Seismographer türkçesi Seismographer nedir

  • Sismoğrafi uzmanı.
  • Sismografi uzmanı.
  • Depremlerin titreşimlerini ölçmekte ve kaydetmekte uzman olan kimse.

Seismographer ingilizcede ne demek, Seismographer nerede nasıl kullanılır?

Seismographers : Depremlerin titreşimlerini ölçmekte ve kaydetmekte uzman olan kimse. Sismografi uzmanı. Sismoğrafi uzmanı.

Horizontal seismograph : Depremin yatay bileşenlerinden birini ya da ikisini yazan depremölçer. Yatay depremçizer.

Universal seismograph : Depremin her üç bileşimini özdeş zamanda belirten depremölçer. Evrensel depremçizer.

Vertical seismograph : Depremin düşey bileşenini yazan araç. Düşey depremyazar.

Seismograph : Fizik, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Yerkabuğunun sarsıntılarını çizmede, yeğinliğini belirlemede ve deprem özeğini kestirmede kullanılan duyarlı algıç. Depremyazar. Depremçizer. Sismograf (deprem). Şiddetini ve yerini ölçen bir cihaz. Depremleri yazan araç. Deprem kayıt cihazı. Deprem kayıtçısı. Sismograf.

Seismograms : Deprem eğrisi. Sismogram. Depremlerin ve sismik aktivitelerin görsel kaydı. Deprem kaydı. Sismik kayıtlar.

Seismography : Deprem çizimi. Sismografi.

Seismographs : Şiddetini ve yerini ölçen bir cihaz. Depremçizer. Deprem kayıtçısı. Deprem kayıt cihazı. Sismograf (deprem). Sismograf. Depremyazar. Depremlerin yönünü.

 

Seismographic : Sismoğrafik. Sismograf tarafından kayıt edilen. Depremlerin titreşimlerini ölçme ve kaydetmekle alakalı.

Seismogram : Bir depremin araçlarla çizilmiş eğrisi. Sismogram. Deprem çizisi. Deprem kaydı. Deprem eğrisi. Depremlerin ve sismik aktivitelerin görsel kaydı. Sismik kayıtlar.

İngilizce Seismographer Türkçe anlamı, Seismographer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seismographer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Measuring device : Ölçme aygıtı. Ölçü tesisi. Ölçme aleti. Ölçek. Ölçü aleti. Ölçüm cihazı.

Measuring system : Ölçüm sistemi. Ölçüm dizgesi. Ölçme sistemi. Ölçme dizgesi.

Measuring : Değer biçme. Ölçü. Ölçme. Ölçüm.

Measure : Dikkatle bakmak. Ölçüsünde olmak. Ölçüm. Oran. Ölçüm yapmak. Ölçme aygıtı. Tüze önlemi. Ölçme jüyesi. Tedbir.

Mensuration : Ölçme işlemi. Ölçü bilimi. Ölçme. Hastada oluşan fiziksel değişimlerin niteliğini ve niceliğini anlamak için yapılan bir muayene, mensurasyon. Mensurasyon. Mesaha.

Measuring instrument : Ölçme aygıtı. Ölçü aygıtı. Ölçüm malzemeleri. Ölçme cihazı. Ölçme aleti. Ölçü aleti.

Measurement : Ölçme. Ölçüm. Bir ölçme aracıyla nesneler ve özellikler arasında nitel ve nicel ayrımlar yapma. Bir ya da daha çok kişiye ilişkin bir değişken niteliğin niceliğini ya da derecesini saptama ve sayısal olarak belirtme işi. öğrencilerin belli bir alan ya da konudaki gelişme ve başarılarını uygun araçlar ve yöntemler uygulayarak sayısal sonuçlarla belirleme işi. Ölçülme. Bir değişken taşıdığı özelliği belirtmek için yapılan bir işlem. Özdeğin türlü görünümlerini ve bunların niteliklerini karşılaştırabilmek ve dolayısıyla niceliklerini belirleyebilmek amacıyla nesnelere, ilişkin olduğu niteliğe uygun belli kurallara göre sayı verme işlemi. Bilgisayar, eğitim, fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Türlü toplumsal olguların özelliklerini uygun ölçü araçları kullanarak sayısal olarak saptamaya yönelik bir bilme süreci. En, boy, oylum, süre gibi nicelikleri kendi cinslerinden seçilmiş bir birimle karşılaştırıp kaç birim geldiğini belirtme işlemi.

 

Seismographer synonyms : seismographers.