aldatıp çıkar sağlamak.

Kanını yerde koymak : Birini öldüreni ölümle cezalandırmamak.

Karşı koymak : Boyun eğmemek.

Kayıt koymak : Engellemek, sınırlamak, takyit etmek.

Kılıcı kınına koymak : Savaşı bırakmak, savaştan vazgeçmek.

Kulağına koymak : Bir duruma veya söze hazırlamak için önceden kısaca anlatmak, düşünce aşılamak, telkin etmek.

Manzara koymak : Televizyon yayını sırasında beklenmeyen kesinti aralarını doldurmak için ekrana değişik manzara resimlerini getirip göstermek.

Meydana koymak : Yapıp ortaya çıkarmak, göstermek.

Mikrofona koymak : Hikâye, roman, oyun vb. eserleri radyo için elverişli duruma getirip yayımlamak.

Mikroskop altına koymak : En ince noktasına kadar araştırmak, didik didik edip incelemek.

Mim koymak : Unutulmaması için işaret koymak. önemli bularak üstünde ısrarlı bir biçimde durmak.

Narh koymak : İhtiyaç maddeleri için değişmez fiyat belirlemek.

Nokta koymak : Bir işi bitirmek, tamamlamak. son noktayı koymak. gereken yerde nokta işaretini kullanmak.

Öpüp başına koymak : Bir nimeti veya kutsal sayılan bir varlığı saygıyla el üstünde tutmak, yüksekte tutmak. bir şeyi memnunlukla karşılamak, saygı duymak, saygıyla karşılamak.

Ortaya koymak : Herkesin görebileceği yere koymak. yaratmak, yapmak. açıklamak.

Oya koymak : Bir konuda sonucu belirlemek için oy verilmesini istemek, sağlamak.

Oylamaya koymak : Bir toplantıdaki oy sayısını belirlemek, oy verilmesini istemek, oya sunmak.

Posta koymak : Birini korkutmak, gözdağı vermek.

Rafa koymak : Savsaklamak, artık üstünde durmamak, ihmal etmek.

Rehine koymak : Borçlu daha sonradan almak üzere değerli bir şeyini alacaklıya vermek.

Sahneye koymak : Tiyatro eserini veya müzikal bir oyunu, metin, oyun, yorum, dekor, müzik vb. ögeleri birbiriyle uyumlu duruma getirerek sahne için uygulamak, oynamak, sahnelemek.

Sansür koymak : Sansürlemek.

Sıraya koymak : Düzenlemek, sıralamak.

Son noktayı koymak : Bir işte en son sözü söylemek.

Takoz koymak : Aracın hareketini önlemek için tekerleklerden birinin önüne veya arkasına takoz yerleştirmek, takoz atmak. olacak işi engellemek.

Tanı koymak : Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koymak.

Tefe koymak : Biri hakkında alaylı dedikodu yapmak.

Tekerine taş koymak : Tekere çomak sokmak.

Tepki koymak : Bir düşünce veya harekete karşı çıkmak.

Tıkırını yoluna koymak : Geçim düzenini iyi olarak sağlamak.

Torbaya koymak : Sağlamak, elde etmek.

Üstüne koymak : Katmak, eklemek.

Üzerine koymak : Üstüne koymak.

Yere göğe koymamak : Nasıl ağırlayacağını, nasıl memnun edeceğini bilmemek, çok önem vermek.

Yerine koymak : Gibi görmek, saymak. yitirilen, elden çıkan bir şeyin, benzerini veya eşini sağlamak.

Yoluna baş koymak : Bir amaca yönelmek, bütün varlığıyla kendini vermek.

Yoluna koymak : İstenilen biçime getirmek, düzene koymak.

Koymaça : Çardak. Yumurta, un ve peynirle yapılan bir çeşit omlet.

Koyma ile ilgili Cümleler

  • Şişliği önlemek için bileğine buz koymalısın.
  • Jale'nin fotoğraflarını albümüme koymak istemedim.
  • Kendini Tom'un yerine koymaya çalış.
  • Aç gözlü ellerini paramın üzerine koyma.
  • Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.
  • Ben her ay bankaya biraz para koymaya çalışıyorum.
  • Islak havluyu çantaya koyma.

Diğer dillerde Koyma anlamı nedir?

İngilizce'de Koyma ne demek? : n. placement

Fransızca'da Koyma : apposition [la], mise [la]

Almanca'da Koyma : n. Anlage, Einrückung, Einsetzung, Niederlegung, Platzierung

Rusça'da Koyma : n. кладка (F), прикладывание (N), постановка (F), расстановка (F), установление (N), помещение (N), загрузка (F), наложение (N), возложение (N), учреждение (N), установка (F)