Parting türkçesi Parting nedir

  • Ayrılma yeri.
  • Saçı ayırma çizgisi.
  • Ayıran.
  • Sıyrılma.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Ölme.
  • Veda.
  • Ayrılma.
  • Veda etme.
  • Ayırma.
  • Ayrılım.
  • Ayrılık.
  • Ayrılırken yapılan.
  • Bölen.
  • Kil gibi kayıcı bir katman üstünden bir tortul örtünün ayrılması.
  • Ayırma çizgisi.
  • Taksim edici.

Parting ile ilgili cümleler

English: Heavy snow prevented the train from departing.
Turkish: Şiddetli kar yağışı trenin gidişini engelledi.

English: Bad weather prevented us from departing.
Turkish: Kötü hava yola çıkmamızı engelledi.

English: Divorce is generally a painful parting.
Turkish: Boşanma genellikle acı bir ayrılıktır.

English: Ali lost no time in parting with the money.
Turkish: Ali parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.

Parting ingilizcede ne demek, Parting nerede nasıl kullanılır?

Parting breath : Son nefes.

Parting gift : Veda hediyesi.

Parting kiss : Veda öpücüğü. Veda busesi.

Parting line : Kalıp ekyeri. Türbin gövde flanşları birleşme hattı. Birleşme hattı. Kalıp çizgisi. (döküm) mala yüzeyi.

Parting of the ways : Yol ayrımı. Ayrılma noktası.

Middle parting : Bağır.

Parting shot : Giderayak söylenen iğneli laf. Ayrılırken söylenen dokunaklı söz. Son taş. Giderayak atılan taş söz.

At the parting of the ways : Farklı yönlere gitme durumunda. Ayrılma noktasında. Yol ayrımında.

 

Water parting : Komşu iki akarsuyun beslenme teknelerini ayıran sınır. Su ayırım hattı. Su bölümü çizgisi. Yol ayrımı. Bir kararın verilmesi gereken zamana ulaşma. Su ayrımı. Su ayrım çizgisi.

Speed the parting guest : Misafiri uğurlamak.

İngilizce Parting Türkçe anlamı, Parting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Parting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absolute age : Mutlak yaş. Salt yaş. Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı. Kesin yaş.

Goodbys : Hoşçakal. Güle güle. Hoşça kal deme.

Leaves : Ruhsat. Müsaade. Yapraklar. İzin. Kitap yaprağı.

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Algonkiyen. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Alkongien.

Assigner : Atayan. Tahsis eden kimse. Atayan kimse. Giderleri karşılamak amacıyla ayrılan para. katılma yüklenmelerini imzalayanlara verilen pay. Paylaştıran ya da bölüştüren kişi.

Death : Helak. Son. Bir canlının beyin, solunum ve dolaşım faaliyetlerinin dönüşümsüz olarak durması, tüm organ ve dokularındaki hücrelerin fiziksel ve kimyasal etkinliğini kaybetmesi nedeniyle yaşamın sona ermesi, eksitus, mors. Canlılarda yeniden başlamamak üzere bütün hayati olayların son bulması. mortalite. Katil. Yıkım. Ecel. Ölüm. Vefat.

Abruption : Aniden kırılma. Ani kopma veya durma meydana gelmesi. Abrupsiyon.

 

Discreteness : Ayrıklık. Kesintili olma durumu. Farklı olma durumu. Ayrı olma durumu.

Delimiter : Sonlayıcı. Sınır belirteci. Sınırlayıcı. Sınırlayan. Ayırıcı sınırlayıcı. Limit veya sınırları belirleyen. Ayırıcı.

Checkout : Hata bulma. Kontrol. Kasa. Ödeme yeri. Çıkış. Düzeltme. Çıkış işlemi. Hata ayıklama.

Parting synonyms : going away, passing, differences, dyings, agricultural geology, allocation, abyss, discriminating, cleavages, unpinning, wearing down, deceasing, partings, divisors, assortment, denominators, disagreement, disjunct, adieus, goodby, farewell, farewells, adventive cone, breakaways, deviation, disconnecting, adjacent rock, fissiparous, dividing, disjunctive, abrasive power, dissimilation, apartness.

Parting ingilizce tanımı, definition of Parting

Parting kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Separating. Division. Serving to part. Dividing. The state of being parted. The act of parting or dividing. Separation.