Rundown türkçesi Rundown nedir

  • Kısa bilgi.
  • Yıkık.
  • Harap.
  • Boyutunda veya faaliyetinde azalma.
  • Kısa özet.
  • Azaltma.
  • Özet.
  • Küçültme.
  • İndirim.
  • Sağlıksız.
  • Kısa gözden geçirme.
  • Birşeyin özellikle işin miktarında.
  • Köhne.

Rundown ingilizcede ne demek, Rundown nerede nasıl kullanılır?

Rundowns : Kısa özet. Kısa gözden geçirme. Harap. Boyutunda veya faaliyetinde azalma. Birşeyin özellikle işin miktarında. Kısa bilgi. Sağlıksız. Yıkık. Özet. İndirim.

Rundle : Merdiven basamağı.

Bergschrund : Bir dağ buzulunun en tepesinde bulunan çatlaklar sırası veya yarık.

Brundi : Brundi.

Brundtland report : 1987 yılında birleşmiş milletler dünya çevre ve kalkınma komisyonu’nca hazırlanan ve yoksulluğun kaldırılması, doğal kaynaklardan elde edilen yararın eşit dağılımı, nüfus kontrolü ve çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi gibi sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çözüm arayan rapor. krş. sürdürülebilir kalkınma. Brundtland raporu.

Gerundive : Ortaç. Fiil sıfatı.

Burundi franc : Burundı frankı.

Corundum abrasive : Korindonlu aşındırıcı. Alüminyum oksitli zımpara. Korundumlu aşındırıcı.

Corundum : Korendon. Korundum. Elmastan sonraki en sert mineral. Alüminyum oksit. Dişçilikle kullanılan alüminyum oksid. Korindon. Korund. Alümina. Zımpara.

 

Burundi : Burundi.

İngilizce Rundown Türkçe anlamı, Rundown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rundown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Curtailments : Kesme. Kısma. Kısaltma. İndirme. Kısıntı. Kısa kesme.

Briefer : Kısa. Kısa ve öz. Daha kısa. Özlü.

Curtailment : Kesme. Kısma. Kısa kesme. İndirme. Kısıntı. Kısaltma.

Derogation : Ayrıklık. İhlal. Eksiltme. Dokunma. Bozulma. Zillet. Kötüleşme.

Down at the heel : (amerikan ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş. Harap görünüşlü. Döküntü. Bakımsız. Perişan görünüşlü. Hırpani. Kılıksız. Perişan kılıklı.

Bonification : Geliştirme. İskonto. Ödüllendirim. Bankalarda tasfiyeye uğramış alacaklar arasında, ödemelerini düzenli yapmış, ancak borçları ödeyememezlik durumuna düşmüş iyi niyetli borçlulara uygulanan taksit kolaylığı ile faiz ve komisyon indirimi. vergi bağışıklığı, bir verginin kaldırılması veya dışsatımı özendirmek amacıyla bazı dışsatım mallarının vergi dışı bırakılması. alıcıların uğrayabileceği zararı karşılamak amacıyla ya da fazla miktarda mal satınalanlara satıcının ilave olarak bedelsiz verdiği mal ya da yaptığı fiyat indirimi. sigorta şirketinin hesap dönemlerinde, acenteden alacağı bedelin bir kısmını indirmesi. Tazminat. Bonus. Vergi muafiyeti. İkramiye.

Sum up : Hüküm vermek. Anlamak. Toparlamak. Araştırmak. Bilgi toplamak. Toplamak. Değerlendirmek. Kavramak. Özet çıkarmak. Hulasa etmek.

Cutbacks : Eksiltme. Katbek. Düşüş. Kesinti. Hikayede geriye dönüş. Kesme.

Crummiest : Tapon. Kırıntılarla dolu. Daha aşağı nitelikte olan. Tiksindirici. Kötü. Bakımsız.

 

Rundown synonyms : rundowns, devastated, dodgy, brief, degression, attenuation, creakiest, apercu, abridgments, belittling, frail, defective constitution, kaputt, iller, depreciations, dwarfing, illest, decayed, headnotes, dodgier, demolished, minimization, diminution, shakier, abridgment, antiquated, bedrid, abridgements, assuagements, fustier, discount, crummier, summary.