Setts türkçesi Setts nedir

Setts ile ilgili cümleler

English: The people of Massachusetts were extremely angry.
Turkish: Massachusetts'in insanları son derece kızgın.

English: Tom's trial was moved to Boston, Massachusetts.
Turkish: Tom'un davası Massachusetts'teki Boston'a taşındı.

English: Ali worked as a carpenter in Boston, Massachusetts.
Turkish: Ali Boston, Massachusetts'de marangoz olarak çalıştı.

English: They were able to live as they wanted in Massachusetts.
Turkish: Onlar Massachusetts'de istedikleri gibi yaşayabildiler.

Setts ingilizcede ne demek, Setts nerede nasıl kullanılır?

Massachusetts : Amerika'da eyalet. Masachusets eyaleti. Abd'nin doğu sahilinde bir eyalet. Abd'nin doğu kıyısında bir eyalet.

Massachusetts bay colony : Masachusets körfez kolonisi. 1600'lerin başlarında ve ortalarında yeni dünya püritenleri tarafından kurulan koloni.

Massachusetts institute of technology : Massachusetts teknoloji enstitüsü.

Massachusetts trust : Bir servetin yediemin ve yatırımcıların satın aldığı güvenilir birimler tarafından yönetilmesi şeklindeki iş organizasyonu tarzı (bir şirketin hisse senetlerini satın almaya benzeyen). Masachusets itimadı.

Narragansetts : Rhode adası kızılderili halkından olan kimse. Geçmişte rhode adası'nda (abd) yaşamış kızılderili halkı. Rhode ısland eyaletinde yerleşim yeri.

 

Setter in : Döşeyen kimse. Sokan kimse. İçine yerleştiren kimse. İçine koyan kimse. Ekleyen kimse. Kakma işleyen kimse.

University of massachusetts : Massachusetts üniversitesi. Amherst'te ana kampüse ve massachusetts eyaletinde (abd) 4 uydu kampüse sahip büyük bir devlet üniversitesi sistemi. Umass.

Setters : Dizgici. Muhbir. Av köpeği. Makineyi hazırlayan işçi. İhbarcı. Setter.

Setter on : Kışkırtıcı. Tahrikçi.

Settee bed : Yataklı kanape.

İngilizce Setts Türkçe anlamı, Setts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Setts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Paving tile : Yer karosu. Kaldırım tuğlası. Taban çinisi. Çini.

Flagstone : Büyük ve yassı kaldırım taşı. Döşeme taşı. Bkz.flag. Yassı kaldırım taşı. Büyük ve yassı döşeme taşı. Yassı taş. Kaplama plakası.

Paving stone : Parke taşı. Kaplama taşı. Döşeme taşı.

Kerbstone : Bordürtaşı. Kaldırımın yükseltilmiş kenarını oluşturan taş veya taşlar dizisi. Kaldırım kenar taşı. Bordur taşı. Bordür taşı. Bordürün bir kısmını oluşturan kaldırım taşı.

Curbstones : Bordur taşı. Kaldırım kenar taşı. Bordürtaşı. Bordür taşı.

Cubes : Küpler. Küp. Parke taşı.

Ringside : Ringe veya sirk sahnesine yakın (yer). Ring kenarı.

Elbow room : Yeterince alan. Yeterli alan. Hareket alanı. Hareket edecek alan.

Cobblestone : Arnavut kaldırımı taşı. Arnavut kaldırım taşı. Yassı yuvarlak taş. Arnavut kaldırımı. Parke taşı.

Parquet : Sıva. Parke kaplamak. Gösteri salonlarında orkestraya bitişik bölüm. Parke. Parter. Parke döşemek.

Setts synonyms : parquet circle, seating room, tiered seat, ringside seat, seating area, circle, curbstone, dress circle, flagstones, way, kerbed, seat, kerb, cobble, room, seating, sett, parterre, cube, orchestra, cobblestones, stall.