Plosive türkçesi Plosive nedir

  • Kapantılı.
  • Patlama yapan ses.
  • Patlamalı.
  • İçpatlamalı.
  • Patlayıcı (ünsüz).

Plosive ile ilgili cümleler

English: I don't believe in conspiracy theories. I just believe in facts like the use of depleted uranium explosives and phosphorus bombs in the Middle East and the annihilation of Iraq and Afghanistan for oil and other strategic goals.
Turkish: Ben komplo teorilerine inanmam. Ben sadece Orta doğu'da tükenmiş uranyum patlayıcı ve fosfor bombalarının kullanımı ve petrol ve diğer stratejik hedefler için Irak ve Afganistanın imhası gibi gerçeklere inanıyorum.

English: Ali planted some explosives near the middle of the bridge.
Turkish: Ali köprünün ortasına yakın üç patlayıcı bıraktı.

English: The security team checked the car for explosives.
Turkish: Güvenlik ekibi arabada patlayıcı kontrolü yaptı.

English: Are those explosives?
Turkish: Onlar patlayıcı mı?

English: The explosives were hidden in a trash bin.
Turkish: Patlayıcılar bir çöp kutusunun içine saklanmıştı.

Plosive ingilizcede ne demek, Plosive nerede nasıl kullanılır?

Plosives : İçpatlamalı. Patlamalı. Patlama yapan ses.

Check cars for explosives : Araçları patlayıcı madde taşıyıp taşımadıkları yönünden kontrol etmek.

Detonate explosives : Patlayıcıları havaya uçurmak. Patlayıcı maddeleri patlatmak.

 

Disruptive explosive : Güçlü patlayıcı.

Explosive : Hakkında şiddetli tartışmalar yapılan (konu). Kimya, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. İnfilak edici. İş hakları tüzüğüne göre elyaf tozları, toz, duman, gaz, sis, buharlar gibi terimlere ayrılan ve bu terimlerde gerekli açıklamaları yapılan parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zehirli maddeler. Çileden çıkaran. Bozunması sırasında, çok hızla ve büyük niceliklerde ısı veren, tutuşturma, vurma ve başka etkilere karşı duyarlı bileşik. Patlamaya ait. Patlamaya hazır. Tartışmalı. Patlayıcı madde.

Explosiveness : Patlayabilirlik. Patlama özelliği. Patlayıcılık. Patlama veya infilak etme eğilimi. Patlayıcı olma vasfı.

Explosive device : Bir patlayıcı içerisindeki infilak eden (veya infilakı başlatan) cihaz.

Explosive rivet : Tabanca perçini. Patlar perçin.

Explosive force : Patlama kuvveti.

Explosively : Tutuşarak. Patlayarak. Patlayıcı bir tarzda. Patlayıcı şekilde. Yanıcı bir şekilde.

İngilizce Plosive Türkçe anlamı, Plosive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plosive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Click : Jetonu düşmek. Çakılmak. Tıkırdamak. Şapırdatmak. Tıkırdatmak. Tutulmak. Şaklatmak. Kapanıvermek. Anlamak.

Stop : Yenmek. Çeşitli ışık düzengeci açıklıklarında, bir merceğin bağıntılı açıklığını, başka bir deyişle, geçirdiği ışık niceliğini belirleyen sayı; merceğin odak uzunluğunun, ışık düzengeci açıklığına (çapına) bölünmesiyle elde edilir. (örneğin, odak uzunluğu 135 mm, ışık düzengeci çapı 30 mm olan merceğin f sayısı 135:30==4,5'tir ve f 4,5, f:4,5, f/4,5, 1:4,5 gibi çeşitli biçimlerde yazılır). Durak. Dinmek. Mani. Durma. Kesilmek. Resim durdurma. Alıkoymak. Patlayıcı ünsüz.

 

Implosive : Ağızda ani hava sıkışması sonucu oluşan (sesbilim). İç patlamalı. İç patlamayla oluşan.

Plosion : Nefes patlaması. Patlama. İçpatlama. Patlama (dilbilgisi terimi).

Implosions : İçe doğru çökme. Patlamalı iç çökme. İmplozyon. İçe patlama. İç patlama. İçe doğru patlama. İçpatlama.

Glottal catch : Gırtlak vuruşu. Hemze. Ciğerlerden gelen havanın gırtlağa çarpması ve ses tellerindeki açılıp kapanma yüzünden hava akışının birdenbire engellenmesiyle oluşan kesintili ses. türkçede bulunmayan ve arapçada (:) işareti ile karşılanan bu ses, arasıra dilimize arapçadan geçmiş be’s, mebde’, mes’ele, mes’ul, neş’e, hey’et gibi kelimelerde göze çarpar. ancak, söyleyişteki zorluk dolayısıyla bu kelimeler ya yerlerini türkçe karşılıklara bırakmış yahut da araya bir ünlü eklenerek veya hemze atılarak genellikle beis, mebde, mesele gibi şekillere dönüştürülmüştür.

Occlusive : Oklüzyon ile ilgili. Kapatıcı. Ağız kanalının kapanması ve ciğerlerden gelen havanın patlama biçiminde dışarı itilmesiyle oluşan ünsüz; p, b, m, t, d, k, g ünsüzlerinden her biri. Patlayıcı ünsüz. Örtücü. Bloke eden. Tıkayan. Oklusif.

Explosion : Bir yanardağın birden, çok yeğin ve çok yıkıcı biçimde etkinliğe geçmesi. Magmadaki gazların birdenbire yeğin gürültüyle patlaması. Galeyan. Artış. Yanardağ patlaması. Patlama. Coğrafya, kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. İnfilak. Parlama. Tepesi atma.

Implosion : İçpatlama. İmplozyon. İçe doğru çökme. Patlamalı iç çökme. İçe doğru patlama. İç patlama. İçe patlama.

Plosive synonyms : plosive consonant, plosive speech sound, glottal plosive, glottal stop, stop consonant, suction stop, labial stop, plosives, obstruent.

Plosive zıt anlamlı kelimeler, Plosive kelime anlamı

Plosive antonyms : continuant consonant.