Pele nedir, Pele ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Enli meşin ve kösele parçası.
Oyunda merkez sayılan yer, kale.
Pele ile ilgili Cümleler
- Pele, birçok önemli maçta Brezilyalı takımlar adına oynadı.
- Jale pelerin giyiyor muydu?
- Dünyanın en iyi futbolcusu Pele'ydi.
Pele hakkında bilgiler
Edison "Edson" Arantes do Nascimento veya bilinen ismiyle Pelé (d. 23 Ekim 1940; Três Corações), forvet mevkiinde görev almış eski futbolcu. Dünya'da bilinen adıyla Pelé, 23 Ekim 1940'ta doğdu. Aile tarafından Pepe takma adıyla çağrılırdı ama kuzenleri ve küçük arkadaşları tarafından yaramaz anlamına gelen 'Peli lakabı takıldı, bu lakap zamanla Pelé oldu. 11 yaşında keşfedilene kadar ayakkabı parlatıyordu. 4 yıl sonra onu keşfeden De Brito, bir gün Santos'un yöneticilerine "Bu çocuk dünyanın en iyi futbolcusu olacak." dedi. Sonraki sezonda Pelé, ligin yıldız oyuncusu olunca bu sözün doğruluğunu ispatlamış oldu. Kariyerine Brezilya Ligi'nin o zamanların en iyi takımlarından Santos'ta başlayıp ve yine ünlü bir kulüp olan Cosmos'ta bırakmıştır. Futbol tarihinde en çok gol kralı olan futbolcudur. Cosmos forması ile bir sezon boyunca ligde 52 maçta 12 gol kaydederek "en fazla gol atan gol kralı" olarak futbolu bırakmıştır. Dünya'nın gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biri olarak kabul görmektedir. 3 kere, FIFA Dünya Kupası'nı kazanan takımda yer almıştır. İlk dünya şampiyonluğunu 1958 yılında yaşadı. Futbol kariyerinde 1281 gol atarak kırılması çok zor olan bir rekora imza atmıştır. Bununla beraber Pele, kariyeri boyunca 6 defa bir maçta 5'er gol kaydederek ayrı bir başarıya daha imza atmıştır. 30 defa da bir maçta 4'er gol kaydeden Pelé tam 92 maçta da hat-trick yapmıştır.
Pele kısaca anlamı, tanımı
Pele düşmek : Yağmurun ıslaklığı toprağın derinliğine geçmek
Pele örneği püskürme : Lavları çok ağdalı olup ağır ağır yükselerek bacayı tıkayan püskürme türü.
Pelecaniformes : [Bakınız: kürek ayaklılar]. [Bakınız: pelikansılar].
Pelecanus crispus : [Bakınız: tepeli pelikan]. Tepeli pelikan.
Pelecanus onocrotalus : [Bakınız: ak pelikan]. [Bakınız: pelikan].
Peleç : Parasız, karşılıksız.
Peleh : Bir çeşit dağ kaplanı.
Pelek : Evle ahırı birbirine bağlayan ufak geçit ya da küçük merdiven. Ağır bir şeyi yerinden oynatmak için kullanılan ilkel kaldıraç.
Pelen : Bilgi, ustalık : Dağda kütük çok, o da pelen ile sökülür. Eskiden kadınların giydiği çarşafın üst parçası. Hızlı atılan deyneğin yere dokunup sıçrayarak gidişi.
Pelen pelen : Hızlı hızlı.
Pelengir : Tespih yapmakta kullanılan araç.
Pelenk olmak : İş yaparken yardımlaşmak.
Pelenklemek : Kapıyı arkasından sürgülemek.
Pelensek : Araba tekerleğinin çıkmaması için mazının ucuna takılan çivi.
Peler : Siyah kaput bezinden yapılmış başörtüsü. Çamaşır sepeti. Duvarı, yağmur ve benzerleri şeylerin etkisinden korumak için yapılan kamış saçak.
Pelerek : Dönerek, döne döne.
Pelerik : Kötü olmuş, azmış (yara için).
Pelese : Taze soğan, soğan fidesi. Pis, pislik. Yağmur sularının sürükleyip biriktirdiği çerçöp. Ağaç dalları üstündeki kar parçaları: Peleseler beni ıslattı. Parça, bir parça, azıcık. Düzey : Döşeme tahtaları kapı eşiği pelesesinde olmalı. Düzey. Durum, yaşayış, düzen.
Pelesek : Taze soğan, soğan fidesi. Parça, bir parça, azıcık. Araba tekerleğinin çıkmaması için mazının ucuna takılan çivi. İyi bakım, özen. Güvence, inanca, sağlama bağlama. Mücevher. Vazelin.
Pelesek dönmek : Tepesi üstü düşmek.
Peleselik : Sık ormanlık, çalılık, fundalık.
Pelesemek : Güçten düşmek, yorulmak.
Pelesenk dönmek : Çok çalışma nedeniyle düşünceleri altüst olmak, bilinçsizleşmek.
Pelesentilik : Sık ormanlık, çalılık, fundalık.
Pelesimek : Yorulmak. Güçten düşmek, yorulmak.
Peleste : Tütün fidesi. Bir tutam : Bir peleste fide ver.
Peleş : Çelimsiz, zayıf (insan ya da hayvan). Solak. Boynuzları yana ve aşağıya doğru uzayan hayvan : Bizim öküz peleştir.
Pelet : Dikme tablet.
Pelet bağlayıcılar : Pelet yapımı sırasında yemleri bir arada tutan lignosülfonat, bolus alba, karboksimetilselüloz, polimetilokarbamit, melas ve kil gibi maddeler.
Pelet havyar : Kefal balığı yumurtalarının yıkandıktan sonra kuru tuzla salamura edilmesi, içme suyuyla yıkanması, kurutulması, pelet halde kontrollü koşullarda preslenmesi ile elde edilen, doğal veya mumlanmış olarak elde edilen ürün, kuru tuzlanmış havyar.
Pelet makinesi : Yemleri peletlemede kullanılan, değişik çapta delikli ve değişik biçimde kalıpları olan pres makineleri.
Pelet yem : Bir yem karışımının kompresyon veya ekstrüzyon yoluyla mekanik olarak ısı ve buhar basıncı gibi belirli koşullar altında belirli kalıplardan geçirilmiş biçimi. Karma yemlerin nem, sıcaklık ve basınç altında mekanik işlemle delikli kalıplardan zorlanarak geçirilmesiyle elde edilen, genellikle silindir ve bazen de diğer formlarda biçimlendirilerek farklı çap, uzunluk ve sertlikte hazırlanabilen yemin fiziksel formu.
Peletleme : Küçük parçacıklardan nemlendirme, ısıtma, sıkıştırma veya kombine olarak mekanik işlemler kullanılarak istenilen görünüş ve yapıda daha büyük parçacıkların elde edilmesi işlemi. Yemin, özel makinelerle sıkıştırılıp pelet yapılması.
Pelevertsiz : Biçimsiz, çirkin : Şu adamın ayakları çok pelevertsiz.
Pelevetsiz : Patavatsız.
Pelevür etmek : Henüz biçilmemiş t kumaşı kabaca prova etmek.
Pelevürt etmek : Paylaşmak, bölüşmek.
Pelewüretmek : Biçilmemiş kumaşı kabaca prova etmek.
Pelez : Kadınların başlarına taktıkları küçük altın ya da altına benzer para. Kıldan dokunmuş kilim.
Pelezimek : Kalbi çarpmak, hızlı hızlı atmak : Öyle korktum ki yüreğim pelezidi. Güçten düşmek, yorulmak. [Bakınız: pelesimek]. Yürek aşırı çarpmak.
Pelezirmek : Kalbi çarpmak, hızlı hızlı atmak : öyle korktum ki yüreğim pelezidi.
Silaj peletleri : Isı yardımıyla kurutulan silajın kalıp deliklerinden mekanik işlemle sıkıştırılarak geçirilmesi suretiyle pelet formuna getirilmiş biçimi.
Yumuşak pelet : Acele olarak soğumayı sağlayan ve tozlanmayı önleyen melas ve/veya yağ gibi sıvı içeren peletler, melaslı pelet.
Dil pelesengi : Söz arasında yerli yersiz söylenen ve tekrarlanan söz.
Meryem pelesengi : Kabuklarından aynı adla anılan bir reçine çıkarılan ve Antil Adaları'nda yetişen bir ağaç (Calophyilum calaba).
Peleme : Irmaklarda işleyen, bir tür altı düz kayık.
Pelenk : Pars.
Pelerin : Omuzlardan aşağı dökülen, geniş, kolsuz bir tür üstlük.
Pelesenk : Türlü bitkilerden çıkarılan kokulu bir reçine. Konuşurken gereksiz tekrarlanan söz, persenk. Pelesenk ağacından elde edilen değerli kereste.
Pelesenk ağacı : Kızıldeniz'in Afrika ve Asya kıyılarında yetişen ve kışın yapraklarını dökmeyen, değerli kerestesi kahverengi, mor veya esmer hatta vişneçürüğü olabilen, doğramacılıkta kullanılan bir ağaç (Commiphora opobalsamum).
Diğer dillerde Pelajik zon anlamı nedir?
İngilizce'de Pelajik zon ne demek ? : pelagic zone

Bu kısımda Pele nedir? Pele ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Pele tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Pele hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.