Yerel saat nedir, Yerel saat ne demek

Yerel saat; bir coğrafya terimidir.

  • Güneş'in 0 meridyen noktasından geçmekte olduğu anda ayarlanan saat

Osmanlıca Yerel saat ne demek? Yerel saat Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mahallî saat

Yerel saat anlamı, kısaca tanımı:

Yerel : Sınırlı bir yerle ilgili olan, lokal. Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan. Yöresel.

Güneş : Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam. Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.

Meridyen : Boylam.

Nokta : Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Nöbetçi bulunan yer. Orta nokta. Yer. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Sınır, derece, radde.

Geçmek : Etki yapmak, işlemek. Yerini bırakıp başka yer almak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Üstünlük sağlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Sönmek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Kalmak, devrolmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kabul edilemez olmak. Bir yerden başka bir yere gitmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Geride bırakmak, aşmak. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Görev almak. Bırakmak, vazgeçmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Yaşamak. Harcamak. Okulda, sınavda başarı göstermek. Bir yere gidip oturmak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Birinden meşk etmek. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Yazılmak, girmek. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak.

 

Ayar : Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.