Provinces türkçesi Provinces nedir

Provinces ile ilgili cümleler

English: Cities and provinces along the Yangtze River in central China are grappling with the country's worst drought in more than 50 years.
Turkish: Merkezi Çin'de Yangtze nehri boyunca şehirler ve taşra 50 yıldan daha fazla bir süredir ülkenin en kötü kuraklığı ile boğuşuyor.

Provinces ingilizcede ne demek, Provinces nerede nasıl kullanılır?

Bank of provinces : İl özel idareleriyle belediye ve köy idarelerinin ve bu idarelerin kuracakları birliklerle adı geçen idarelere bağlı, tüzel kişiliği sahip olan veya olmayan ve katma bütçeli idare ve kurumların imar ve altyapı planlarının hazırlanmasına katkıda bulunmak amacıyla 1933 yılında belediyeler bankası adıyla kurulan ve 1945 yılında bugünkü adını alan banka. İller bankası.

The provinces : Dışarlık. Taşra.

Baghdad province : Bağdat vilayeti.

Biogeographic province : Biyocoğrafik çevre. Organizmaların coğrafik dağılımında etkili olan, çok özel fiziksel ve kimyasal özellikler taşıyan coğrafik bir alan.

Cape province : Ümit burnu vilayeti. Güney afrika'nın güneyinde bulunan eski bir vilayet. Vilayet burnu.

Through the province : Şehir içinden.

Provincial council of primary education : Başkanlığını vali, ikinci başkanlığını milli eğitim müdürünün yaptığı; belediye başkanı, defterdar ve ilgili daire müdürleri ile okul-aile birlikleri, öğretmen dernekleri, türlü okul yönetici ve öğretmenleri, ilköğretim denetmenleri temsilcilerinden oluşan ve ilköğretim sorunlarını il düzeyinde topluca inceleyen kurul. İl ilköğretim kurulu.

 

Provincialize : Kırsallaştırmak.

Provincially : Geri kafalı bir biçimde.

State or province : Eyalet.

İngilizce Provinces Türkçe anlamı, Provinces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Provinces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Land : Karaya çıkmak. Alan. İniş yapmak. Vatan. Ülke. Kara parçası. Çakmak. Elde etmek. Karaya ayak basmak.

Boondocks : Geri kalmış bölge.

Major : Bir alanda uzmanlık eğitimi görmek veya almak. Branşı doğrultusunda yoğunlaşmak. Bir uzmanlık alanında eğitim görmek. Ana. Ana sertifika. Asıl. Majör. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. İlk notadan itibaren sırasıyla 2 tam, 1 yarım, 3 tam ve 1 yarım aralıklardan oluşan ses dizisi. Büyük.

Majors : Majör. Reşit kimse. Yetişkin. Binbaşı.

County : İlçe. Kont. Yerel idarelerin en küçük birimleri. Eyaletteki yerel yönetim bölgesi. İdari bölge. Eyalet. İdare bölgesi. Abd ilçe.

 

Territorial division : İdari bölge. Bölgesel ayırım.

Business district : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İş bölgesi. Faaliyet alanı. Bir şehir veya kasabada işletmelerin yoğun olarak bulundukları bölge. Ticari bölge. Bir işletmenin çalışma bölgesi. İş merkezi. Bir şehirde çeşitli işyerlerinin toplandığı bölge.

Commonwealth : İngiliz milletler topluluğu. İngiliz imparatorluğu. Ulus. Devlet. Milletler topluluğu. Eyalet. Cumhuriyet. İngiliz uluslar topluluğu. Bağımsız devlet veya topluluk.

Boonies : Geri kalmış bölge. Kırsal bölge. Çok uzak ve izole bölge. (argo) taşra.

Area : Alan, yer, saha. İata'nın üç coğrafi bölgesinden biri. Yöre. Bir tutanakta, özel bir veri türüne ayrılmış belirli bir bölge. en küçük mantıksal veri saklama birimi. Civar. Saha. Area. Bir ülkenin km2 ya da mil2 birimiyle belirlenen alan genişliği. Alan. Yüzölçümü.

Provinces synonyms : ecclesiastical province, soviet socialist republic, australian state, italian region, canadian province, orbit, backblocks, american state, arena, branch, field of study, counties, professions, backland, sphere, backcountry, il, jerkwater, commercial theater, peripheries, work area, bailiwicks, circle of trade, administrative district, the county, bailiwick, specialty, administrative division, the profession, branches, backwoods, eparchy, domain.