Saat nedir, Saat ne demek

Saat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Saat" ile ilgili cümleler

  • "Elektrik saati. Su saati."
  • "Kolundaki krome saate göz attı." - R. H. Karay
  • "Yemek saati.""Kahvaltı saati. Uyku saati. Çalışma saati."
  • "Oyuncular meyus olmayarak gene saati geldiği vakit perdelerini açtılar." - M. Ş. Esendal
  • "Beş altı mil ötedeki karşı kıyıya bir saatte varabilirdik ancak." - A. Erhat

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Düzenli zaman aralıklarında vuruşlar üreten elektronik çevrimi. Zamanuyumlu bilgisayarda her bir temel işlem saat vuruşlarına uygun biçimde gerçekleştirilir.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: zaman]

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir günün yirmi dörtte biri uzunluğundaki zaman aralığı.

Bir takımyıldızın adı.

Zamanı gösteren araç.

İngilizce'de Saat ne demek? Saat ingilizcesi nedir?:

clock, hour, horlogium, hor. (horlogii)

Fransızca'da Saat ne demek?:

horloge

Saat hakkında bilgiler

Saat, zamanı ölçmeye yarayan alettir. İki farklı zaman arasındaki farkı insanlar tarafından oluşturulan ölçüler dahilinde ölçmeyi sağlar.

 

Saat, ilk defa MÖ 4000'lerde Mısır'da kullanılmaya başlanmıştır. Mısırlılar, Güneş'in her gün belirli bir düzende doğup battığını keşfetmişti. Bundan yararlanarak güneş saatini icat etmeyi başardılar. Bu saat çeşidinde dik duran bir cismin güneşin geliş açısına göre oluşturduğu gölge boyuna bakılarak saat hesaplanıyordu. Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı. Geceleri güneş olmadığından dolayı çalışamıyordu. Bunun üzerine Antik Mısırlılar kum saati ve su saatini icat ettiler.

Saat ile ilgili Cümleler

  • Saat 03:00'te istasyona gitmeliyim.
  • Ben odaya girdiğimde oğlum birkaç saattir yazı yazıyordu.
  • Saat 10'dan önce beni kaldırma.
  • Onu tamir etmek birkaç saatimi aldı.
  • Ali saatini tamir etti.
  • Ali muhtemelen bir saat içinde burada olacak.
  • Saat 03:00'e kadar burada kalacağım.
  • Ali saatini onardı.
  • Saat 10:00'a kadar çalışmaya devam etmeyi planlıyor musun?
  • Saat 10 da ayrılıyorum.
  • 28 Şubatta ö.s. yaklaşık saat üçte buluşabilir miyiz?
  • Jale çit konusunda komşusu ile çene çalarak birkaç saat geçirdi.
  • Saat 10'dan sonra beni arama.
  • Saat 10'dan önce eve gel.

Saat tanımı, anlamı:

Zaman : Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Dönem, devir. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Çağ, mevsim. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit.

 

Alet : Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.

Saat bu saat : "ele geçen fırsattan yararlanmanın tam zamanı" anlamında kullanılan bir söz.

Saat gibi : Tam bir düzgünlükte, tıkır tıkır.

Saat gibi işlemek : Aksamadan, ara vermeden çalışmak.

Saat on bir buçuğu çalmak : Yaşı çok ilerlemiş olmak.

Saat tutmak : Saate bakarak bir işin ne kadar sürdüğünü hesaplamak.

Saati çalmak : Bir şeyin vakti gelmek.

Saati saatine uymamak : Durumu, huyu sık sık değişmek.

Saat açısı : Bir gök cisminin boylamının gözlemcinin boylamına göre kutupta yaptığı açı.

Saat ayarı : Vaktin ve saatin düzenli akışını sağlamak amacıyla yapılmış olan ayar.

Saat başı : Çok sık bir biçimde, arka arkaya. Saatte bir. Her saatin ilk dakikası.

Saat camı : Saat kadranı ve rakamlarını dış etkilerden koruyan özel yapılmış cam.

Saat cebi : Saat konulmak üzere pantolonlara, özellikle yeleklere yapılmış olan cep.

Saat çiçeği : Çarkıfelek.

Saat dairesi : Bir yıldızdan ve göğün kutuplarından geçen büyük daire.

Saat dilimi : Greenwich başlangıç boylamından itibaren yeryüzünü yirmi dört parçaya ayıran, 150 dakikalık bölümlerden her biri.

Saat farkı : Dünya'nın dönüşünden ve meridyen farklılığından oluşan zaman aralığı.

Saat kulesi : Genellikle şehrin merkezinde yer alan, üzerinde saat bulunan kule.

Saati saatine : Tam vaktinde.

Alafranga saat : Bir günü 24 saat sayarak başlangıcını 00.01 olarak kabul eden saat sistemi.

Alaturka saat : Güneşin batışında 12'yi gösterecek bir biçimde ayarlanmış saat, ezani saat.

Ampersaat : Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı.

Ana saat : Gözlemevinde bulunan, saatler içinde en doğru olan ve öbür saatlerin ayarlanmasında kullanılan saat.

Biyolojik saat : Canlılarda her türlü olayın oluşmasına ayrılan süre.

Çalar saat : Ayarlanışına göre istenilen zamanda çalan saat.

Elektronik saat : Elektrik enerjisi ile çalışan saat.

Ezani saat : Güneşin batışında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanan saat.

Guguklu saat : Açılan küçük kapıdan veya pencereden bir guguk kuşunun çıkması ve ötmesiyle saat başlarını ve buçukları bildiren saat.

Kilovatsaat : Bir kilovatlık bir gücün bir saatte verdiği iş ve enerji birimi.

Lümensaat : Işık miktarı birimi lümenlik ışık akısıyla 1 saatte yayılan ışık ölçüsü.

O saat : Hemen, o anda, o saatte.

Ölü saat : Herhangi bir faaliyet veya iş yapılamayan zaman, ölü zaman.

Vatsaat : Gücü bir vat olan bir makinenin bir saatte yapacağı iş.

Yerel saat : Güneş'in 0 meridyen noktasından geçmekte olduğu anda ayarlanan saat.

Yeşil saat : Görüşme yapılabilecek zaman dilimi.

Zevali saat : Öğle vakti 12.00'yi başlangıç olarak alan saat.

Akşam saati : Akşamleyin.

Beslenme saati : Anaokulu, ilköğretim okulu vb. eğitim kurumlarında yemek yeme zamanı.

Bilek saati : Bileğe takılan küçük saat, kol saati.

Cep saati : Cepte taşınan saat.

Çalışma saati : Belirlenmiş, planlanmış çalışma zamanı, iş saati.

Çay saati : Çay içmek için belirlenmiş saat.

Duvar saati : Duvara asılı saat.

Elektrik saati : Elektrik sayacı.

Eşref saati : Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman. İş görecek kimsenin ters davranmayarak, güçlük çıkarmayarak uysallık gösterdiği zaman.

Ezan saati : Ezan vakti.

Güneş saati : Bir düzlem ortasına dikilmiş bir çubuğun, bu düzlem üzerine ayrı ayrı zamanlarda düşen gölgesine bakılarak saati gösterecek bölümler çizilmiş araç.

İş saati : Çalışma saati.

Kol saati : Bileğe takılan saat, bilek saati.

Konsol saati : Konsol gibi düz yerlere oturtulacak biçimde yapılmış saat.

Kontrol saati : Bekçilerin belirli yerlerden geçiş zamanlarını belirleyen alet.

Kum saati : Dar bir boğazla birbirine bağlanmış iki cam kaptan oluşan ve üstteki kapta bulunan kumun aşağıya akmasından yararlanılarak zamanı anlamaya, ölçmeye yarayan araç.

Masa saati : Masa üzerinde kullanılmak üzere yapılmış olan saat.

Mesai saati : Çalışma saatleri, iş zamanı.

Meydan saati : Halkın yararlanabilmesi için alanlara konulan büyük saat.

Okuma saati : Zamanın okumaya ayrılan belli bir bölümü, okuma vakti.

Park saati : Parkmetre.

Su saati : Su sayacı.

Uyku saati : Yatma ve uyuma vakti.

Yaz saati : Bazı ülkelerde, günlerin daha uzun olduğu yaz mevsiminde, saatleri bir veya iki saat ileri alarak elde edilen saat düzeni.

Yıldız saati : Yıldız zamanını gösteren saat.

Altın saatler : Televizyonun en çok izlendiği saatler.

İndirim saatleri : Mağaza veya barlarda günün değişik saatlerinde yapılmış olan indirim anları.

Saat başı galiba : Bir toplantıda, herkesin dalıp sustuğunda bu durumu fark eden bir kimsenin söylediği söz.

Saat bir yönünde : Saat başlarını söyleyerek hedefi yön açısından belirlemek için kullanılan bir söz.

Saatçi : Saat yapan, onaran veya satan kimse.

Saatçilik : Saatçinin işi.

Saatlerce : Uzun süre.

Saatli : Saati olan, saati bulunan.

Saatli bomba : İstenilen saatte patlaması önceden ayarlanmış bomba.

Saatlik : Belli bir saat süresince yapılmış olan veya olan.

Atlıya saat olmaz : "elinde bol imkânlar olan kimse, uzun bir süre içinde yapılabilecek işi çok kısa bir zamanda yapabilir" anlamında kullanılan bir söz.

İyi saatte olsunlar : Cinler, periler.

O saatte : O saat.

Sitteisevir her saati bir devir : "fırtına günlerinde hava her saat değişikliğe uğrar" anlamında kullanılan bir söz.

Vakit saat aramamak : Zamana hiç aldırmamak.

Vakti saati gelince : Zamanı gelince.

Günlük : Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek. Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce. O günkü, o günle ilgili. Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra. Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan.

Yirmi : Bu sayıyı gösteren 20 ve XX rakamlarının adı. On dokuzdan sonra gelen sayının adı. İki kere on, on dokuzdan bir artık.

Dört : Üçten bir artık. Dört sayısının adı. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı.

Eşit : Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi. Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse).

Altmış : Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı. Altı kere on, elli dokuzdan bir artık. Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı.

Dakika : Bir saatlik zamanın altmışta biri. An, zaman. Bir derecenin altmışta biri.

Dilim : Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Radyatör parçalarından her biri. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça.

Ölçme : Ölçmek işi.

Vakit : Geçim, para bakımından elverişli durum. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Çağ. Zaman. Belirlenmiş olan zaman. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz.

Belli : Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr. Beli olan. Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen.

Bir : Beraber. Sadece. Tek. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki.

Sayaç : Hava gazı, elektrik, su vb.nin kullanılan miktarını veya mekanik etkilenmeleri ölçen alet, saat.

Saat başına ortalama ücret : Bir işçiye saat başına ödenen ücretlerin ortalaması.

Saat çemberi : (-dayiresi) (astronomi)

Saat dilimleri : Baş öğlenin 7° 30' doğusu ve 7° 30' batısından kalan 15°lik dilimden başlamak üzere, öğlen çemberleri boyunca yanyana dizilen on beşer derecelik 24 dilime verilen ad. Greenwich gözlemevinden geçen öğlenin doğu vee batısında 15° aralıklarla çizilen öğlenler arasında kalan dilimler. Her dilim içinde eş zamanlar kullanılır; bir dilimden öbürüne geçerken saatler doğu yönünde bir saat ileri, batı yönünde bir saat geri alınır. (coğrafya)

Saat dönüşü : Saat ibrelerinin dönme yönü.

Saat hakemi : Oyun süresini saat ile saptamakla görevli hakem.

Saat kadranı : (astronomi)

Saat vurumu :

Saat yönü : Saatin normal çalışma yönü.

Saat yönünün tersi :

Saatağacı : Edirne şehrinde, Meriç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Diğer dillerde Saat anlamı nedir?

İngilizce'de Saat ne demek? : [Saat (die) ] n. seed, ovule of a plant, grain; source, origin

adv. o'clock

n. hour, watch, clock, timer, ticker, meter, horologe

Fransızca'da Saat : heure [la]

Almanca'da Saat : n. Stunde, Uhr, Zeit, Zeitmesser

Rusça'da Saat : n. час (M), время (N), часы (PL), ходики (PL), счетчик (M)