Rubbery türkçesi Rubbery nedir

  • Lastiğe benzeyen.
  • Sert (kösele gibi).
  • Kauçuksu.
  • Lastik gibi.
  • Lastiksi.

Rubbery ingilizcede ne demek, Rubbery nerede nasıl kullanılır?

Shrubbery : Fundalık. Çalılar. Çalılık.

Rubber band : Lastik bant. Eczane lastiği. Paket lastiği. Lastik. İnce lastik halka.

Rubber belt : Lastik kayış. Depo bağlantı kayışı. Kauçuklu kayış. Bağlantı kayışı.

Rubber bumper : Kauçuk tampon.

Rubber check : Karşılıksız çek.

Rubber glove : Evişleri ve endüstriyel temizlik işleri ve labaratuvarlarda ve tıbbi işleri yapmak amacıyla kullanılan lastik eldiven. Plastik eldiven. Lastik eldiven.

Rubber insulated : Kauçuk yalıtımlı. Lastik izoleli.

Rubber dinghy : Lastik bot türü. Lastik sandal.

Rubber drain : Yaralarda direnaj amacıyla kullanılan, boyutları 12-24 mm. ve çapları 2-20 mm. arasında değişen delikli veya deliksiz borular. Kauçuk dren.

Rubber hose : Lastik hortum. İtfaiyeci hortumu. Plastikten yapılan boru türü. Kauçuk hortum. Plastik hortum.

İngilizce Rubbery Türkçe anlamı, Rubbery eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rubbery ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elastic : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Lastik. Lastikli. Esnek. Uyumlu. Kuvvetle orantılı olarak uzayıp kısalan (özdek, nesne vb.). Silgi. Değişebilir. Lastik bant. Lastikli şerit.

 

Cartilaginous : Kıkırdaksı. Kıkırdaklı. Esas olarak kıkırdak ihtiva eden. Kıkırdaktan yapılmış. Kartilajinöz. Kıkırdakla ilgili, kıkırdak yapısında, kıkırdaktan oluşmuş, kıkırdaklı, kartilajinöz. Kıkırdak gibi.

Gumlike : Sakıza benzeyen. Sakıza gibi. Dişeti gibi.

Rubberlike : Kauçuk gibi.

Tough : Dayanıklı. Sağlam. Külhanbeyi. Zor. Çetin. Güçlü. Kabadayı. Suç batağı. Baş belası. Zorlu.

Gristly : Kıkırdaksı. Kıkırdaklı. Kıkırdağımsı. Kıkırdak gibi.

Rubbery zıt anlamlı kelimeler, Rubbery kelime anlamı

Inelastic : Sert. Esnek olmayan. Elastikliği olmayan. Esnemez. Elastikiyetliksiz. Esneklik özelliği göstermeyen. Elastik olmayan. Elastikiyetsiz.

Tender : Hassas. Keşif bedeli. Arz etmek. İhale. Müşfik. Körpe. Sunmak. Öneri. Teklif vermek. Ödemek üzere para vermek.