Phonetics türkçesi Phonetics nedir

  • Gramer alanında kullanılır.
  • Sesbilim.
  • Söyleyiş ses bilimi.
  • Ses bilimi.
  • Konuşurken çıkarılan sesleri inceleyen ve bunların söz konusu dilde doğru çıkışını öğreten bilim dalı.
  • Sesbilgisi.
  • Fonetik.
  • Çeşitli dillerdeki sesleri bir bütün olarak inceleyen, bu seslerin nasıl meydana getirildiğini, ne gibi nitelikler taşıdığını, dinleyenin bu sesleri alışını, kısaca dilin ve bildirişmenin ses sistemini ele alan ve insan dilinin seslerini dil sistemi içindeki görevleri açısından değerlendiren dil bilimi dalı. bu bilim dalının art zamanlı ses bilimi, eş zamanlı ses bilimi, karşılaştırmalı ses bilimi, deneyli ses bilimi, söyleyiş ses bilimi, uygulamalı ses bilimi gibi çeşitli alt dalları da vardır.
  • Dildeki sesleri bir bütün olarak ele alan, insan dilinin seslerinin nasıl oluştuğunu, niteliklerini, dolayısıyla dilin ve bildirişmenin ses yönünü inceleyen dil bilimi dalı. bk. ses bilimi.

Phonetics ile ilgili cümleler

English: My earliest thoughts were about phonetics.
Turkish: En eski düşüncelerim fonetik hakkındaydı.

Phonetics ingilizcede ne demek, Phonetics nerede nasıl kullanılır?

Auditory phonetics : Duyumsal sesbilgisi. İşitimsel sesbilgisi.

Experimental phonetics : Seslerin oluşmasını, boğumlanma yer ve özellikleriyle algılanmalarını çeşitli teknik araçlara dayanarak inceleyen ses bilimi dalı. Deneyli sesbilgisi. Deneyli ses bilimi.

 

General phonetics : Tek bir dilin değil bütün dillerin seslerini bir bütün olarak ele alan, bunların türlerini, özelliklerini inceleyen ve bütün ses bilimi dallarını içine alan geniş kapsamlı ses bilimi. krş. ses bilimi. Genel ses bilimi.

Phonetic accel : Fonetik hızlandırıcı. Sesli ivmelendirme.

Phonetic alphabet : Fonetik alfabe. Sesçil alfabe. Sesçil abece. Konuşmadaki bütün ses özelliklerini yazıya aktarabilmek için kullanılan ve yazı dili alfabesine oranla çok daha fazla özel ünlü ve ünsüz işaretlerine sahip olan alfabe türü.

Phonetical forming : Sesbilimsel biçimleme. Tiyatro konuşmasında ünlü ve ünsüz harflerin ağızdan çıkarken aldıkları biçim.

Phonetic transcription : Fonetik transkripsiyon. Fonetik yazım. Sesçil çevriyazı. Fonetik kopya.

Phoneticians : Sesbilimci.

Phonetic substitution : Seslerin birbirinin yerine geçmesi olayı: anadolu ağızları nöbet ~ löbet < ar. nevbet; dönüm > dölüm, birāder > bilāder, rençper > leşber, öl-~el-, öldür-~eldür- (a. caferoğlu, kd. tr. 155-22, 242-10), kadar~kadan, gudan; bu yol~bu yon (z. korkmaz, gbaa. s. 77, § 123, krş not 217); çuv. -v-~-l-~ø: avtan~altan~atan, “horoz” < avat- «ötmek»; kavaßa~kalaßa «göbek» < köbäk; -k-~-p-: çiklet-~çiplet- «cıvıldamak»; m- > v- mal~val «ön taraf» > *önül, makar~vakar «öküz» > *öküz (j. benzing. tschuw. fundamenta ı, s. 709) alıntı kelimelerde, bir dilde bulunmayan bir sesi benzeri başka bir sese çevirme biçimindeki ses karşılanması olayı da bir tür nöbetleşmedir: ar. hıdr <hıdır > tt. hızır, ar. hıdmet > tt. hizmet, ar. fadıl > tt. fazıl; far. hoşnud > tt. hoşnut vb. Nöbetleşme.

 

Phonetic script : Sesçil yazı. Fonetik yazı. Ses yazısı. Bir dilin seslerini boğumlanma inceliklerine göre ve telaffuz değerlerine bağlı kalarak gösteren yazı türü, transkripsiyon alfabesine dayanan yazı, transkripsiyonlu yazı. ayrıca bk. çevriyazı ve sesçil yazı. Fonetik alfabe.

İngilizce Phonetics Türkçe anlamı, Phonetics eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phonetics ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accent intensive : Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb. Pekiştirme vurgusu.

Accentuation : Harekeleme. Vurgulama. Belirtme. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgu işaretleri koyma. Vurgulu okuma. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Ahenk vurgusu. Vurgu.

Active verb : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken eylem.

Actif : Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Active voice : Aktif çatı. Düz çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır. Aktif ses. Etken çatı.

Adjectival construction : Sıfat tamlaması. Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb.

Accidence : Morfoloji. Çekim. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Sarf usul ve prensipleri. Tasrif. Büküm. Bükün. Yapıbilim.

Abstract noun : Oyut ad. Soyut isim. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut ad’dır. Soyut ad.

Accusative : İsmin i hali. Akuzatif. İsmin -i halindeki sözcük grubu. İsmin -i hali. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n’si alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. İsmin -i halindeki. Belirtme durumu. İsmin -i halindeki sözcük. Yükleme durumu.

Phonetic : Sesleri gösteren. Sesbilgisel. Ses. Sesçil.

Phonetics synonyms : acoustics, adjektive, adams apple, ablaut, action verb, phonemics, ablative, phonology, accent of group, action noun, phonics.

Phonetics ingilizce tanımı, definition of Phonetics

Phonetics kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Especially those of the human voice. Phonology. The doctrine or science of sounds.