Günlük nedir, Günlük ne demek

Günlük; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Günlük" ile ilgili cümleler

  • "On günlük çocuk. Sekiz günlük gezi."
  • "Derinlerden gelen öd ve günlük kokuları etrafı ve havayı sardı." - A. H. Müftüoğlu
  • "Günlük gazetelerde her gün başvuran öğrencilerin adları yayımlanıyordu." - M. And

Yerel Türkçe anlamı:

Gelin ata ya da arabaya bindiği zaman üzerine örtülen uzun örtü.

Balkon, seren.

Şemsiye.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir bilgisayar dizgesinin kullanıldığı tüm iş geçişlerine ve görevlere ilişkin her türlü bilgiyi, her birimin kullanım süreleri, kullanıcıların kimlikleri ve benzeri tüm ayrıntılarıyla içeren tutanaklar. Bu tutanakların birikmesiyle oluşan kütük; günlük kütüğü.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Hergün tekrarlayan ya da her bir güne ilişkin olan.

Hukuki terim anlamı:

yevmiyye defteri (bk. günce).

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Şemsiye. (Küllük *Iğdır -Kars)

 

Diğer sözlük anlamları:

Gündelik, ücret.

Şemsiye, gölge yapmaya yarayan perde.

Bilimsel terim anlamı:

Günü gününe yayımlanan (gazete ve benzeri).

Tarihsel olayları günü gününe belirten yazılı kaynak.

İngilizce'de Günlük ne demek? Günlük ingilizcesi nedir?:

log, daily, journal, diurnal, chronicle

Fransızca'da Günlük ne demek?:

éphémère

Osmanlıca Günlük ne demek? Günlük Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

yevmî

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Bingöl şehrinde, Yayladere ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Muğla şehrinde, Selimiye bucağına bağlı bir yer.

Günlük anlamı, tanımı:

Günce : Günlük.

Günlük tutmak : Her gün yaşananları, olayları ve anıları bir deftere yazmak.

Günlük defter : Bir işletmenin yaptığı işleri günü gününe geçirdiği defter, yevmiye defteri.

Günlük değer : Beslenmede alınan gıdanın bir gün içindeki kullanımına ilişkin ölçü. Menkul değerlerin bir gün için belirlenen fiyatı.

Günlük dil : Konuşma dili.

Günlük güneşlik : Açık ve bol ışıklı, sıcak, yağışsız (yer veya hava).

Günlük konuşma : Konuşma dili.

Günlük ağacı : Ülkemizde Muğla ilinde yetişen, 20 metre yüksekliğe erişebilen, çınar görünüşünde bir ağaç, sığla (Liquidambar orientalis).

 

Akgünlük : Tütsü olarak yakılan bir ağaç sakızı türü.

Günlü : Belli bir zamanla sınırlı. Tarihli.

Günlük güneşlik görünmek : Sıkıntısız, sorunsuz, huzur ortamında bulunmak.

Günlükçü : Günlük yazarı, günlük tutmuş ve yayımlamış olan kimse.

Bir günlük beylik beyliktir : "hoşa giden bir durum, kısa da sürse çekici ve güzeldir" anlamında kullanılan bir söz.

Geçmiş : Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Çürümeye yüz tutmuş. Geçme işini yapmış. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Arkada kalan hayat. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.

Yayım : Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir. Yayma işi.

Hatıra : Anı. Andaç, anmalık, yadigâr.

Muhtıra : Günlük. Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, memorandum, nota. Herhangi bir şeyi hatırlatmak, uyarmak amacıyla yazılan yazı. Andıç.

Eser : Emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt. İz, işaret, im. Soyut kavramlarda belirti. Yayın, kitap, yapıt.

Tütsü : Dinî törenlerde veya çevrenin güzel kokmasını sağlamak amacıyla yakılan kokulu madde, buhur. İçki.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Gün : Güneş ışığı. Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı. İçinde bulunulan zaman. Çağ, devir. Güneş. İyi yaşanmış zaman. Zaman, sıra. Gündüz. Bayram niteliğinde özel gün. Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre. Tarih.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Günlük alım satım : Piyasa oyuncularının aynı gün içinde yapmış oldukları taşınır değer, döviz ve altın alım satımları.

Günlük büyük yazılık : Günlük ve büyük yazılıklar yöntemini kapsayan ve sonuçlarını bir arada veren iki ayrıntılı yazılık.

Günlük canlı ağırlık artışı : Günlük ortalama canlı ağırlık artışı.

Günlük çalışma süresi : Yasalara göre belirlenen ve işin niteliğine göre değişen bir gün için ençok çalışılabilecek süre. Yasasına göre işçinin bir gün içinde çalıştırılabileceği 8 saatlik süre.

Günlük çekim dizilemesi : Günlük çekimlerin birbirine eklenmesiyle yapılan kaba kurgu.

Günlük çekim eşlemesi : Günlük çekimlerin ses ile görüntü kuşaklarının eşlenmesi.

Günlük çekim gösterimi : Günlük çekimlerin incelenmesi, seçimi, ayıklanması amacıyla yapılan gösterim.

Günlük çekim : Bir çalışma gününde çevrilmiş çekimler. (Bu çekimler aynı gün işlemelikte işlenerek iş eşlemi çıkarılır; aynı akşam ya da ertesi sabah görüntülükte incelenir. Böylelikle bir ilk seçim ve ayıklama gerçekleştirilir).

Günlük değişim : Bir gün içindeki herhangi bir değişme.

Günlük denkleştirme : Gelecek, vadeli işlem, seçme yetkisi ve hisse senedi piyasalarında takas merkezinin, işlemlere taraf olmasının getirdiği kredi riskinden korunmak amacıyla her gün seans sonunda belirlenen kapanış fiyatı ile bir gün önceki kapanış fiyatı farkını alarak gün sonunda her bir sözleşmenin alıcısı ve satıcısının hesaplarını borçlandırarak ya da alacaklandırarak yeniden ayarlaması.

Günlük ile ilgili Cümleler

  • Günlük hayattan uzaklaşmak istedi.
  • Fransızca bir günlük tutardım.
  • Ben son üç yıldır Fransızca bir günlük tutuyorum.
  • Günlük hayatımda sağlığıma zarar vermemek için vücudumla çeşitli şekillerde ilgileniyorum.
  • Sadece eski bir günlük buldum.
  • Günlük en az sekiz saat uyumam gerektiğini biliyorum ama genellikle daha az uyuyorum.
  • Ali bir günlük izin almaya karar verdi.
  • Günlük hedefi nedir?
  • Günlük işinden vazgeçme.
  • Günlük hayatında fazla enerji kullanmaya karar verdi.
  • Orkideler günlük bakım ister.
  • Bu günlükler ağır.
  • Günlük gazete dünya'nın sorunlarını kahvaltı masasına getirir.
  • İş ilişkilerim hakkında günlük kayıt tutarım.

Diğer dillerde Günlük anlamı nedir?

İngilizce'de Günlük ne demek? : adj. daily, day to day, of every day, everyday, fresh, diurnal, per diem, quotidian, workaday

adv. casually, per diem

n. diary, daybook, journal, frankincense

Fransızca'da Günlük : actuel/le, courant/e, diurne, quotidien/ne

Almanca'da Günlük : adj. frisch, täglich, tagtäglich

Rusça'da Günlük : n. дневник (M), повседневность (F), ладан (M), фимиам (M), курение (N), зонтик от солнца (M)

adj. дневной, суточный, ежедневный, повседневный, будничный, житейский

adv. буднично