Acquaintance türkçesi Acquaintance nedir

Acquaintance ile ilgili cümleler

English: I have an acquaintance with her.
Turkish: Onunla bir tanışıklığım var.

English: Mr. Smith is an acquaintance of hers.
Turkish: Bay Smith onun bir tanıdığıdır.

English: I have a nodding acquaintance with Mr Smith.
Turkish: Bay Smith ile sadece merhabam var.

English: I struck up an acquaintance with her.
Turkish: Onunla tanışık oldum.

English: I have some acquaintance with chemistry.
Turkish: Kimyaya biraz aşinayım.

Acquaintance ingilizcede ne demek, Acquaintance nerede nasıl kullanılır?

Have a nodding acquaintance with : Çok az bilgili olmak. Birini çok az tanımak.

Have a passing acquaintance with : Biriyle kısa bir tanışıklığı olmak. Sadece temel bilgilere sahip (konunun). Sadece az tanıdığı olmak (biri veya bir şey).

Have a wide acquaintance with : Derin bilgiye sahip olmak. Çok iyi bilmek.

Bowing acquaintance : Göz aşinalığı.

Make acquaintance : Tanışmak.

Acquaintances : Eş dost.

Acquaintanceships : Ahbaplık. Tanışıklık. Ülfet. Aşinalık. Tanıdıklar.

Unacquaintance : Habersiz. Acemi veya tecrübesiz olma özelliği. Cahil.

On better acquaintance : Daha iyi tanıyınca. Tanıdıkça.

 

Acquaint oneself with : Aşinalık peyda etmek. Tanıma. Tanımak. Haberdar olmak. Öğrenmek. Muttali olmak. Bilgi edinmek.

İngilizce Acquaintance Türkçe anlamı, Acquaintance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Acquaintance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intimation : Üstü kapalı söyleme. Çıtlatma. Bildirme. Üstü kapalı anlatma. İma. Öneri.

Data : Bilgisayar, bilişim, ekonomi, fizik, kimya, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir sanat eserine veya edebi bir esere temel olan ana ilke. Veriler. Karakteristik. Esaslar. Bilimsel sonuçlara varabilmek için gerekli olan deneyler veya gözlemlerden elde edilen nicel veya nitel değerler. Deneysel ölçümler ya da sayımlar sonucu elde edilen sayılar kümesi. Olgu, kavram ya da komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimsel ve uzlaşımsal bir gösterimi. elverişlilik, kişiler ya da özdevimli makinelerle iletişim, yorum ya da işleme uygunluk biçiminde düşünülür, bk. bilgi. Olaylar.

Friending : Yaren. Yardımcı. Bir sosyal paylaşım sitesinde birini arkadaş olarak eklemek. Yoldaş. Ahbap. Arkadaş. Dost. Can.

Diagnostics : Tanılama. Sistem kontrolü. Tanıbilim. Teşhis. Teşhis bilimi. Tanı.

Acquainted : Tanışmış. Haberdar olma. Haberdar.

Connection : Bağıntı. Alaka. Yakınlık. İlişki. İlgilenme. Birleştirme. Dost. Bağlama. Bir kelimenin son ses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin önses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece halinde söyleme veya okuma: deniz_anası, yıkım_emri, gök_ova, sözlük_anlamı vb. Ölçüye vurulan nesne ya da özellikler arasında bir sıra düzeninin kurulması için önkoşul olan "daha büyük " ve "daha küçük" ilişkilerinin tüm ölçümler için geçerli olmasını gerektiren kural. bk. sıralayıcı ölçek.

 

Someone : Bir kimse. Önemli kimse. Şahsiyet. Kimse. Biri. Birisi.

Intimations : Üstü kapalı söyleme. Bildirme. Üstü kapalı anlatma. Öneri. Çıtlatma. İma.

Gen : Bilgi vermek. Malumat. Esk. Doğru haber. Doğru bilgi. Tam bilgi.

Familiarization : Alışkanlık. Tanıtma. Alıştırma.

Acquaintance synonyms : homeboy, campmate, kith and kin, friend, conveyance, familiar, dopes, acknowledgement, proficiency, familiarity, conversancy, datums, actualization, acquaintances, griff, pickup, enlightenment, information, enlightenments, cc, fact, bunkmate, communication, friends, schoolfellow, amities, annunciation, actualisation, friend at court, aviso, conversance, identifications, conveyances.

Acquaintance zıt anlamlı kelimeler, Acquaintance kelime anlamı

Stranger : El. Eloğlu. Yabancı. El adamı. Ecnebi. Yaban. İşin yabancısı. Acemi.

Acquaintance ingilizce tanımı, definition of Acquaintance

Acquaintance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Personal knowledge gained by intercourse short of that of friendship or intimacy. But have no acquaintance with him. As, I know the man. A state of being acquainted, or of having intimate, or more than slight or superficial, knowledge.