Lifer türkçesi Lifer nedir

  • Ömür boyu hapis cezası almış kimse.
  • Ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış kimse.
  • Müebbet mahkumu.
  • Ömür boyu hapis cezası çeken mahkum.
  • Müebbetlik kimse.
  • Ömür boyu hapis.
  • Müebbetlik.
  • Ömür boyu askerlik yapan kimse.

Lifer ile ilgili cümleler

English: The crisis led to the 1968 Nuclear Non-Proliferation Treaty.
Turkish: Kriz 1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına yol açtı.

Lifer ingilizcede ne demek, Lifer nerede nasıl kullanılır?

Liferaft : Cankurtaran salı.

Liferafts : Cankurtaran salı.

Lifers : Müebbetlik kimse. Ömür boyu askerlik yapan kimse. Ömür boyu hapis.

Argilliferous : Balçıklı. Killi. Kil veren veya getiren.

Bilifer : Bilifer. Öd taşıyan, safra taşıyan.

Ciliferous animals : Kirpikli haşlamlılar. Yaşamının bütün evrelerinde, devim örgenciği titrek tüylerle çevrili haşlamlılar sınıfı; kirpikliler.

Celliferous : Seliferöz.

Chyliferous : Kilifer. Kiliferus.

Coralliferous : Mercan oluşturan.

Diuca speculifera : Buzul kuşu. Buzulkuşu.

İngilizce Lifer Türkçe anlamı, Lifer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lifer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advocator : Avukat. Mahkemede başka birinin davasını sunan kişi. Taraftar. Yandaş. Aracı. Savunucu.

 

Yard bird : Avlu kuşu. Mahkum. Hükümlü. (argo terim) ceza olarak belli bir alanda tutulan asker. Acemi asker. Ceza olarak kendisine onur kırıcı bir görev verilmiş asker.

Yardbird : Hükümlü. (argo terim) ceza olarak belli bir alanda tutulan asker. Mahkum. Avlu kuşu. Acemi asker. Ceza olarak kendisine onur kırıcı bir görev verilmiş asker.

Con : Aldatmak. Kafalamak. Dümen kullanmak. Sahtekarlık yapmak. Yutturmak. Dolandırmak. Bir ölçek sınarının dile getirdiği yargıya katılmayan ya da olumsuz yanıt veren kişi, ona ters düşen tutum ya da görüş. Aleyhte. Hile yapmak. Kandırmak.

Convict : Suçunu ispat etmek. Mahkum. Yargılı. Mahkum etmek. Suçlandırmak. Suçlu bulmak. Suçlu çıkarmak. Kabullendirmek. Hüküm giydirmek. Hükümlü.

Inmate : Oda arkadaşı. Oturan kimse (ev). Hapishane veya akıl hastanesinde bulunan kimse. Birlikte oturan kimse. Sakin. Oturan. Tutuklu. Mahkum. Oturan kimse ev. Hapishanede yatan kimse.

Proponent : Öneren kişi. Yandaş. Taraftar. Yanlısı. Dilekçe sahibi. Savunucu. Teklif eden kimse. Öneren. Taraftar olan kimse. Destekçi.

Exponent : Kuvvet. Üst. Bilgisayar, bilişim, fizik alanlarında kullanılır. Üs. Taraftar. Beyan eden kimse. Katsayı. Yorumcu. İfade eden şey. Misal.

Life sentence : Müebbet hapis cezası. Ömür boyu hapis cezası. Müebbed ağır hapis cezası. Müebbet hapse mahkum etmek. Müebbet hapse çarptırmak.

Lifer synonyms : lifers, l, life imprisonment, advocate.