Vakit nedir, Vakit ne demek

Vakit; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Vakit" ile ilgili cümleler

  • "Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te." - Y. K. Beyatlı
  • "Kâhya, vakit gayri Süleyman, haber saldık gelecekler, pamuklar da kıvamına geldi, demişti." - S. Kocagöz
  • "Onun bu kadar para vermeye vakti yok."
  • "Vaktin bilginleri."
  • "Yemek vakti. Şimdi bunun vakti değil."

Yerel Türkçe anlamı:

Vakit (bk. vagit)

Vakit hakkında bilgiler

Zaman veya vakit, ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir kontinyum. Zaman kavramı, tarih boyunca felsefenin ilgi alanlarından biri olmasının yanı sıra matematik ve fizik çalışmalarının da önemli alanlarından biridir.

Zaman içinde olduğumuz üç mekân ve bir zaman boyutlu uzayzamanın soyut olan boyutu olarak da kabul edilir. Zaman olgusu fizikte 't' (Latince zaman anlamına gelen tempus kelimesinin baş harfi) harfiyle tanımlanır.

Zamanın objektif olarak var olup olmadığı, fiziğin en önemli ve çözülemeyen konularının başında gelir. Planck zamanı denilen saniyenin 10−43'te birinden daha kısa olan süre, fizikçilerce içinde bulunduğumuz 3+1 boyutlu uzayın sınırı ve kara delik ortamının başlangıcı olarak kabul edilir. Tıpkı ışık gibi bükülebileceği varsayılmaktadır. Bu yüzden zaman yolculuğun mümkün olup olmadığı birçok bilim adamı tarafından düşünülmektedir. Zamanın akıp akmadığı veya hangi yönde aktığı da aynı şekilde fiziğin en tartışmalı konulardandır.

 

Uzayzamanda olan her gelişmenin içindedir.(Bu cümle veya cümleler açık değildir ve açıklanmalıdır.) Sebep-sonuç ilişkisi zaman akış oku ile ilgili olup tersine zaman oku da teorik olarak mümkündür.

Vakit ile ilgili Cümleler

  • Vakit azalıyor.
  • Beklerken, dergi okuyarak vakit geçirdi.
  • Kitap okumaya değer mi, yoksa vakit kaybı mı olur?
  • Vakit geceyarısı.
  • Sen ve eşin birlikte vakit geçirmeniz gerekir.
  • Birlikte vakit geçirmek benim için önemli.
  • Ali çocukları ile yeterince vakit geçirmiyor.
  • Vakit çok geç.
  • Vakit gece yarısını geçmiş.
  • Vakit daha erken şu an sizinle gelmem uygun olmaz.
  • Çocuklarınızla vakit harcamanın zararı olamaz.
  • Vakit çok geç oldu; artık gitsem iyi olur.
  • Biz Boston'da birlikte vakit geçirdik.
  • Vakit erken.

Vakit kısaca anlamı, tanımı:

Zaman : Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Çağ, mevsim. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Dönem, devir. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Belirlenmiş olan an. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.

 

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Vakit geçirmek : Oyalanmak, uğraşmak.

Vakit kazanmak : Karşı tarafı oyalayarak kendi hazırlanma süresini uzatmak. bir şeye ayrılan süreyi azaltmak.

Vakit nakittir : "zaman çok değerlidir, boş yere harcanmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Vakit öldürmek : Zamanı yararsız, gereksiz işlerle veya iş yapmadan geçirmek.

Vakit saat aramamak : Zamana hiç aldırmamak.

Vakti gelmek : Ölmek üzere olmak, ölümü yaklaşmak. zamanı gelmek, süresi dolmak.

Vakti olmak : Yapılması için yeterli zaman bulunmak.

Vakti olmamak : Bir kimse veya iş için ayıracak zamanı olmamak.

Vakti saati gelince : Zamanı gelince.

Vaktini almak : Epey zaman harcanmasını gerektirmek.

Vaktini şaşmamak : Her şeyi tam zamanında yapmak.

Vakitler hayrolsun : "vaktinizi güzel geçirin, mutlu olun" anlamında kullanılan bir selamlama sözü.

Vakit kaybetmeden : Hemen, derhâl.

Vakit vakit : Belli olmayan zamanlarda, ara sıra, zaman zaman.

Vaktikerahet : Kerahet vakti.

Vaktizamanında : Vaktiyle.

Ahir vakit : İnsan ömrünün son yılları.

Beş vakit : Bu vakitlerde kılınan namaz. Günün sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı zamanları. Her zaman, günün her saatinde.

Dar vakit : Dar zaman.

Kimi vakit : Ara sıra.

Tez vakit : Tez vakitte.

Akşam vakti : Akşamleyin.

Ezan vakti : Ezan okunma zamanı, ezan saati.

Horoz vakti : Sabahleyin.

İftar vakti : Ramazanda oruç açma zamanı, iftar, iftar zamanı.

İkindi vakti : İkindi için belirlenen süre, ikindi zamanı.

İmsak vakti : Orucun başlama zamanı.

Kerahet vakti : Akşamcılar arasında içkiye başlama zamanı. Namaz kılmanın mekruh olduğu vakit, vaktikerahet.

Kuşluk vakti : Kuşluk.

Namaz vakti : Namazın kılınacağı zaman.

Okuma vakti : Okuma saati.

Öğle vakti : Günün öğle saatlerinde, öğleyin, öğlende, gün ortası, nısfınnehar. Öğle, zeval vakti.

Paydos vakti : İşi bırakma zamanı.

Sabah vakti : Sabahleyin.

Seher vakti : Seher.

Yatsı vakti : Akşam vaktinden sabah vaktine kadar geçen süre. Yatsı.

Zeval vakti : Öğle vakti.

Bir vakitler : Geçmiş zamanda, eskiden, vaktiyle.

Vaki : Olan, olmuş.

Vakitçe : Vakit bakımından, vakte göre.

Vakitli : Zamanında yapılan, zamanında olan.

Vakitli vakitsiz : Uygun zaman gözetmeden, gelişigüzel, rastgele zamanlarda, zamanlı zamansız.

Vakitsiz : Uygun bir zamanda olmayan. Vakti, zamanı gelmeden.

Vakitsiz öten horozun başını keserler : "her söz yerinde ve zamanında söylenmelidir, zamansız ve yersiz söylenen sözler büyük zararlara yol açabilir" anlamında kullanılan bir söz.

Vakitsizlik : Vakitsiz olma durumu.

Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz : "değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Fırsat her vakit ele geçmez : "fırsat insanın eline çok seyrek geçtiği için çıkan fırsat iyi değerlendirilmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

İşten güçten vakit bulamamak : Çok yoğun çalıştığı için zaman ayıramamak.

Kaçmaktan kovalamaya vakit olmamak : Önemli işler yüzünden başka işlere yetişememek.

Alışılmış : Her zamanki, mutat.

Belirtilen : Tamlanan.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Geçim : Anlaşma, uyum. Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet.

Para : Kazanç. Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi.

Ölçü : Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Ölçüt. Ölçme sonucu bulunan rakam. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Değer, itibar. Belirlenmiş boyut. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi.

Çağ : Hamam, duş, banyo vb. yerlerde atık suyun akmasını sağlayan delik. Lavabo, banyo. Büyük bez veya deri torba, cav. Parmaklık, korkuluk.

Bakımından : -e göre. Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından.

Elverişli : Uygun, müsait. İşe yarayan, ergonomik.

Vakit yeli : Şubat içinde esip, karı eriten ılık yel.

Diğer dillerde Vakit anlamı nedir?

İngilizce'de Vakit ne demek? : n. father time, hour, season, time, when, while

Fransızca'da Vakit : temps [le], heure [la]

Almanca'da Vakit : n. Zeit

Rusça'da Vakit : n. время (N), пор`а (F), срок (M), эпоха (F), период (M)