Laterale türkçesi Laterale nedir

  • Dil ucunun dişlere veya diş etlerine dokunuşu sırasında, ciğerlerden gelen havanın ağız kanalını kapatan dilin iki yanından avurtlara çarparak çıkması ile oluşan yanak ünsüzü: al, dal, kalın, yalın, yol el, bel, sel, bilgi, gelin kelimelerindeki l ünsüzleri birer avurt ünsüzüdür. bu ünsüz ön sıradan ince ünlülerle yaptığı birleşimlerde ön avurt, kalın ünlülerle yaptığı birleşimlerde art avurt ünsüzü niteliği taşır. bk. art avurt ünsüzü, ön avurt ünsüzü.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Avurt ünsüzü.

Laterale ingilizcede ne demek, Laterale nerede nasıl kullanılır?

Cavum sublinguale laterale : Dilin yanlarıyla dişler arasında kalan boşluk. Kavum sublinguale laterale.

Foramen vertebrale laterale : Foramen vertebrale laterale. Özellikle sığırların sırt omurlarında, incisura vertebralis caudalis'in bir kemik köprüyle kapanmasından oluşan delik, foramen vertebrale laterale. Omur yan deliği.

Foramina mentalia laterale : Foramina mentalya laterale. Etçillerde ve domuzlarda birden fazla olan ve corpus mandibulae'nin yan yüzünde bulunan çene delikleri.

Ligamentum patellae laterale : Diz kapağı kemiğinin yan taraflarıyla tuberositas tibia arasında uzanan bağ. Ligamentum patella laterale.

Mesoderma laterale : Embriyoda sırt ipliği ve kanalis nöralis gelişmesiyle ortaya çıkan mezodermin üç kısmından biri. Lateral mezoderm.

 

Lateral combination : Yatay birleşme. Birbirine çok yatkın malları üreten işletmelerin birleşmesi.

Lateraled : Yana yaslanmış. Yana eğimli.

Lateral clearance : Yatay açıklık. Yan aralık. Yanal açıklık. Yan açıklık. Yatay temiz açıklık.

Lateral axis : (askeri) birliklerin bir yeden başka bir yere taşındıkları cepheye paralel olan güzergah.

Lateral bud : Yan tomurcuk.

İngilizce Laterale Türkçe anlamı, Laterale eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Laterale ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abstract noun : Soyut ad. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut ad’dır. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Soyut isim. Oyut ad.

Accidence : Morfoloji. Büküm. Çekim. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Tasrif. Bükün. Sarf usul ve prensipleri. Yapıbilim.

 

Active verb : Etken eylem. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Active voice : Etken çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Aktif ses. Aktif çatı. Düz çatı.

Genuine : Özgün. İçi dışı bir. Sahici. Gerçek. Samimi. Halis muhlis. Asıl. Hakiki. Saf. İçten.

Accent of group : Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb. Grup vurgusu.

True : Sadık. Hakiki. Tam. Katışıksız. Geçerli. Safi. Doğru. Düzgün. Gerçek. Sadık kalarak.

Actual : Hakiki. Asıl. Gerçekten. Fiili. Eylemsel. Aktüel. Güncel. Asli. Gerçek. Şimdiki.

Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.

Adams apple : Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir. Kalkan kıkırdak.

Laterale synonyms : real, accusative, actif, rupture, action noun, bust, snap, accent intensive, action verb, adjektive, accentuation, tear, ablative, ablaut.

Laterale zıt anlamlı kelimeler, Laterale kelime anlamı

False : Takma. Haksız. Numaradan. Yapmacık. Yapma. Düzmece. Taklit. Yalandan yapılan. Göstermelik.

Illiterate : Kara cahil. Abecesiz. Kimi insanbilimcilere göre, okuma yazmayı oluşturmamış ya da okuma yazmadan yoksun topluluklara özgü nitelik. Mürekkep yalamamış. Bilgisiz. Okuma yazma bilmeyen. Yanlışlarla dolu. Okur yazar değil. Eğitimsiz.