Measuring device türkçesi Measuring device nedir

  • Ölçü aleti.
  • Ölçme aygıtı.
  • Ölçme aleti.
  • Ölçüm cihazı.
  • Ölçek.
  • Ölçü tesisi.

Measuring device ingilizcede ne demek, Measuring device nerede nasıl kullanılır?

Measuring : Değer biçme. Ölçme. Ölçü. Ölçüm.

Device : Aygıt. Hile. Nişan. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Aparat. Alıcıyı satış konusuna yaklaştıracak, onda ilgi uyandıracak nitelikteki sözler. Cihaz. Araç. Arma. Bilgi üretmek üzere seçilen yordamların öngördüğü işlemleri yerine getirmeye yarayan kullanak ya da olanak.

Measuring and folding machine : Ölçme katlama makinesi. Ölçme-katlama makinesi.

Measuring and rolling machine : Ölçme sarma makinesi. Ölçme-sarma makinesi.

Measuring apparatus : Ölçme aygıtı. Ölçüm aparatı. Ölçme aleti. Ölçü aleti.

Measuring bridge : Ölçme köprüsü. Ölçü köprüsü.

İngilizce Measuring device Türkçe anlamı, Measuring device eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Measuring device ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Measure : Tedbir. Oran. Endazelemek. Ölçmek. Ölçüsünü almak. Dikkatle bakmak. Ölçüsünde olmak. Ölçüm yapmak. Ölçüm.

Measuring apparatus : Ölçüm aparatı.

Scala : Skala. Haritalarda uzunlukların gerçeğe göre ne denli küçültülmüş olduğunu belirleyen oran. Kulak salyangozu içindeki boşluklardan biri. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Merdiven. merdiven şeklindeki bir organ veya yapı.

 

Gauger : Ayarcı. Muhammin. Vergi memuru. Ölçü memuru. Ölçme masdarı. Gümrük memuru. Gümrükçü. Ölçme mastarı. Masdar. Muayene memuru.

Scale factor : Genel büyüklüğü değiştiren uzunluk çarpanı. Ölçek katsayısı. Skala katsayısı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Ölçek çarpanı. Ölçek emsali. Ölçek katsayı.

Scale : Cetvel. Ölçü. Orantılı olmak. Kefe. Tartar. Pul. Barem. I. alt deri veya üst deriden meydana gelmiş olan küçük yassı yapılar. örnek: ganoyit, ktenoyit, kozmoyit, plakoyit pul gibi balık pulları. kemiksel ya da boynuzsal bir maddeden ya da kitinden yapılmış olup dışa doğru uzamış olan çıkıntılar. örnek: sürüngen pulu. kelebeklerin kanatlarındaki desenleri meydana getiren renkli yapılar. bitkilerde epidermisten oluşan yassı küçük yapılar. Ölçeklendirmek. Kabuk.

Gauges : Ayar. Kıstas. Ölçü. Hacim. Kalibre. Kapsam. Kriter.

Measuring instrument : Ölçü aygıtı. Ölçme cihazı. Ölçüm malzemeleri.

[#metre Metred] : Saat ile ölçmek. Ölçü. Metre. Şiir vezin. Ölçer. Radyoaktif aerosolölçer. Vezin. Gösterge. Saat.

Gauge : Kalibre. Ölçü. Mikyas. Basınç, çap, akım, alan gibi doğabilimsel niceliklerin ölçümünde ya da denetiminde kullanılan araç. Yargılamak. Ayarlık. Ayar. Basınç, sıcaklık, akışkan düzeyi, aralık gibi nicelikler ölçen özel aygıt. Ölçüp biçmek.

Measuring device synonyms : metring, gaugers, unit of measurement, scaling factor, meter, metre.