Püskü nedir, Püskü ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tütsü, duman (Mucur).

Teknik terim anlamı:

Bal alma sırasında arı kovanına duman püskürtmekte kullanılan aygıt. (Kemalpaşa İzmir).

Püskü ile ilgili Cümleler

  • Ali ateş püskürecek.
  • Baca kara duman püskürtüyor.
  • Eski püskü bazı şeylerle karıştırdı.
  • “Parça parça morarmış yüzüyle ateş püskürüyordu.”
  • Puyehue Yanardağı lav püskürtmeye devam ediyor.
  • Ejderhalar ateş püskürür.
  • Eski püskü kompartıman boş kaldı.
  • Ali püskürtülmüş hissetti.
  • Püskürme azalıyor gibi görünüyor.
  • Elbiseler insan yapar, eski püskü elbiseler bit yapar.
  • Ali bir yangın söndürücü kaptı ve püskürtmeye başladı.
  • Onun eski arabası eski püskü.

Püskü ile ilgili Atasözü veya Deyim

ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz : “değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz” anlamında kullanılan bir söz.

ateş püskürmek : çok öfkeli olmak.

mısır püskülü gibi : seyrek, ince ve cansız (saç).

Püskü anlamı, tanımı

Benzin püskürtme basacı : Yakıt püskürtmeli motorlarda yakıtı ölçüp basıncını artırarak, havanın içine püskürmesini sağlayan basaç

Bulgur püskürmesi : Küçük dolu tanesi, dolu.

Bulgur püskürtmesi : Bir çıban.

Darı püskülü : Mayidis stigmata.

Eksicik püskürteci : Eksicik ışınları borusunda ya da eksicik minigözlerinde, eksicik demeti oluşturan, hızlandırıcı ve odaklayıcı kaynak.

 

Havai örneği püskürme : Çok akıcı bazalt lavları çıkaran püskürme. (Patlama olayları pek az olur. Kimi kez, alçak gaz basınçlı akkor halinde bir göl oluşturur.).

Kırmalı püskürtme : Kırma püskürterek yapılan kuru yüzey temizleme işlemi.

Kırmalı püskürtme deneyi : Haddelenmiş büyük ve kalın parçaların, yüzey kusurlarını bulmak için uygulanan özel deney.

Kum püskürtme : Metal Yüzeyleri, basınç altında ince kum püskürterek temizleme işlemi.

Kuru püskürtme : Sıvı bir ortam kullanmadan, aşındırıcıları doğrudan ve kuru olarak basınçla püskürterek yapılan aşındırıcılı yüzey temizleme işlemi.

Metal püskürtme : Örtücü metal ve alaşımların tellerini, özel bir püskürtme tabancasında eritip, yüksek basınç altında örtülecek yüzeye hızla püskürterek yapılan örtme işlemi.

Ovulasyon püskülleri : Ovulasyondan sonra küçük kan pıhtılarının ve folikül sıvısının yumurtalığın yüzeyine ve ligamentum ovarii proprium’a yapışması ve bunların bağ dokuyla organizasyonu sonucu oluşan oluşan, özellikle inek ve kısraklarda görülen ipliksi yapılar, ovulasyon villusları.

Özdevingen püskürtme öndeci : Yakıtın püskürtme başlangıç evresini motorun yük ve hız durumuna göre kendi kendine düzenleyen dizge.

Pele örneği püskürme : Lavları çok ağdalı olup ağır ağır yükselerek bacayı tıkayan püskürme türü.

Plazma püskürtme : Yüksek erime sıcaklıklı metalleri, plazma durumuna sokup, öteki metallerin yüzeyine püskürterek yapılan örtme işlemi.

 

Plinius örneği püskürme : Yüksek gaz basınçlı az ya da orta ağdalı bir magmadan, çok yeğin patlamalarla gaz ve buharların havada birkaç mil yükseğe fırlatılması sonucunda oluşan, bir Vulkano tipi püskürme.

Püngül püskül : Salkım saçak.

Püskül dudak : Ateş kuyruk.

Püskül olmak : Çok içip kendini kaybedecek denli sarhoş olmak.

Püskülkuyruklular : Vücutları iki üç tüysü uzantıyle sonuçlanan, kanatsız, ince, yumuşak böcekler takımı. (Kiler, mutfak, kitaplık gibi nemli ve karanlık yerlerde yaşarlar. Gümüşçün, çok yaygın, çok bilinen türüdür.).

Püskülli : Püsküllü.

Püsküllü koryon : Embriyonun dışında yer alan koryon kesesinin çalı benzeri pürüzlü villuslarının yapmış olduğu oluşum, koryon frondozum.

Püskürdek : Püskürteç.

Püskürgeç : Püskürteç.

Püskürme bacası : Ağzı honiyi andıran, az çok uzun bir silindir biçiminde, içi tüflerle dolu püskürme bacası. (Güney Afrika'da bunlar, içinde elmas kristalleri bulunan ve kimberlit denilen tüflerle doludur.).

Püskürme özeği : Yeryüzünde, yanardağ püskürmelerinin ya da patlamalarının olduğu nokta.

Püskürtebilme : Püskürtebilmek işi.

Püskürtebilmek : Püskürtme imkânı veya olasılığı bulunmak. Püskürtmeye gücü yetmek.

Püskürteç denet aygıtı : Püskürteçte, püskürtme basıncını ölçmeğe yarayan bası ölçerli aygıt.

Püskürteç gövdesi : Püskürtecin, motor kafasına tutturulan, dış tarafında yakıt borularını, iç tarafında memeyi taşıyan ana bölümü.

Püskürteç iğnesi : Püskürtecin içinde bulunan ve püskürtme sırasında yakıt basıncı ile kalkarak meme deliğini açan ince çubuk.

Püskürteç memesi : Püskürtücünün iğnesine yataklık eden, uç bölümünde püskürtme deliklerinin yer aldığı, yanma odasına giren püskürtücü bölüm.

Püskürterek kurutma : Süt tozu veya kan unu ve benzerleri ürünler elde edilirken, yem maddesinin ısıtılmış silindir yüzeyine veya ısıtılmış bir kapalı kazan içerisine püskürterek kısa sürede yapılan kurutma işlemi.

Püskürtme basacı : Yakıt püskürtmeli motorlarda, yakıtın niceliğini düzenleyen ve basıncını yükselterek püskürtücüye gönderen basaç.

Püskürtme cilası : Püskürtme tabancası ile kullanılmaya elverişli vernik türlerinden faydalanılarak yapılan cilalama.

Püskürtme çözeltisi : Deri, ağız ve burna püskürtülerek kullanılmak üzere hazırlanan, basınçla sıvılaştırılmış çözelti.

Püskürtme kan unu : Temiz, taze hayvan kanından elde edilen, kıl, mide muhtevası, idrar ve benzerleri yabancı materyal içermeyen, kandan suyun vakum altında düşük bir sıcaklık yardımıyla, yaklaşık % 30 kuru maddeye ulaşıncaya kadar uzaklaştırıldıktan sonra ılık ve kuru hava akımına püskürtülerek kurutulan, en çok % 8 su ile en az % 85 ham protein içeren bir yan ürün.

Püskürtme kulesi : Su verme işlemlerinde, suyu soğutmak için kullanılan özel kule.

Püskürtme odası : Önünde püskürtme tabancası ile çalışılan, üzerinde vernik tozu-hava karışımını emme düzeni bulunan bölme.

Püskürtme öndeci : Motorun hızına göre, yakıtın püskürtülme zamanını düzenleyen aygıt.

Püskürtme sistemi : Reaktör kalbine gelen normal soğutma düzeninin arızalanması durumunda, reaktör kalbine su püskürtülmesi yoluyla, kalıcı ısının giderilmesini sağlayan soğutma sistemi.

Püskürtmeli boyama : Püskürtme yoluyla uygulanan boyama yöntemi.

Püskürtmeli durulama : Yüzey işlemi bitmiş parçaların yüzeyinde kalmış sıvıları gidermek için, püskürtme yoluyla yapılan durulama işlemi.

Püskürtmeli örtme : Erimiş metalleri, püskürtme yoluyla, öteki metal yüzeyler üzerine örtme işlemi.

Püskürtmeli sertleştirme : Metal yüzeyleri, yorulmaya dayançlı kılmak için, yumru aşındırıcılar püskürterek yapılan sertleştirme işlemi.

Püskürtmeli suverme : Bir püskürteç kullanarak ve yüksek hızla su püskürterek yapılan su verme işlemi.

Püskürtmeli suverme çemberi : Püskürtmeli su verme işleminde kullanılan, üzeri delikli çember.

Püskürtmeli temizleme : Bir işlemden sonra, metallerin yüzeylerini, su ya da bir çözelti püskürterek temizleme işlemi.

Püskürtmeyle alkali temizleme : Çok sayıda parçaların yüzeyini, püskürtme yoluyla temizlemede kullanılan bir alkalili temizleme yöntemi.

Püskürtmeyle asitli temizleme : Çok sayıda parçaların yüzeyini, püskürtme yoluyla temizlemede kullanılan bir asitli temizleme yöntemi.

Püskürtük örtü : Püskürtmeli örtme işlemi ile oluşturulmuş örtü.

Püskürtüm : Bir boşluk borusunun alt-üşeğinin. ince parçacıklar püskürerek aşınması.

Püskürük kayaçlar : Yanardağların ağzından yeryüzüne püskürtülen lav, kül ve benzerleri kızgın özdeklerin alçak yerlere yığılıp az çok hızla soğumaları sonunda oluşan kayaçlar. Yeryüzüne çıkan magmadan ve magma maddelerinden türeyen kor kayaçlar.

Püsküvüt : Bisküvi.

Stromboli örneği püskürme : Özütsü, az ağdalı, orta derece gaz basınçlı, zaman zaman yeğin patlamalarla lavlar çıkaran püskürme.

Tuz püskürtme deneyi : Metal örtülerin yenim dirençlerinin kertesini anlamak amacıyla uygulanan, hızlandırılmış özel bir yenim deneyi.

Vulkano örneği püskürme : Çok ağdalı, havada sıvılaşmayan lavlar çıkaran püskürme. (Patlamalarla havaya top ağaç biçiminde küllü bulutlar, bomba ve lapilliler fırlatır.).

Yarık püskürmesi : Bir yarık boyunca magmanın dışarı çıkması.

Yaş püskürtme : İçinde çok ince aşındırıcı bulunan suyu püskürterek yapılan temizleme işlemi.

Yumru aşındırıcılı püskürtme : Basınç altında yumru aşındırıcı püskürterek yapılan, bir metal yüzey temizleme işlemi.

Eski püskü : Çok eski, iyice eski.

Mısır püskülü : Mısır koçanının ucundan sarkan sarı renkli püskül biçimindeki tepeciği.

Püskül : Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti.

Püskül kuyruklular : Vücutları iki, üç tüysü uzantıyla sonuçlanan, kanatsız, ince, yumuşak, en bilinen türü gümüşçün olan böcekler takımı.

Püskülcük : Güneş kursunun bazı tek renkli resimlerinde görülen parlak bulut.

Püsküllü : Püskülü olan, püskül takılmış olan.

Püsküllü bela : Büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey.

Püskülsüz : Püskülü olmayan.

Püskürme : Püskürmek işi. Sık ve tek tek benekler durumunda olan. Yanardağın, duman, kül ve lav çıkarması, indifa.

Püskürme benli : Bir arada irili ufaklı benleri olan.

Püskürmek : Ağzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak. Öfkeyi aniden dışarı vurmak. Yanardağ lav çıkarmak, indifa etmek.

Püskürteç : Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi, pülverizatör. Sprey.

Püskürtme : Püskürtmek işi. Sulu boya püskürterek çeşitli tonlarda yüzeyler elde etme tekniği veya bu teknikle yapılmış resim. Püskürtülerek yapılmış. Sıçramış, fırlamış.

Püskürtme makinesi : Püskürteç.

Püskürtme tabancası : Vernik veya boya sıvılarını basınçlı hava yardımı ile püskürterek sürmekte kullanılan tabanca biçiminde araç.

Püskürtmek : Püskürme işini yaptırmak. Geri dönmek zorunda bırakmak. Fışkırtmak. Hızla ve savurtarak çıkarmak.

Püskürtü : Lav.

Püskürtücü : Püskürtme işini yapan araç, sprey.

Püskürtülme : Püskürtülmek işi.

Püskürtülmek : Püskürtme işi yapılmak.

Püskürtüş : Püskürtme işi.

Püskürük : Yanardağın püskürmesiyle ortaya çıkan.

Püskürük külte : Yanardağından püskürme sonucu katılaşmış duruma gelen taş, püskürük taş.

Püskürük taş : Püskürük külte.

Yanardağ püskürmesi : Yanardağın lav çıkarmaya başlaması.

Diğer dillerde Pürüzsüz yüzey anlamı nedir?

İngilizce'de Pürüzsüz yüzey ne demek ? : smooth surface