Uydurma nedir, Uydurma ne demek

"Uydurma" ile ilgili cümleler

  • "Ben babamın eskilerinden uydurma şeylerle giyiniyordum." - H. Z. Uşaklıgil
  • "Atatürk'ün Osmanlıcayı Türkçeleştirmek hususundaki güzel arzusunu bugünkü 'uydurma dilcilik' gayretine alet etmişiz." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Üvey çocuk.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: uyma, uyarlama]

Saz ozanlarının nazire ve tanzir karşılığı olarak kullandıkları terim. bk. nazire.

Fransızca'da Uydurma ne demek?:

imitation

Uydurma anlamı, kısaca tanımı:

Uydurmaca : Düzmece, sahte, yalan yanlış (bilgi, haber).

Uydurmacı : Palavracı.

Uydurmacılık : Palavracılık.

Uydurmak : Uymasını sağlamak. Elde etmek, sağlamak, bulmak. Hayal gücünden yararlanarak gerçek dışı bir şey söylemek, yakıştırmak. Cinsel birleşmede bulunmak, becermek.

Uydurmasyon : Uydurma.

Anahtar uydurmak : Bir kilidi açmak için kendi anahtarından başka bir anahtar kullanmak.

Ayak uydurmak : Ayak açmak. kendi gidiş ve davranışını başkasınınkine benzetmek. yürüyüşte adım atışını başkalarınınkine uydurmak.

İşini uydurmak : Kurnaz, açıkgöz davranarak işine istediği gibi biçim vermek.

Kılıfına uydurmak : Bir durum ve tutuma, yöntemine uygun biçim vermek.

 

Kitaba uydurmak : Yasal olmayan bir işi hile, düzen vb. ile kanuna uygun gibi göstermek.

Ortama ayak uydurmak : Çevreye uyum sağlamak.

Usulüne uydurmak : Yapılamayacak bir şeyi bir yolunu bulup yapabilmek.

Şişirme : Baştan savma, kötü iş. Şişirilmiş. Şişirmek işi.

Haber : İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık. Yüklem. Bilgi.

Gerçek : Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yalan olmayan. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yapay olmayan. Doğruluk. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat.

Yalan : Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse. Uydurma.

Sahte : Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan, düzme, düzmece. Yapmacık. Uydurma. Gerçek olmayan, yalancı.

Asılsız : Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.

Düzme : Düzmek işi. Uydurma.

Şişirme haber : Uydurma, gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber, uydurma, asparagas.

Yeni : En son edinilen. Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Eskisinin yerine gelen. Tanınmayan, bilinmeyen. Biraz önce, çok zaman geçmeden. İşe henüz başlamış. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan. Daha öncekilerden farklı olan.

Bir : Sadece. Tek. Beraber. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.

 

Biçim : Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

Uydurma adlar : Hiçbir yer ve kişi adı olmayıp uydurulan adlar.

Uydurma masal : Kaynağı Rönesanstan öteye götürülemeyen, içinde zaman ve yerle ilgili hiç bir olay bulunmayan, bireysellikten öte bir yapı gösteren gerçek dışı düşlere dayanan, saçma olmalarına karşın ilgiyle dinlenen, dünyanın dört bir yanında görülebilme olasılığı bulunan eğlendirici masal türü. bk. masal.

Uydurmaç : Uydurmacı. Uydurma.

Uydurma ile ilgili Cümleler

  • Ali sınıfın geri kalanına ayak uydurmayı zor buluyor.
  • Herhangi bir şey uydurmadım.
  • Kızlar Mary hakkında birçok uydurma söylenti ve yalanlar yaydılar.
  • Uydurma hikayeler en eğlenceli saçmalık türüdür.
  • O, konuşmanın bir bölümünü unuttu ve bir süre uydurmak zorunda kaldı.
  • Bana uydurmamı söyledin.
  • Hiçbir şey uydurmadım.
  • Biz en son araştırmaya ayak uydurmadık.

Diğer dillerde Uydurma anlamı nedir?

İngilizce'de Uydurma ne demek? : adj. made up, false, fake, fictive, fictitious, fabled, untrue, untruthful, apocryphal, cardboard box, colorable, fabulous, improvised, mendacious, out of whole cloth, quack, trumped up

n. making up, falsification, fabrication, invention, fake, fiction, untruth, adjustment, arranging, fitting, concoction, fib, figment, flam, gold brick, improvisation, tosh, tuning

Fransızca'da Uydurma : mansonger/ère, forgé/e, controuvé/e, emprunté/e, fabuleux/euse, fantaisiste, faux/fausse

Almanca'da Uydurma : n. Einpassung, Erfindung, Fabel, Fabelei, Fiktion, Stuckarbeit

adj. fiktiv

Rusça'da Uydurma : n. выдумка (F), измышление (N), вымысел (M), домысел (M), басня (F), изобретение (N), импровизация (F), надуманность (F), приспособление (N)

adj. выдуманный, вымышленный, надуманный