Osteoporoz nedir, Osteoporoz ne demek

Osteoporoz; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Kemik erimesi

Osteoporoz ile ilgili Cümleler

  • Ali Osteoporoz'dan muzdarip.
  • Onlar osteoporozdan muzdaripler.

Osteoporoz hakkında bilgiler

Osteoporoz veya kemik erimesi, kemik metabolizmasındaki bir bozukluk sonucunda kemikteki protein örgüsünün seyrelmesiyle iskelette ortaya çıkan ve kemiklerin çok kolay kırılabilmesine sebep olan bir hastalıktır. Kemiğin birim hacimdeki mineral yoğunluğu azalmıştır. Bu nedenle kemikler daha kolay kırılır hale gelir. En çok omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde görülse de vücuttaki bütün kemikler bu durumdan etkilenir. Her iki cinste de görülebilmekle beraber hastaların %80'i kadındır. Bazı kalıtsal özellikler taşımak (kemikleri kırılgan olan ve ailede eski benzerleri bulunan beyaz ırktan veya Asya kökenli, sarışın ve mavi gözlü, narin yapılı küçük kadın) veya erken menopozdan yahut yumurtalıkların alınmasından sonra hormon değişikliklerine (östrojenlerin ani azalması) uğramak osteoporozun en önemli nedenleridir. Ama, sürekli oturma, uzun süre haraketsiz kalma gibi yaşama tarzı; uzun süre tütün, alkol, kortizon, heparin, antiepileptikler gibi toksik (zehirleyici) maddelerin kullanılmasına veya zayıflama rejimleri ve kötü beslenme yüzünden kalsiyumun eksikliğine yol açan beslenme alışkanlıklarına dayanan bazı dış etkenler de, osteoporozun tehlikesini önemli ölçüde artırır. Bunların yanı sıra, omurların veya kol-bacak kemiklerinin kırılma tehlikesi artar. Menapozla beraber görünen osteoporozda daha çok omurga kemikleri kırılırken, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan senil osteoporozda femur denilen bacak kemiği kırılmaktadır.

 

Osteoporoz anlamı, kısaca tanımı

Kafes osteoporozisi : Kafes yorgunluğu

Laktasyon osteoporozisi : Domuzların gebelik öncesinde, gebelikte ve laktasyonda fosforun normal düzeyde veya fazla olduğu ve kalsiyumun yetersiz olduğu rasyonlarla uzun süre beslenmesiyle ortaya çıkan kemiklerin hafif, delikli ve kırılgan hâle gelmesiyle belirgin değişim.

Osteoporozis : Kemik rezorpsiyonunun yapımından fazla olması sonucu iskelette veya iskeletin bir kısmında mineral yoğunluğunun azalması, kemiklerin sünger gibi bir hâl alıp boşalması ve zayıf, kırılgan ve kemik hacminin küçülmesiyle belirgin patolojik değişim, kemik atrofisi. Özellikle çiftlik hayvanlarında fosfor yetersizliği, protein-kalori yönünden beslenme bozukluğu veya kalsiyum yetersizliğinden kaynaklanır.

Yaşlılık osteoporozisi : Yaşla birlikte vücut kemiklerindeki kitle kaybının normalin üzerinde olması.

Kalıtsal özellik : Her ilingesel uzayın tüm altuzaylarına taşınan ilingesel özellik. Öyle bir P özelliğidir ki, bir X yapısı P özelliğine sahip olduğunda, X yapısının her alt yapısı da P özelliğine sahiptir, irsi özellik. Örneğin topolojik uzaylar için Hausdorff özelliği, gruplar için değişme özelliği kalıtsaldır.

 

Alışkanlıklar : Uzun süre içindeki yinelenmeler sonunda özdevimselleşen bilinçsiz ya da bilinçli davranışlar.

Antiepileptik : Sara hastalığını tedavi eden, sara ilacı, sarayı tedavi edici.

Kemik erimesi : Düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun yapısında bozulma sonucu kemik kırılganlığına, yatkınlığa ve kırık riskinde artışa neden olan bir hastalık türü, osteoporoz.

Görülebilmek : Görülme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Östrojenler : Omurgalılarda bir grup steroit hormon. Dişilerin yumurtalık ve plasentasında teşekkül eden, ikincil dişi eşey karakterlerinin gelişmesini, dişi eşey organlarının büyümesini ve görev yapmasını sağlayan dişi eşey hormonları. Bitkilerde de benzer bileşikler bulunmuştur.

Görülebilme : Görülebilmek işi.

Metabolizma : Canlı organizmada veya canlı hücrelerde hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, biyolojik ve kimyasal değişimlerin bütünü, özümlemenin ve yadımlamanın toplamı.

Zehirleyici : Zehirlenmeye neden olan, intoksikan. Zehirlenme yapan herhangi bir madde.

Yumurtalık : Canlılarda dişi üreme hücrelerini veren organ, mebiz. Buzdolabında yumurta koymaya ayrılmış özel bölüm. Adana iline bağlı ilçelerden biri. Pişmiş yumurtayı içine dik olarak koymaya yarayan, fincana benzer kap.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Alışkanlık : Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

Değişiklik : Değişik olma durumu. Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum. Amaca uygun biçime getirmek için yapılmış olan değiştirme, tadil. Farklılık.

Yanı sıra : Birlikte. Yanında, beraberinde.

Zayıflama : Zayıflamak işi.

Beyaz ırk : Avrupa, Kuzey Amerika, Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaşayan ve teninin rengi açık olan insan ırkı.

Diğer dillerde Osteoplasti anlamı nedir?

İngilizce'de Osteoplasti ne demek ? : osteoplasty