Genuine türkçesi Genuine nedir

Genuine ile ilgili cümleler

English: I believe it is a genuine Picasso.
Turkish: Onun gerçek bir Picasso olduğuna inanıyorum.

English: That football is made of genuine leather.
Turkish: O futbol topu gerçek deriden imal edilmiştir.

English: It was a genuine mistake.
Turkish: O gerçek bir hataydı.

English: "Have you ever had genuine Hungarian goulash?" "No, but I'd really like to."
Turkish: "Sen hiç hakiki Macar tas kebabı yedin mi?" "Hayır ama gerçekten yemek istiyorum."

English: The document is neither genuine nor forged.
Turkish: Belge ne gerçek ne de sahte.

Genuine ingilizcede ne demek, Genuine nerede nasıl kullanılır?

Genuine alarm : Gerçek kaygı. Gerçek alarm. Gerçek korku veya panik.

Genuine article : Bir şeyin orijinalı. Bir şeyin hakikisi. Gerçek şey. Bir şeyin orijinali.

Genuine assets : Gerçek aktifler. Gerçek varlıklar. Bir işletmenin tüm mal ve haklarının genel satak ya da kullanış değeri. Özvarlık.

Genuine diamond : Gerçek pırlanta. Hakiki elmas.

Genuine leather : Gerçek deri.

Genu valgum : Çarpık bacak. Parantez bacak.

Genu corporis callosi : Truncus corporis callosi'nin ön ucunun alta doğru dönmesiyle oluşan diz. Genu korporis kallozi.

 

Genuine peace : Kalıcı barış. Hakiki barış. Gerçek barış.

Genuinely : Gerçek olarak. Gerçekten. Hakikaten.

Genuineness : Hakikat. Gerçeklik. Gerçek. Özgünlük. İçtenlik. Samimiyet.

İngilizce Genuine Türkçe anlamı, Genuine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Genuine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Uniques : Eşi benzeri yok. Benzersiz. Rakipsiz. Eşsiz şey. Biricik. Emsalsiz. Eşsiz. Kendine mahsus. Yegane.

Sincerest : Candan. Doğru. Dürüst.

Above board : Açıkça. Doğru. Açık. Yasal. Açık ve dürüst. Gizlisi saklısı olmayan. Dürüstçe. Kanunlara uygun. Alnı açık.

Aboriginal : Yerli. Yerlisi olan. Aborijin. İptidai. Çok eski çağlarda var olan. Asıl yerli. Çok eski çağlardan kalan. İlkel. Ataları çok eski çağlardan bu yana belirli bir yerde yaşamış olan.

Frankest : Dürüst. Açık sözlü. Ücretsiz giden mektup. Damgalamak (posta pulunu). Pullamak. Ücretsiz göndermek mektup. Mektubu makineyle damgalamak. (mektup) damgalamak.

Original : Kaynak. Organizatör. Esas. İlginç tip. Orijinal. Asıl metin. Özgün canlı.

Childlike : Masum. Çocuksu. Çocuk gibi. Çocuk ruhlu.

Straightforward : Kolay. Müstakim. Basit. Doğru sözlü. Dürüst. Özü sözü bir. Açık. Dolambaçsız. Apaçık.

Essential : Başlıca. Gerekli. Önemli. Asli. Asıl gerekli şey. Esans türünden. Ç.gerekli şeyler. Ana.

Genuine synonyms : array, honest to goodness, honest to god, echt, existent, deep dyed, aboveboard, good, derivation, cordial, confiding, intrinsic, chaste, bosom, real, country bumpkin, chaster, central, affable, dye in the wool, childlikeness, achievable, as large as life, proper, sincerer, cosies, absolute, realer, honorable, veritable, unfeigned, bruskest, authentics.

 

Genuine zıt anlamlı kelimeler, Genuine kelime anlamı

Dishonest : İkiyüzlü. Dürüst olmayan. Sahtekar. Haysiyetsiz. Yalancı. Şerefsiz. Namussuz. Aldatıcı. Mürtekip. Karaktersiz.

False : Yanlış. Yapma. Falsolu. Taklit. Yalan. Uydurma. Takma. Tümdengelimci bir dizgede yapılan çıkarım ya da ulaşılan vargıların önsayıtlara aykırılığı. Sahte. Numaradan.

Unreal : Asılsız. Hayali. Sahte. Gerçek olmayan. Düşsel. Gerçekdışı. Gerçek dışı. Sanal.

Genuine antonyms : insincere, counterfeit.

Genuine ingilizce tanımı, definition of Genuine

Genuine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Native. As, a genuine text. Hence, not counterfeit, spurious, false, or adulterated. A genuine production. Pure. Authentic. Belonging to, or proceeding from, the original stock. Real. True. Genuine materials. Natural.