Let oneself in türkçesi Let oneself in nedir

  • Kapıyı anahtarla açıp içeriye girmek.

Let oneself in ingilizcede ne demek, Let oneself in nerede nasıl kullanılır?

Let : Meydan vermek. Bırakmak. Koyuvermek. Yenilen. Ses çıkarmamak. İhale etmek. Yenile. Koyvermek. Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Kiraya vermek.

Oneself : Kendi. Kendi kendini. Kendi kendine. Kendini. Bizzat. Kendisi. Kendine.

In : Halinde. İçine. İçeri doğru yönelen. İktidardaki. Olarak. İç. Dahili. İçeri. Çok moda olan. De.

Let oneself in for something : Kaşınmak veya aranmak.

Let oneself go : Kendini kapıp koyuvermek. Kafa dağıtmak. Coşmak. Rahatlamak. İplerini kopartmak. Kendini bırakıp coşmak. Kendini koyvermek. Kendine özen göstermemek. Kendini bırakmak. Taşkınlık yapmak.

Buy oneself in : Hisse almak.

Bury oneself in books : Kendini kitaplara gömmek. Çok sık okumak. Aşırı derecede okumak.

Throw oneself into : Atılmak. Bir şeye girişmek. Girişmek. (havuza vb.) atlamak. (hızlıca) bir şeyler giymek.

Make oneself inconspicuous : Göze çarpmamaya çalışmak. Dikkat çekmekten kaçınmak.

Immerse oneself in work : Kendini işe daldırmak. Tüm zamanını çalışarak geçirmek. Kendini yoğun bir şekilde işe vermek. Kendini işe batırmak.