Orange türkçesi Orange nedir
- Burley tütünleri için turuncu.
- Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.
- Oranj.
- Portakal rengi.
- Turunçgiller (rutaceae) familyasından, yaprakları basit ve salgı bezli, çanak yaprakları 4-5 tane, taç yaprakları 4-6 parçalı ve serbest, ovaryum üst durumlu, her dem yeşil bitki.
- Portakal renginde olan.
- Portakalrengi.
- Turuncu.
- Portakal.
- Biyoloji alanında kullanılır.
Orange ile ilgili cümleler
English: Ali drank a glass of orange juice.
Turkish: Ali bir bardak portakal suyu içti.
English: A girl gave me an orange in exchange for a piece of cake.
Turkish: Bir kız bir parça kek karşılığında bana bir portakal verdi.
English: A glass of wine, a beer, an orange juice, and a coffee with milk.
Turkish: Bir bardak şarap, bir bira, bir portakal suyu ve bir sütlü kahve.
English: Ali ate a turkey sandwich and drank a glass of orange juice.
Turkish: Ali bir hindili sandviç yedi ve bir bardak portakal suyu içti.
English: "Yes, orange juice please," says Mike.
Turkish: "Evet, portakal suyu lütfen," diyor Mark.
Orange ingilizcede ne demek, Orange nerede nasıl kullanılır?
Orange blossom : Portakal çiçeği.
Orange coloured : Turuncu. Portakal rengi.
Orange county : Güney kaliforniya'da (abd) bir ilçe. Güney california'da bir bölge. Virginia eyaletinde bölge. North carolina eyaletinde bölge. New york eyaletinde bölge.
Orange crush : Portakal aromalı alkolsüz içecek. Portakal suyu.
Orange free state : Portakal serbest eyaleti. Güney afrika'nın ortasında bir bölge.
Orange pekoe : Hindistan ve sri lanka'da yetiştirilen yüksek kaliteli siyah çay.
Orange soda : Portakallı gazoz. Portakal gazozu.
Orange jam : Portakal reçeli.
Orange peel effect : Portakal kabuğumsu görüntü. Pürüzlü yüzey.
Orange marmalade : Portakaldan yapılmış reçel. Portakal reçeli. Portakal marmelatı.
İngilizce Orange Türkçe anlamı, Orange eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Orange ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Chromatic : Kromatik. Renge ilişkin olayları ya da nesneleri belirleyen (özdek). içinden geçen güneş ışığını tek renkli bileşenlerine ayıran (özdek). Renklerle ilgili. Renközü olan. renksemezin karşıtı. Renkli. Renklere ait. Biyoloji, gitar, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yarım seslerden oluşan ses dizisi. Renkle ilgili. Renkser.
Orange tree : Portakal ağacı.
Orange peel : Timsah derisi. Portakal kabuğu (yüzey kusuru). İnce tabaka tarayıcı. Portakal kabuğumsu görüntü. Portakal kabuğu oluşumu. Camda pütürlü yüzey. Portakal kabuğu. Pürüzlü metal yüzeyi.
Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.
Citrus fruit : Turunçgil familyasına (portakal, misket limonu, limon, greyfurt, vb.) ait bir ağaç tarafından verilen meyve. Turunçgillerden bir meyve. Turunçgiller. Narenciye meyvesi.
Citrus : Narenciye. Turunçgil. Sitrus. Turunçgillerle ilgili. Turunçgiller. Turunçgillere ait. Turunçgillere ait meyve. Turunçgillerden meyve.
Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan.
Orange synonyms : temple orange, sweet orange, orange rind, citrous fruit, orange coloured, jacinthe, aardvarks, a cell, a cells, seville orange, sour orange, abiotic environment, a chromosome, acacia, a protein, orangish, a site, abiotic factor, aardvark, abramis zone, bitter orange, abo blood groups system.
Orange zıt anlamlı kelimeler, Orange kelime anlamı
Achromatic : Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Perdesi değişmeyen. Renksemez. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksiz. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Akromatik.
Achromatic color : Şeffaf.
Orange ingilizce tanımı, definition of Orange
Orange kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to an orange. As, an orange ribbon. The fruit of a tree of the genus Citrus (C. Aurantium). It is usually round, and consists of pulpy carpels, commonly ten in number, inclosed in a leathery rind, which is easily separable, and is reddish yellow when ripe. Reddish yellow. Of the color of an orange.

Bu kısımda Orange kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Orange ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Orange anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Orange ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.