Haber nedir, Haber ne demek

Haber; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Haber" ile ilgili cümleler

  • "Sanattan haberi yok."
  • "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi." - O. S. Orhon
  • "Herkes sofraya oturmuş, bir yandan çorbalarını kaşıklayıp bir yandan da haberleri seyrediyordu." - E. Şafak

Kimya'daki anlamı:

(1868-1934) Kendi adı ile anılan katalitik süreç ile azot ve hidrojenden amonyak sentezleyerek 1918 yılında Nobel ödülü kazanan Alman kimyacı.

Bilimsel terim anlamı:

İsimi cümlelerinde yüklem ki isim, sıfat, zamir veya zarf olabilir. Ağaç bitkidir, Su soğuktur, Gelen odur, Onun her işi yapması canla başladır misallerinde bitki, soğuk, o ve canla başla birer haberdir.

Fransızca'da Haber ne demek?:

attribut ou terme prédicatif

Haber hakkında bilgiler

Haber, güncel ve ilginç bir olayın olduğunca nesnel ve gerçeğe uygun bir biçimde sunulmasıdır. Haber metninde her türlü taraflı değerlendirmelerden ve söz oyunlarından uzak durulur. Metin kısa, haber dili de yalındır.

Haber ile ilgili Cümleler

  • Benim için herhangi bir haberin var mı?
  • Haber başlıklarını gördün mü?
  • Haber bana Ito tarafından anlatıldı.
  • Haber beni şaşırttı.
  • Bir şeye ihtiyacın olursa sadece bana haber ver.
  • Haber beni düş kırıklığına uğrattı.
  • Haber bizi rahatsız ediyor.
  • Haber beni üzdü.
  • Her ne yapacaksan, Tom'un yapacağından haberi olmasın.
  • Ara sıra senden haber almama izin ver, verecek misin?
  • Gerçekten yemek yerken haber izlemek zorunda mıyız?
  • Hepimiz haber tarafından şok olduk.
  • Tom, attığı her adımı polisin izlediğinden habersizdi.
  • Haber açıktı.
 

Haber kısaca anlamı, tanımı:

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.

Haber almak : Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek.

Haber atlamak : Gazetecilikte bir haberi vaktinde yayımlayamamak.

Haber çıkmamak : Biri veya bir şey için beklenen bilgi gelmemek.

Haber geçmek : Teleks, telefon vb. ile bilgi iletmek.

Haber göndermek : Herhangi bir araçla bildirmek.

Haber patlatmak : Çok önemli bir haberi ilk kez açıklamak.

Haber salmak : Haber göndermek.

Haber uçurmak : Gizlice haber göndermek.

Haber vermek : Bir durumun, bir olayın belirtisi olmak. bildirmek, haber ulaştırmak.

Haberden haber vermek : Bir kimse veya bir konuda bilgi istemek.

Haberi olmak : Bilgisi olmak, bilmek.

Haberin olsun : Birine herhangi bir konuda uyarıda bulunmak için söylenen bir söz.

 

Haber ajansı : Yurt ve dünya olaylarını toplayıp yayımlayan kuruluş.

Haber bülteni : Radyonun, televizyonun ve çeşitli haber ajanslarının günün iç ve dış olayları konusunda kamuoyunu aydınlatmak amacıyla yayımladıkları kısa metin.

Haber bürosu : Bağlı bulundukları iletişim organlarına bölgesel ve yerel haberleri iletmekle görevli birim.

Haber kaynağı : Haber değeri olan bilginin alındığı kişi veya yer.

Haber kipi : Bildirme kipi.

Haber merkezi : Bir yayın organının haberleri derleyip toparlamak ve değerlendirmekle sorumlu ve yükümlü haber birimi.

Haber stüdyosu : Ses düzeni, ses geçirmezlik özelliği ile radyo, televizyon vb. yayın organlarında yalnız haber okunmak için ayrılmış özel bölüm veya oda.

Acı haber : Genellikle felaket veya ölüm bildiren söz veya haber.

Ana haber sunucusu : Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.

Atlatma haber : Rakip yayın kuruluşu atlatılarak yapılmış olan haber.

İlmühaber : Bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, alındı kâğıdı. Birinin yer, hâl, medeni durum vb.ni gösteren resmî belge.

Kara haber : Ölüm veya felaket haberi, kötü haber. Kötü, üzücü veya sıkıntı yaratan haber, bilgi, kötü haber.

Kötü haber : Kara haber.

Şişirme haber : Uydurma, gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber, uydurma, asparagas.

Yalan haber : Gerçek olmayan, uydurma haber.

Tekmil haberi : Bir işin tamamlanmış olduğu haberi, tekmil. Askerlikte astın üste verdiği sözlü rapor, tekmil.

Doğum ilmühaberi : Çocuk doğunca resmî görevliler tarafından hazırlanan belge.

İkametgah ilmühaberi : Yerleşim belgesi.

Vefat ilmühaberi : Ölüm kâğıdı.

Haberci : Muhbir, ihbar eden kimse. Bir durumun, bir olayın belirtisi. Karakulak. Haber getiren kimse, ulak. Bir haberi usulünce hazırlayan ve yayın organlarında yayımlayan kimse.

Haberdar : Haberli, bilgili.

Haberdar etmek : Haber vermek, bildirmek.

Haberdar olmak : Bilgi edinmek, haber almak.

Haberdarlık : Haberdar olma durumu.

Haberleşme : İletişim. Yazışma.

Haberleşmek : Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek.

Haberli : Bir olay veya durum üzerine bilgisi olan, haberi olan. Haber vermiş veya almış olarak.

Haberli olmak : Öğrenmiş olmak, haber almış bulunmak.

Haberlik : Haber durumunda olan.

Haberlilik : Haberli olma durumu.

Habersiz : Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan, bihaber. Haber vermeden, habersizce, bihaber.

Habersizce : Haber vermeden, haberi olmadan, habersiz, gizlice.

Habersizlik : Habersiz olma durumu, bihaberlik.

Çocuktan al haberi : Bir aile sorunu veya ailece gizli tutulan bir şey, çocukların rastgele söyledikleri bir sözle açığa çıktığında söylenen bir söz.

Deliden al uslu haberi : "deli, sır saklamasını bilmediği için haberin doğrusu ondan alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Dünyadan haberi olmamak : Çevresinde olup bitenleri bilmemek.

Gaipten haber vermek : Kendisinde manevi güç olduğuna inanılan kimse, gelecekte neler olacağından veya bilinmeyen âlemden haber vermek.

Irak yerin haberini kervan getirir : "erişemediğimiz şeyle aramızdaki ilişkiyi bir aracı sağlar" anlamında kullanılan bir söz.

Kara haber tez duyulur : "ölüm gibi kötü haber çabuk yayılır" anlamında kullanılan bir söz.

Kitle haberleşmesi : Kitle iletişimi.

Kötü haber tez duyulur : Kara haber tez duyulur.

Kuşun kanadıyla haber salmak : En hızlı bir biçimde haber vermek.

Ne haber : Herhangi bir bilgi var mı?. "senin hiçbir şeyden haberin yok" anlamında kullanılan bir söz. ne var ne yok.

Tavşan dağa küsmüş de dağın haberi olmamış : "önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Uzun kulaktan haber almak : Uzaktan uzağa haber almak.

Olgu : Varlığı deneyle kanıtlanmış şey. Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş.

Bilgi : Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Bilim. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.

Salık : Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber. Tavsiye.

İletişim : Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi, bildirişim, haberleşme, muhabere, komünikasyon. Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.

Yayın : Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen eser, program, neşriyat. Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Yüklem : Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu, haber, mahmul. Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey, mahmul.

Güncel : Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.), aktüel.

Haber bilmek : Haber almak, bilgi edinmek.

Haber borusu : Suyun genleşme deposuna kadar dolduğunu haber veren boru.

Haber bölümü : Haber işliğinin, haber izlencesi metnini hazırlamakla görevli bölümü.

Haber düdüğü : Buhar basıncının çokluğunu haber veren düdük.

Haber filmi : Haber özelliği gösteren günlük önemli olayları ortaya çıktıkları anda saptayan, belirli aralıklarla piyasaya sürülen, sinema ve televizyonlarda gösterilen belgesel film çeşidi.

Haber filmi sineması : Yalnız haber filmleri gösteren sinema salonu.

Haber işliği : Haberlerin hazırlanması ve yayınlanlanmasıyla görevli işlik bölümü.

Haber izlencesi : Günün haberlerini söz ve görüntüyle yansıtan izlence.

Haber : Günün iç ve dış olayları konusunda kamuoyunu aydınlatıcı ve oluşturucu bilgiler veren kısa metin ve bu metinle ilgili görüntü gereci.

Haber salmak : haber göndermek. İlgili cümle: "“Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın”" Halk türküsü.

Diğer dillerde Haber anlamı nedir?

İngilizce'de Haber ne demek? : v. have, possess; get; live

n. news, information, knowledge, report, communication, datum, gen, griff, griffin, info, item, message, word, tidings, announcement

Fransızca'da Haber : nouvelle [la], message [le], connaissance [la], (TV) informations, annonce [la]

Almanca'da Haber : n. Ausrichtung, Aussage, Benachrichtigung, Bericht, Bescheid, Bestellung, Botschaft, Bulletin, Kunde, Mär, Mitteilung, Nachricht, Neuigkeit, Report, Unterrichtung, Wissen

Rusça'da Haber : n. весть (F), известие (N), сообщение (N), новость (F), уведомление (N), донесение (N), депеша (F), корреспонденция (F), новость: новости (PL), св`едение: св`едения (PL), св`еден