False türkçesi False nedir

  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Düzmece.
  • Haksız.
  • Hatalı.
  • Yalandan yapılan.
  • Numaradan.
  • Uydurma.
  • Hain.
  • Suni.
  • Taklit.
  • Takma.
  • Yalan.
  • Yapmacık.
  • Falsolu.
  • Yapma.
  • Sadık olmayan.
  • Hileli.
  • Yalancı.
  • Göstermelik.
  • Sahte.
  • Kalp.
  • İki yüzlü.
  • Tümdengelimci bir dizgede yapılan çıkarım ya da ulaşılan vargıların önsayıtlara aykırılığı.
  • Yanlış.

False ile ilgili cümleler

English: Ali took out his false teeth.
Turkish: Ali takma dişlerini çıkardı.

English: I don't want to raise false hopes.
Turkish: Boş ümit beslemek istemiyorum.

English: I have false nearsightedness.
Turkish: Yanlış miyopluğum var.

English: He gave the police a false name and address.
Turkish: Polise sahte bir isim ve adres verdi.

English: Ali made a false statement to the police.
Turkish: Ali polise yanlış açıklama yaptı.

False ingilizcede ne demek, False nerede nasıl kullanılır?

False acacia : Yalancı akasya. Baklagiller (legüminosae) familyasından, 25 m kadar boylanabilen, yol kenarlarında süs bitkisi olarak kullanılan, beyaz çiçekli, çiçekleri kabızlığa karşı yatıştırıcı ve safra artıncı olarak kullanılan bir ağaç türü. beyaz salkım. Salkım ağacı.

False accusation : Karalama. Hatalı suç iddaası. İftira yazısı. Yanlış suçlama. Suç tasnii.

False action : Haksız dava. Hiçbir dayanağı olmayan dava.

 

False affidavit : Gerçek olmayan yazılı beyan. Yanlış beyanname.

False alarm : Yanlış alarm. Gereksiz telaş.

False bottom : Gizli dip. Sahte dip. Sahte taban. Yalancı takoz. Yalancı taban. Gizli bölme. Çifte taban.

False arrest : Hatalı tutuklama. Bir insanı yasadışı tutuklama veya kanuna aykırı biçimde gözaltına alma.

False bottomed : Gizli bölmeli.

False belief : Yanlış inanç.

False attack : Aldatma taarruzu. Hatalı hücum. Aldatıcı veya oyalayıcı bir taktik olarak kullanılan taarruz.

İngilizce False Türkçe anlamı, False eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak False ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Incorrect : Düzeltilmemiş. Uygunsuz. Biçimsiz. Yakışıksız. Asılsız. Doğru olmayan. Münasebetsiz.

Anabolism : Anabolizm. Yapım. Biyosentez. Yapıcı metabolizma. Anabolizma. Özümleme olayları bütünü.

Bastardly : Bozulmuş. Alçak. Evlilik dışı doğan. Dejenere olmuş. Evlilik dışı doğmuş. Yozlaşmış. Ahlaksız. Yolsuz.

Claptrap : İltifat (sahte). Yağcılık. Boş laf. Saçma. Palavra. Zırva. Hikaye. Saçmalık.

Deceitful : Düzenci. Hilebaz. Düzenbaz. Aldatıcı. Hileci. Namussuz. Dolandırıcı. Hilekar.

Postiche : Postiş. Takma saç.

Nominal : Sözde. Düşük. İsim türünden veya isme ait olan. İsmen var olan. Saymaca. Önemsiz (fark veya derece vb). Anma. Önemsiz. Çok düşük (fiyat veya rakam vb). Yazılı.

Erroneous : Doğru olmayan. Hata kapsayan. Yalan yanlış. Gerçekten sapan.

Consultant : Mütehassıs. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Baş hekim. Başhekim. Bilir kişi. Uzman doktor. Bilirkişi. Bazı film ya da televizyon izlencelerinde, uzmanlık isteyen konularda bilgisine başvurulan kimse. Uzman.

 

Baleful : Uğursuz. Kötü niyetli (bakış). Meşum. Zararlı. Kötü niyetli. Şeytani. Kötülük dolu. Nefret dolu.

False synonyms : pious, facile, attaching, all wet, construction, fabulist, mounts, defective, cor, deceits, false pretense, kitschy, bilateral, concoction, cardboard, bug, artificial, faked, cardboard box, ill gotten, assumed, fabricators, guiltiest, insupportable, spurious, dingoes, double hearted, falser, gratuitous, claptraps, adjustments, achievement, cruels.

False zıt anlamlı kelimeler, False kelime anlamı

Right : Sağ. Cidden. Derleyip toplamak. Düzgün. Hak. Gayet. Düzelmek. Sağa. Çeki düzen vermek. Sağda.

Genuine : Hilesiz. Özgün. İçten. Sahici. Gerçek. Hakiki. Halis muhlis. Samimi. İçi dışı bir. Saf.

Falsity : Hata. Sahtelik. Yanlışlık. Yanlış olma. Yalancılık. Yalan. Foya.

False antonyms : sincere, honest, true, correct.

False ingilizce tanımı, definition of False

False kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To report falsely. Given to deceit. Falsely. Uttering falsehood. Unveracious. Not honestly. As, a false witness. Not truly. Dishnest. To falsify.