Scale factor türkçesi Scale factor nedir

  • Ölçek emsali.
  • Ölçek katsayısı.
  • Ölçek katsayı.
  • Skala katsayısı.
  • Genel büyüklüğü değiştiren uzunluk çarpanı.
  • Ölçek çarpanı.
  • Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Ölçek.

Scale factor ingilizcede ne demek, Scale factor nerede nasıl kullanılır?

Scale : Pul pul olmak. Kazantaşı. Orantılı olmak. Ölçü aygıtları, çizim, çizge vb. üzerine düzgün aralıklarla konan imler. Isıtılan sert suyun, bulunduğu kabın iç yüzeylerinde oluşturduğu katman. Biyoloji, fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Tarife. Pul. Kefe. Kazan taşı.

Factor : Kahya. Öge. Etmen. Finansör (üretimde). Hayvan beslemede, bir vitamin, mineral veya diğer bir besin maddesi veya besin maddesi olmayan, genellikle hayvanın büyümesi veya döl verimi üzerine etkili olan, tanımlanmış veya henüz tanımlanmamış bulunan madde. istatistiksel çalışmalarda, kategorik değişken ve nitel özelliğe sahip değişken, etmen. Unsur. Biyolojik, iklimsel, besinsel vb. olabilen ve bir etki yapan herhangi bir ajan. bir biyokimyasal olayda görev yapan, henüz tamamıyla tanımlanmamış bir madde ya da etken. çoğunlukla tanımlandıktan sonra da kullanılmaya devam edilir ya da ayrıca isimlendirilir. Aracı kuruluş. Bir olayın oluşumunu etkileyen değişkenlerden her biri. İstatistiksel çalışmalarda, kategorik ve nitel özelliğe sahip değişken.

 

Custom scale factors : Özel ölçek etkenleri.

Time scale factor : Zaman cetveli faktörü.

Scale analysis : Yığışımlı ölçeği oluşturacak sınarları seçerken ölçektartım çizelgesine bakarak açık tutarsızlık gösteren ya da yığışımlı niteliğe uygun düşmeyen sınarların elenmesini sağlayan çözümleme. Ölçek çözümlemesi.

Scale armor : Zırhlı elbise.

İngilizce Scale factor Türkçe anlamı, Scale factor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scale factor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scale : Derece. Teraziye vurmak. Hesaplamak. Tartar. Basamak. I. alt deri veya üst deriden meydana gelmiş olan küçük yassı yapılar. örnek: ganoyit, ktenoyit, kozmoyit, plakoyit pul gibi balık pulları. kemiksel ya da boynuzsal bir maddeden ya da kitinden yapılmış olup dışa doğru uzamış olan çıkıntılar. örnek: sürüngen pulu. kelebeklerin kanatlarındaki desenleri meydana getiren renkli yapılar. bitkilerde epidermisten oluşan yassı küçük yapılar. Cetvel. Ölçü. Ölçeklendirmek. Bohr atom kuramına göre çekirdek çevresindeki elektronların durağan konumlarını belirleyen ve k, l, m...'simgeleriyle gösterilen eşözekli yuvarlar. 2— bir metalin yenimi sırasında yüzeyinde oluşan kalın, görünebilen katman. bir ısı değiştiricinin gövdesi.

Scaling factor : Ölçeklem katsayısı. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Ölçekleme faktörü. Bir sorun'un çözümünde elde edilecek sonucun, makinece deyimlenebilecek sınırlar içinde elde edilmesi için, çarpıldığı katsayı; ölçek. Ölçekleme oranı. Ölçekleme katsayısı. Bölme katsayısı.

 

Measuring device : Ölçüm cihazı. Ölçü tesisi. Ölçme aygıtı. Ölçü aleti. Ölçme aleti.

Scala : Kulak salyangozu içindeki boşluklardan biri. Skala. Merdiven. merdiven şeklindeki bir organ veya yapı. Haritalarda uzunlukların gerçeğe göre ne denli küçültülmüş olduğunu belirleyen oran. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır.